Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/5517 E. 2026/2944 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5517
Karar No
2026/2944
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/710 Esas, 2025/947 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 3. Asliye ... Mahkemesi SAYISI : 2022/361 E., 2024/1035 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin iştigal konusunun her türlü gayrimenkul alım-satımı, inşası, emlak yönetim ve danışmanlık olduğunu, sermayesi 24.456.286,00 TL olan şirkette müvekkilinin %42 oranla azınlık pay sahibi olduğunu, şirketin hakim hissedarının %58 oranla .. olduğunu, davalı şirkette %1 hisseye sahip olan ..'nın ise şirket hakim hissedarı ..'nın öz kardeşi olduğunu, uzun zamandır şirketin tüm işlerini münhasır yetkili olarak yürüttüğünü, davalı şirketin 2009, 20 10... yılları olağan genel kurul toplantısının 06.06.2012 tarihinde yapıldığını bu toplantı öncesi müvekkili şirketin mali belgeleri inceleme taleplerinin reddedildiği ve gerekli mali tablolar ile mali raporların müvekkili şirkete gönderilmediğini, bu nedenle 6102 sayılı Türk ... Kanunu'nun (TTK) 377. maddesi gereğince, müvekkili şirket temsilcisi talebi ile bilanço görüşmelerinin, bilanço ile ilgili diğer gündem maddeleri ile yönetim ve denetim kurulunun ibralarına ilişkin maddelerinin görüşülmesinin de ertelendiğini; müvekkili şirketin 06.06.2012 tarihli genel kurulun ardından, bilanço görüşmelerindeki çekinceleri doğrultusunda davalı şirket ticari defter ve diğer tüm kayıtları üzerinde bağımsız denetim şirketine denetim yaptırdığını, bağımsız denetim şirketi tarafından hazırlanan mali durum tespit raporunda, sirketin mali açıdan kötü yönetildiğini, şirketin içinin boşaltıldığı ve şirketin özvarlığının sonraki yıl, bir önceki yıla göre yaklaşık yarısını kaybedeceğinin belirtildiğini, bağımsız mali denetim rapor içeriğinin, şirketin yönetim şekli ve şirket diğer ortaklarının şirketin içini boşaltmaya yönelik hareketlerinin TTK'nın 531. maddesi gereğince haklı sebebin varlığını ortaya koyduğunu, davalı şirketin mali kayıtlarının incelenmesi neticesinde, taşeron firmaya yaptırılan işlemlerin ticari olarak kayıtlara geçmediğini, kurum hesap dökümlerinin gerçek mali durumu yansıtmadığını, böylelikle pay sahibi müvekkilin yanıltılmaya çalışıldığı ve şirketin zarara uğratıldığının ortaya çıktığını, mali denetim raporunda taşeron, maliyet ve satış fatura düzenleme işlemlerini tamamlandığında şirketin projelerden toplam 10.024.572,29 TL zarar ederek özvarlığının kaybedileceğinin tespit edildiğini, davalı şirketin, Anadolu Hisarında sahip olduğu gayrimenkulun değerinin çok altında 4.500.000,00 TL bedelle satıldığını, bu satıştan davalı şirketin ve dolayısıyla müvekkilinin 599.913,03 TL zarar ettiğini, davalı şirketin, ..'de yer alan taşınmaz üzerinde inşaat devam ederken yetersiz finansman nedeniyle ruhsat sürecinin tamamlanamayacağının anlaşıldığı beyan edilerek projenin kat karşılığı tamamlanması için 10.08.2011 tarihinde .. İnşaat Turizm Sanayi ve ... Limited Şirketine Kat Karşılığı Sözleşme imzaladığı ve projenin yaklaşık %45'lik bölümünün bu firmaya devredildiğini, bu sözleşmeye ilişkin yönetim kurulu kararı alınmadığını ileri sürerek TTK'nın 531. maddesi kapsamında haklı nedenin varlığı sabit olduğundan davalı şirketin feshine karar verilmesine, bu talep yerinde görülmediği takdirde davacı şirket paylarının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı şirketin ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı şirketin faaliyet konuları arasında inşaat yapmak olmadığı ve bugüne kadar hiç inşaat yapmadığını, 2000 yılında Gayrimenkul Yatırım Ortaklığına dönüştürülmek üzere kurulan şirketin esas sözleşmeye özellikle inşaat faaliyeti yazılmadığını, davacının davalı şirketteki sermaye payı artırımına kendi iradesi ile katılmadığından hissesinin %42 oranına indiğini, davacının atadığı yönetim kurulu üyesinin hiçbir yönetim kurulu toplantısına katılmadığını, bu sebeple 2009, 20 10... yılı genel kurullarının yapılması kararının alınamadığını, oysa bu hususun davacının esas sözleşmeden kaynaklanan hakkını kullanarak atadığı yönetim kurulu üyesinin görevi olduğunu, kuruluştan itibaren müvekkili şirket faaliyetlerine katılmayan davacı şirketin amacının, Türkiye'de yaptığı yatırımı, 2006 yılında koyduğu sermaye payını alarak çekilmek olduğunu, davalı şirketin hiçbir zorluk çıkarmadan talep edilen bütün belgeleri 06.06.2012 tarihinde tutanakla teslim ettiğini, bu belgeler incelenerek bağımsız denetim raporunun hazırlandığı; ... tarafından hazırlanan 30.07.2012 tarihli raporun gerçeği yansıtmadığını, yapılan işlemin satış olmakla birlikte, alınan paranın satış bedelinin bir kısmını teşkil ettiği ve 340 hesapta takip edilmesinin yasa gereği olduğu: ... Emlak Danışmanlık Ltd. Şti. firması ile çalışıldığını, TTK'nın 531. maddesine göre şirket tasfiyesinin gerekmeyeceğinin muhakkak olduğunu, bu durumun farkında olan davacı şirketin 6.000.000,00 USD tutarındaki sermayesini alıp çıkma amacı güttüğünü, mahkeme tarafından bu yönde karar alınması halinde şirketin iflasına yol açabileceğini, davacının nakit sıkıntısının olmadığını, bu noktada %58 hisseye sahip olan ortakların belirlenecek değer üzerinden bedeli karşılığı hisseleri davacıya devretmeye hazır olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hükme esas alınan bilirkişi heyeti raporunda, şirketin düzeltilmiş öz varlık hesabına göre şirketin 31.12.2022 tarihi itibarıyla öz varlık tutarı 9,533.429,08 TL olup 24.456.286,00 TL tutarındaki ödenmiş sermayenin öz varlık içerisinde 9,533.429,08/24.456.286.00=%39 oranında korunduğu, %61'lik kısmının kaybedilmiş olduğu, şirketin düzeltmelerden önceki kaydi öz varlık tutarının ise 31.12.2022 tarihli bilanço verilerinden 24.878.882,03 TL olduğunun göründüğü, gerek önceki bilirkişi raporlarında gerekse bilirkişi heyetindeki teknik üyenin çalışmalarında yer verdiği taşınmazların hiç birisinin şirket aktifinde yer almadığı, kâr elde etmediği, yapılan işlemlerle ciddi şekilde zarara uğratıldığı, ticari kayıtlarının usulune uygun olarak tutulmadığı ve sermayesinin %61'ini kaybetmesine rağmen sermaye artışına gidilmediğinin tespit edildiği, davalı şirketin TTK'nın 531. maddesi uyarınca feshi için haklı sebeplerin bulunduğunun kabulü gerektiği, davalı şirketin ciddi şekilde zarara uğratılması ticari kayıtlarının usulune uygun olarak tutulmaması, bilirkişi raporunda belirtilen taşınmazların hiçbirisinin şirket aktifinde yer almaması karşısında duruma uygun düşen ve kabul edilebilir alternatif bir çözüm yolunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava,anonim şirketin haklı nedenle feshi, olmadığı takdirde şirket ortaklığından çıkma ve ayrılma payının ödenmesi istemine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 13.05.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/5517, K. 2026/2944, T. 13.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2025-5517-e-2026-2944-k-b325256b910c