Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/5889 E. 2026/4141 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5889
- Karar No
- 2026/4141
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/996 Esas, 2025/1488 Karar HÜKÜM : Asıl ve birleşen davaların reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2024/16 E., 2025/99 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davalarda davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR I. DAVA Asıl ve birleşen davalarda davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile asıl davada davalılar ...İnş. San. Tic. Ltd. Şti. ve ... Tem. Dinl. Tic. San. Ltd. Şti. ortak girişimi arasında 18.11.2015 tarihinde, ... A.Ş. mal ve hizmet alımına ilişkin esas ve usullere göre yapılacak olan gönderilerin toplanması, yüklenmesi, boşaltılması, ayrımı, sevki ve işlenmesi hizmetlerine ilişkin dört adet sözleşmenin, birleşen Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/633 E. sayılı dosyasında davalı... Taş. Ltd. Şti. arasında ... Hizmet Alımına Ait 1. Grup (İstanbul Avrupa Yakası) sözleşmesi ve .... İhale Kayıt Numaralı ... Hizmet Alımına Ait 9. Grup (Sakarya) sözleşmeleri olmak üzere iki adet sözleşmenin, birleşen Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/762 E. sayılı dosyasında davalı ... (eski unvanı: ... İnş. Oto. San. ve Tic. A.Ş.) ile ....Ltd. Şti. arasında 01.12.2017 tarihli ve 30.03.2017 tarihli "Gönderilerin toplanması, yüklenmesi, boşaltılması, ayrımı, sevki ve işlenmesi hizmetlerinin" .... Bölgede yürütülmesi doğrudan temin ...Grup Bursa (...) sözleşmesi, yine 01.11.2017 tarihli ve 30.03.2017 tarihli gönderilerin toplanması, yüklenmesi, boşaltılması, ayrımı, sevki ve işlenmesi hizmetlerinin 20. Bölgede yürütülmesi doğrudan temin 5. Grup Eskişehir (Kütahya- ...) sözleşmesi olmak üzere iki adet sözleşmenin akdedildiğini, müvekkilince 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun (KDV Kanunu) 9. maddesi ve KDV Genel Uygulama Tebliği'nin (I/C.2.1.3.2.5.) bölümü uyarınca söz konusu sözleşmelere istinaden anılan şirketlere yaptığı ödemelerden, KDV tutarının 9/10'unu sorumlu sıfatıyla tevkif edip vergi dairesine ödemesi gerekmekle birlikte davalıların düzenledikleri faturalar nedeniyle KDV tutarının tamamının anılan şirketlere ödendiğini, akabinde ise KDV mevzuatından kaynaklanan zorunlulukları gereği 9/10 oranındaki tevkif KDV'yi, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun (VUK) 371. maddesi hükümlerine göre pişmanlıkla vergi dairesine beyan ederek ödemek durumunda kaldığını, davalı şirketler tarafından katlanılması gereken vergi yükünün, hak ediş ödemelerinde yükleniciye KDV'nin tevkifat yapılmaksızın tam olarak ödenmiş olması sebebiyle davalıların sebepsiz zenginleştiğini ileri sürerek asıl davada 1.304.932,91 TL'nin, birleşen 2022/633 E. sayılı davada 863.363,11 TL’nin, birleşen 2022/762 E. sayılı davada 1.580.372,99 TL’nin temerrüt faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP 1.Asıl davada davalılar vekili cevap dilekçesinde; asıl davanın reddini istemiştir.
2.Birleşen davalarda davalılar, savunmada bulunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ...Ortaklığı'nın ..Vergi Dairesi'nden gelen bilgilere göre 2015-2016 yılı KDV beyannameleri ekinde yer alan... bildiriminin, davacı defter kayıtlarında yer alandan daha fazla olduğu görülmekle bu davalıların vergi dairesine KDV borcunun bulunmadığı, bu nedenle adı geçen davalılarının sebepsiz zenginleştiğinden bahsedilemeyeceği, yine ...Ortaklığı'nın 2015-2016 yıllarında ....Vergi Dairesi'ne sunduğu KDV beyannameleri ile BS bildirimlerinin davacı defter kayıtlarından daha fazla beyan edildiği ve faaliyetinin sona erdiği Eyül 2016 dönemi itibariyle vergi dairesine toplam 23.458,00 TL vergi asıl borcunun bulunduğu, ancak borcun ilgili adi ortaklık ile vergi dairesi arasındaki ilişkiyi ilgilendirdiği, taraflar arasında gerçekleştirilen işe ilişkin KDV'nin tamamının vergi dairesine beyan edildiği, bu nedenle davalının sebepsiz zenginleştiğinden bahsedilemeyeceği, davalıların davacı tarafından faturalarda kesinti yapılmayan KDV tutarlarını bağlı oldukları vergi dairelerine beyan etmemeleri hâlinde kendilerine ait vergiyi ödemeyerek davacıya ödetmiş olacaklarından davacının KDV beyan etmeyen davalılardan fazla ödediği KDV'yi talep edebileceği, ancak dosyada böyle bir durumun söz konusu olmadığı, zira davacının vergi sorumlusu sıfatıyla davalılardan kesinti yapmadığı, KDV tutarlarının tamamını davalıların bağlı oldukları vergi dairelerine beyan etmeleri nedeniyle davalıların sebepsiz zenginleşmelerinden bahsedilemeyeceği, davalılar kendilerine fatura bedeliyle birlikte ödenen %18 KDV'yi vergi dairesine beyan ettiklerinden ister vergi ödensin ister ödenmesin, artık bu vergiyi ödeme yükümlüğünün kendilerine ait olduğu, ödememeleri hâlinde vergi dairesine karşı sorumlu bulunacakları, ayrıca bu KDV tevkifatından yasal düzenleme gereğine sorumlunun davacı alıcı olduğu, faturalarda 9/10 KDV tevkifatı yapmaması nedeniyle gecikme cezası ve faizinden de kendisinin sorumluluğunda kaldığı, bu miktarların da davalılardan talep edilemeyeceği gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiş, hüküm, asıl ve birleşen davalarda davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının reddine dair hüküm kurmak gerektiği, KDV Kanunu ve KDV Genel Uygulama Tebliği'nin ilgili hükümleri uyarınca "iş gücü temini hizmeti alınması durumunda", alıcıların satıcılara KDV tutarının tamamını ödemeyip 9/10'luk kısmını tevkif etmesinin ve bu kısmı kendi vergi dairesine beyan edip ödemesinin, buna karşılık 1/10'luk kısmının ise satıcıya ödenmesinin, satıcının da bu 1/10'luk kısmı kendi vergi dairesine beyan ederek ödemesinin gerektiği, davacı tarafça davalılardan alınan hizmet bedelinin KDV tutarının tamamının davalılara ödenmesinin ardından davalılardan alınan hizmetin "iş gücü temini hizmeti" olduğundan bahisle daha önce davalılara ödenen KDV tutarının 9/10'luk kısmının, bu kez vergi dairesine beyan edilerek tekrar ödendiği, iş bu asıl ve birleşen davalarda ise davacı tarafça ödenen anılan 9/10'luk bu kısmın davalı taraftan geri istendiği, Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliği'nin "Kapsam" başlıklı 2.1.3.2.5.2. maddesinde, "Gerçek veya tüzel kişiler, faaliyetlerinin yürütülmesine ilişkin olarak ihtiyaç duydukları işgücünü, kendilerine hizmet akdi ile bağlı ücretli statüsünde hizmet erbabı çalıştırarak temin etmek yerine, alt işverenlerden veya bu alanda ya da başka alanlarda faaliyette bulunan diğer kişi, kurum, kuruluş veya organizasyonlardan temin etmektedirler. Bu tür hizmetler, esas itibarıyla, temin edilen elemanların, hizmeti alan işletmenin bilfiil sevk, idare ve kontrolü altında çalıştırılabilmesinin mümkün bulunduğu durumlarda tevkifat kapsamına girmektedir. Bu şekilde ortaya çıkan hizmetlerde aşağıdaki şartların varlığı halinde tevkifat uygulanır: - Temin edilen elemanların, hizmeti alana ücretli statüsünde hizmet akdiyle bağlı olmaması gerekmektedir. - Temin edilen elemanların, hizmeti alanın sevk, idare ve kontrolü altında çalıştırılması gerekmektedir. Elemanların işletmenin mal ve hizmet üretimi safhalarından herhangi birinde çalıştırılması halinde, sevk, idare ve kontrolün hizmeti alan işletmede olduğu kabul edilir. Dolayısıyla işgücü temin hizmetinin varlığının tespitinde; hizmetin ifasında kullanılan elemanların işgücü temin hizmetini veren firmanın bünyesinde bulunması ve ona hizmet akdiyle bağlı olması, hizmeti alanın sevk, idare ve kontrolü altında çalıştırılması gibi karineler göz önünde bulundurulur, bu hususların varlığı, taraflar arasında bir sözleşme yapılmışsa bu sözleşmedeki hükümler veya sözleşmeye bağlı teknik şartnamedeki açıklamalar da dikkate alınarak tespit edilir. İşgücü temin hizmeti veren mükellefin, söz konusu hizmeti bir başka mükelleften temin ettiği elemanları kullanarak sunması halinde, sadece kendisine verilen işgücü temin hizmetinde tevkifat uygulanır. ..." hükmünün yer aldığı, taraflar arasındaki sözleşmenin iş gücü temin hizmeti sayılabilmesi için KDV Genel Uygulama Tebliği'nin 2.1.3.2.5.2. maddesinde yazılı olduğu üzere "elemanların sevk, idare ve kontrolünün" hizmet alan davacıda olması gerektiği, taraflar arasında imzalanan sözleşmelerin tamamının 27. maddelerinde açıkça, "PTT yüklenicinin çalıştırdığı işçilerin muhatabı ve sorumlusu değildir." şeklinde hüküm yer aldığı, hükmün işçilerin sevk ve idaresinin hizmet alınan davalı tarafta olduğunu gösterdiği, davalı tarafından üstlenilen işin Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliği'nin 2.1.3.2.5.2 maddesi kapsamında iş gücü temini niteliğinde olmadığı ve KDV tevkifatına tabi bulunmadığı, KDV tevkifatına tabi olmayan bir iş nedeniyle davacı tarafından yapılan tevkifat işleminin mevzuata aykırı bulunduğu, KDV tevkifatından dolayı davalı tarafın davacı idareye borcunun bulunmadığı, taraflar arasındaki akdi ilişki dikkate alındığında davalının sebepsiz zenginleştiğinden bahsedilemeyeceği, idari yargıda verilen kararlar ile taraflar arasında imzalanan sözleşmelerin "işgücü temini" niteliğinde olmadığı, yani 9/10 KDV tevkifatına tabi bulunmadığı, davacının vergi dairesine yaptığı dava konusu ödemelerin hatalı olduğu hususlarının kesinleştiği, idari yargıda kesinleşen bu tespitlerin, adli yargı mahkemeleri için de kesin delil teşkil edeceği, aksinin kabulünün hukuk yargılamasında geçerli bulunan hukuki belirlilik ilkesi ile uyuşmayacağı, davalı tarafça üstlenilen işin Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliği'nin 2.1.3.2.5.2 maddesi kapsamında iş gücü temini niteliğinde olmadığı, KDV tevkifatına tabi bulunmadığı, KDV tevkifatına tabi olmayan bir iş nedeniyle davacı tarafından yapılan tevkifat işleminin mevzuata aykırı olduğu, KDV tevkifatından davalıların davacı idareye borcunun bulunmadığı, davalıların sebepsiz zenginleşmediği, İlk Derece Mahkemesince açıklanan gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davalarda davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının esastan reddine, asıl ve birleşen davalarda davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl ve birleşen davaların açıklanan gerekçelerle reddine karar verilmiş, hüküm, asıl ve birleşen davalarda davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A.Dava ve Hukuki Nitelendirme Asıl ve birleşen davalar, taşıma sözleşmesine dayalı olarak KDV Kanunu ve KDV Genel Uygulama Tebliği kapsamında "işgücü temini hizmeti" alan davacı Kurum'un, KDV tutarının tamamını davalıya ödemeyip 9/10'luk kısmını tevkif etmesi gerekirken davalıya ödeme yapılmasının ardından bu kez vergi dairesine beyan edilerek tekrar ödendiği iddiasına dayalı olarak 9/10'luk KDV bedelinin istirdadı istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle asıl ve birleşen davalarda davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 02.07.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.