Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/5402 E. 2025/6739 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5402
Karar No
2025/6739
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/223 Esas, 2021/124 Karar KARAR DÜZELTME İSTEYEN : Davacı vekili

Taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin haksız feshi iddiasına dayalı kâr mahrumiyeti, prim alacağı ile davacı tarafça davalılara verilen teminat mektuplarının haksız olarak nakde çevrildiği iddiasına dayalı tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararın davacı vekilince temyizi üzerine Dairemizin 17.04.2025 tarihli ve 2024/3805 E., 2025/2569 K. sayılı kararıyla Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmiştir.

Davacı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş, İlk Derece Mahkemesince 25.07.2025 tarihli ek karar ile 1086 Sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'ndan (1086 sayılı Kanun) farklı olarak 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Mahkemeleri Kanunu (6100 sayılı Kanun) ile Bölge Adliye Mahkemelerinin faaliyete geçmesi ile birlikte karar düzeltme kanun yolunun kaldırılmış olduğu nazara alınarak davacı vekilinin karar düzeltme talebinin reddine karar verilmiş olmakla; yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü:

6100 sayılı Kanun'da, 1086 sayılı Kanun'dan farklı olarak kanun yolları arasında karar düzeltme müessesesine yer verilmemiştir.

Yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler ve yapılan açıklamalar kapsamında, Yargıtay kararlarına karşı tarafların karar düzeltme hakkı bulunmadığından davacı vekilinin karar düzeltme başvurusunun reddine dair verilen ek kararın onanması gerekir.

6100 sayılı Kanun'da, istinaf ve temyiz olmak üzere iki olağan kanun yolu öngörülmüştür. Mülga 1086 sayılı Kanun’da düzenlenen karar düzeltme müessesine ise yer verilmemiştir. Buna rağmen birçok dosyanın, “olmayan bu kanun yolu” üzerinden yeniden Yargıtay’a gönderildiği sıklıkla karşılaşılan bir durumdur. Hak arama hürriyeti veyahut mahkemeye erişim hakkı kapsamında Dairemize intikal ettirilen bu tür dosyalar, Dairemiz esasına kaydedilmekle, müteakiben gelen birçok dosyanın, temyiz inceleme sırasını ötelemenin yanı sıra, kararın kesinleşme sürecini de akamete uğratarak lehine karar verilen tarafı da mağdur etmektedir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun “Dürüst Davranma” kenar başlıklı 2. maddesinin birinci fıkrası “Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır.” hükmünü amirdir. Dolayısıyla bölge adliye mahkemelerinin fiilen devreye girmesinden sonra daha önceden istinaf ve temyiz denetiminden geçen bir kararın her ne ad altında olursa olsun yeniden Yargıtay gündemine taşınması kötüniyetli kanun yolu başvurusu addedilip, talebin reddinin yanısıra, para cezası tayinini de gerektirir. Müzakereler esnasında; “karar düzeltme ve buna bağlı kötüniyetli başvuruyla ilgili bir yaptırım düzenlenmediğinden ceza tayininin hukuka aykırı olacağı" tezi de dile getirilmiştir. Ne var ki olağan kanun yollarından olan temyiz ve istinaf taleplerinin kötüniyetli yapılması halinde bile ceza öngören kanun koyucunun, kanunda hiç yer almayan “karar düzeltme” yoluna özel yaptırım getirmemiş olmasının yegane sebebi böyle bir müessesenin kanun metninde yer almamasından kaynaklanmaktadır. Doğal olarak kanun metinleri, bünyesinde düzenleyip tarif ettiği hususlara ilişkin hükümler koyar. Bünyesinde barındırdığı denetim yollarının kötüye kullanılmasını düzenler. Aksi hal, kanun yapma tekniğine de aykırı düşecektir. Dolayısıyla kanunda hiç yer almayan ve dolayısıyla kötüniyetin en bariz şekilde tezahür ettiği bu halin yaptırımdan muaf tutmanın kanunun özü ve ruhuyla bağdaşmayacağı şeklinde tezahür eden çoğunluk görüşüyle, dilekçe reddinin yanısıra cezai müeyyideye bağlanması gerektiği sonucuna varılmıştır. Kaldı ki, 6100 sayılı Kanun'un "Kötüniyetle istinaf yoluna başvurma" başlıklı 351. ve "Kötüniyetle temyiz" başlıklı 368. maddelerinin atıfta bulunduğu "Kötüniyetle veya haksız dava açılmasının sonuçları" başlıklı 329. madde metninin özünde, mahkemeye erişim hakkının kötüye kullanıldığı tüm halleri kapsadığı anlaşıldığından kötüniyetle karar düzeltmesi yoluna başvuran davacı asıla para cezası verilmesi gerekmiştir.

KARAR Açıklanan sebeple;

İlk Derece Mahkemesince verilen 25.07.2025 tarihli karar düzeltme talepli dilekçesinin reddine dair verilen ek kararın ONANMASINA,

Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının temyizi üzerine Yargıtayca verilen kararlara karşı karar düzeltme yoluna gidilmesi mümkün olmayıp karar düzeltme talebinin kötüniyetle yapıldığı anlaşıldığından, 6100 sayılı Kanun'un 368. maddesi yollamasıyla aynı Kanunun 329. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca karar düzeltme talep eden davacının takdiren 5.000,00 TL disiplin para cezası ile CEZALANDIRILMASINA,

Para cezasının İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

Temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına,

17.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/5402, K. 2025/6739, T. 17.11.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2025-5402-e-2025-6739-k-ccd3c446c6e7