Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/5686 E. 2026/2979 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5686
- Karar No
- 2026/2979
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1741 Esas, 2025/1215 Karar HÜKÜM : Davanın reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 2. Asliye ... Mahkemesi SAYISI : 2020/595 E., 2021/351 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; muris ...'ün Adana 11. İcra Müdürlüğünün 2012/9859 E. sayılı dosyasıyla müvekkiline karşı kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip başlattığını ve müvekkilinin evini sattırarak alacağa mahsuben aldığını, ancak davalıya karşı herhangi bir borcu bulunmadığını, ... tarafından dolandırılan müvekkilinin söz konusu senedi düzenleyip davalıya teslim ettiğini, müvekkilinin düştüğü hatayı anlayıp senetleri istediğini ancak davalılar murisinin söz konusu senetleri iade etmeyerek iki adet senetten birini takibe koyduğunu, müvekkilinin dolandırıldığını ve bu hususta Adana Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğunu, Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/201 E. sayılı dosyasında yapılan yargılama neticesinde davalılar murisinin beraat ettiğini ancak, sanığın beraat etmesinin sebepsiz zenginleşmeyi ortadan kaldırmadığını, iradesinin davalı tarafından sakatlandığını, savcılık evraklarındaki tanık ifadelerinden görüleceği üzere taraflar arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığını, bu senet karşılığında ne bir mal ne de para almadığını, davalı tarafın savcılık aşamasındaki ev satın alma amaçlı para verdiği iddiasının doğru olmadığını ileri sürerek müvekkilinin davalılar murisine borçlu olmadığının tespitine, açılan dava değeri kadar bedelin istirdadına karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile dava değerini 156.562,50 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacının davasında haksız ve kötüniyetli olup, sebepsiz zenginleşmeye yol açacak talepte bulunduğunu, davalılar murisinin ceza davasından beraat ettiğini, davacının borçlu olduğunu, bu durumun icra dosyasından açıkça görüleceğini, kambiyo senetlerinin soyut borç ikrarı içerdiğini, davacının müvekkillerine borcu olduğunu, davacının borçlu olmadığını yazılı delillerle ispat etmesi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dolandırıcılık nedeniyle yapılan yargılamada Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/201 E. sayılı dosyasından sanık ...'ün beraat ettiği, hükmün gerekçesinde ''katılanın sanığa gerçekte borçlu olmadığı halde muvazalı olarak 150.000,00 TL bedelli bir adet bono verdiği hususunun gerek tanıkların beyanları gerekse katılanın ikrarı ile sabit olduğu, katılana içerik itibarı ile gerçeğe aykırı olarak düzenlenen bonoyu sanığın kendisi aleyhine icra takibi yapacağı ihtimalini öngörerek ve bilerek boşanacağı eşinden mal kaçırmak amacıyla verdiği, sanığın da katılan aleyhine Adana 11. İcra Müdürlüğünün 2012/9859 E. sayılı takip dosyası ile icra takibi yaptığı hususunun kuşkusuz olduğu, kaldı ki Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 27.03.2013 tarih ve 2011/22023 E., 2013/5567 K. sayılı ilamı ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 13.03.2012 tarih ve 488-97 EK sayılı ilamları da gözönüne alındığında, hileli davranışta bulunan, gerçeğe aykırı olarak sahte bono düzenleyen kişinin katılan olduğu, sanığın üzerine atılı suç yönünden hileli davranışlarla bir kimseyi aldatmasının suçun maddi unsuru niteliği taşıdığı, somut olayda kişiyi objektif olarak aldatacak ve yalanı nitelikli hale getirerek iradeyi fesada uğratacak bir davranış var gibi gözükse de, söz konusu senedin bizatihi katılanın iradesiyle ve boşanmak üzere olduğu eşinden mal kaçırma amacıyla sanığa verildiği, bu nedenle katılanın kendisinin muvazaasına dayanarak iradesinin fesada uğratıldığından söz edemeyeceği anlaşıldığından, unsurları oluşmayan suçtan sanığın beraatine karar verilmiş ve sonuç olarak sanık hakkında aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur'' şeklinde hüküm kurulduğu, dosyanın Yargıtay aşamasında sanığın ölmesi nedeniyle düşürüldüğü, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 74. maddesi uyarınca hukuk mahkemesi ceza mahkemesinin beraat kararı ile bağlı değilse de, ceza mahkemesince verilecek mahkumiyet kararı ve ceza mahkemesinde kabul edilen maddi vakıaların hukuk mahkemesini bağlayacağı, davalıların murisi ...'ün gerçekte borçlu olmadığı halde muvazaalı olarak 150.000,00 TL bedelli bir adet bono verdiği hususunun tanıkların beyanları ve dosya kapsamı ile Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/201 E. sayılı dosyasında maddi vaka olarak tespit edildiği, aksinin davalı tarafından ispat edilemediği gerekçesiyle davanın kabulüne, dava açıldığı tarihten önce davacı tarafından borçlu olmadığı senede ilişkin 110.000,00 TL ödeme yapıldığından bu ödemenin istirdatına karar verilmiş, hüküm, davalılar vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ceza yargılamasında davalılar murisi hakkında verilmiş bir mahkumiyet kararı olmadığı, aksine murisin beraat ettiği, beraat kararının katılan tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 15. Ceza Dairesi tarafından sanığın ölü olması nedeniyle ceza mahkemesi kararının bozulmasına karar verildiği, bozma üzerine ceza mahkemesi kararının tüm hüküm ve sonuçlarıyla ortadan kalktığı, mevcut durum itibariyle davacılar murisinin ölümü üzerine düşürülme ile sonuçlanan ceza davasının, muris hakkındaki işbu menfi tespit davası yönünden hukuk mahkemesini bağlayacak maddi bir vakıanın varlığını ispatına gerekçe olarak kabul edilemeyeceği, davalılar murisinin davacının iddialarını reddettiği, senedin taşınmaz alım satım ilişkisi kapsamında davalıya ödenen 150.000,00 TL'ye karşılık olarak davacı tarafından düzenlenip kendisine verildiğini savunduğu, senetteki nakden bedel kaydının da davalı yanın bu iddiasını desteklediği, bononun bedelsiz olduğu iddiasının davacı tarafça usulüne uygun delillerle ispatlanamadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun kabulüne, Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, icra takibine konu bonodan dolayı borçlu olunmadığının tespiti ile takipte ödenen paranın istirdadı istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 14.05.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.