Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/5672 E. 2026/2702 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5672
- Karar No
- 2026/2702
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/759 Esas, 2025/970 Karar HÜKÜM : Davanın reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 4. Asliye ... Mahkemesi SAYISI : 2022/530 E., 2024/669 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 21.05.2013 tarihli "Gönderilerin Toplanması, Yüklenmesi, Boşaltılması, Ayrımı, Sevki ve İşlenmesi Hizmetlerinin Yapılmasına İlişkin Sözleşmenin" imzalandığını, 3065 sayılı KDV Kanunu'nun (KDVK) 9. maddesi ve Katma Değer Vergisi (KDV) Genel Uygulama Tebliği gereği davalıya yaptıkları ödemelerin KDV'sinin 9/10'u oranında tevkif KDV'nin sorumlu sıfatı ile vergi dairesine ödenmesi gerekirken davalıya ödendiğini, akabinde ise KDV mevzuatından dolayı 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun(VUK) 371. maddesindeki pişmanlık hükümleri ile vergi dairesine ödediklerini, davalının “sebepsiz zenginleşme” hükümlerine göre fazladan tahsil ettiği tutarı iade etmesi gerektiğini ileri sürerek 8.917.630,28 TL'nin 12.03.2021 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari (avans) faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde, taraflar arasındaki 15.12.2015 tarihli son sözleşmede İstanbul Mahkemelerinin yetkili kılındığını, bu yetki sözleşmesinden sonra başka bir yetki sözleşmesi yapılmadığı ve İstanbul Mahkemelerinin yetkili olduğunu, davanın zamanaşımına uğradığını, dava konusu ödemenin müvekkilinden istenebilmesi için ödemeyi mahkeme kararı zoruyla yapmış olmasının Teknik Şartnamenin 10.5 ve 10.14. maddelerine göre zorunlu şart bulunduğunu, davacının iddiasının aksine yapılan işin tevkifata tabi olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki sözleşmenin "İşin Tanımı" başlıklı 5.1. maddesinde, sözleşme konusu iş yönünden "PTT'ce kabul edilen her türlü gönderinin toplanması, araçlara yükleme ve boşaltılması, PTT'nin uygun göreceği işyerlerinde ve belirteceği sisteme göre gönderilerin işlenmesi, işlenen gönderilerin ilgili servislere ve/veya posta yapılması ile işyerlerinden toplu olarak kabul edilen gönderilerin paketleme/ambalajlama, tartımın toplam 20 bölgede 2199 işçi ve muhtelif tipte 188 araçla yaptırılması işidir.” şeklinde düzenlemeye yer verildiği, bu nedenle sözleşme konusu işin konu ile ilgili Tebliğ ile sözleşme ve ekleri kapsamında “İşgücü temini” olduğu ve KDV tevkifatına tabi bulunduğu, 26.04.2014 tarih ve 28983 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan KDV Kanunu Genel Uygulama Tebliği'nin 2.1.3.2.5 İşgücü Temin Hizmetleri Bölümünde, tebliğ kapsamında KDV tevkifatı yapılacağı belirtilen ve dava konusu işi de kapsadığı anlaşılan faaliyetlerinin yürütülmesiyle ilgili işlemlerde kullanılan işgücünün sağlanması şeklinde verilen hizmetlerde-işgücü temin hizmet alımlarında-alıcılar (dosyamızda davacı) tarafından 9/10 oranında KDV tevkifatı uygulamasının yapılacağının hükme bağlandığı, işgücü temini ile ilgili olarak yapılacak KDV tevkifatının kapsamını düzenleyen aynı Tebliğin “2.1.3.2.5.2. Kapsam” başlıklı bölümünde ise, bu tür hizmetlerin esas itibariyle temin edilen elemanların hizmet alan işletmenin bilfiil sevk, idare ve kontrolü altında çalıştırılabilmesinin mümkün olduğu durumlarda tevkifat kapsamına girdiğinin açıkça belirtildiği, nitekim bahse konu sözleşmenin 18.1 maddesi dikkate alındığında, sözleşme konusu işin sözleşme ve eklerine uygun olarak yürütülüp yürütülmediğinin idare tarafından görevlendirilen kontrol teşkilatı aracılığıyla denetleneceğinin açıkça belirtildiği sabit olduğundan, işin KDV tevkifatına tabi bulunduğunun kabulünün gerektiği, bu durumda davacı işveren kurumun vergi sorumlusu sıfatıyla vergi mükellefi sıfatını haiz ve yüklenici konumundaki davalı Şirket ile 9/10 oranında KDV tevkifatına tabi olduğu anlaşılan dava konusu sözleşme kapsamında davalı yerine yaptığı sabit olan 8.917.630,28 TL ödemenin davalı yüklenicinin kusurundan kaynaklanmadığı anlaşılan 74.217,65 TL'lik pişmanlık zammı kısmı haricinde kalan bakiye 8.843.412,63 TL'lik kısmını davalıdan rücuen talep edebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile dava konusu 8.843.412,63 TL alacağın davalının temerrüt tarihi olan 08.04.2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki sözleşmenin işgücü temin hizmeti sayılabilmesi için KDV Genel Uygulama Tebliği 2.1.3.2.5.2. maddesinde yazılı olduğu üzere "elemanların sevk, idare ve kontrolünün" hizmet alan davacıda olması gerektiği, taraflar arasında imzalanan sözleşmelerde yüklenicinin, sözleşme konusu iş ile ilgili çalıştıracağı personele ilişkin sorumluluklarının, ilgili mevzuatın bu konuyu düzenleyen emredici hükümleri çerçevesinde yükleniciye ait olduğuna, PTT'nin yüklenicinin çalıştırdığı işçilerin muhatabı ve sorumlusu bulunmadığına ilişkin düzenlemeye yer verildiği, bu nedenle davalı tarafından üstlenilen işin KDV Genel Uygulama Tebliği'nin 2.1.3.2.5.2 maddesi kapsamında işgücü temini niteliğinde olmadığı ve KDV tevkifatına tabi bulunmadığı, KDV tevkifatına tabi olmayan bir iş nedeniyle davacı tarafından yapılan tevkifat işleminin mevzuata aykırı bulunduğu, KDV tevkifatından dolayı davalı tarafın davacı idareye borcunun bulunmadığı ve taraflar arasındaki akdi ilişki dikkate alındığında, davalının sebepsiz zenginleştiğinden bahsedilemeyeceği, ayrıca dava dışı kişiler tarafından davacı PTT'nin aynı nitelikteki KDV tevkifatı işlemi nedeniyle Vergi Dairesi Başkanlığı'na açılan davalarda, İlk Derece Mahkemelerince, yüklenici şirketler tarafından üstlenilen işin, işgücü temini niteliğinde olduğundan bahisle yapılan 9/10 oranındaki Katma Değer Vergisi tevkifatında hukuka uygunluk görülmediği gerekçesiyle verilen davanın kabulüne ve dava konusu işlemlerin iptaline dair kararların derecattan geçerek kesinleştiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, taşıma sözleşmesine dayalı olarak, 3065 sayılı KDV Kanunu ve KDV Genel Uygulama Tebliği kapsamında, "işgücü temini hizmeti" alan davacı Kurumun, KDV tutarının tamamını davalıya ödemeyip 9/10'luk kısmını tevkif etmesi gerekirken, davalıya ödeme yapılmasının ardından, bu kez vergi dairesine beyan edilerek tekrar ödendiği iddiasına dayalı olarak 9/10'luk KDV bedelinin istirdadı istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden taraflara ayrı ayrı yükletilmesine, 07.05.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.