Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/2466 E. 2025/6986 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/2466
- Karar No
- 2025/6986
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/429 Esas, 2025/96 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Kars 1. Asliye Hukuk (Ticaret) Mahkemesi SAYISI : 2020/430 E., 2022/196 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 23.07.2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname (667 sayılı KHK) ile kapatılmasına ve tüm mal varlığı ile Hazineye devrine karar verilen .... Eğt. Yurt İşl. Yaz. Bas. Yay. Dağ. ve P.H.S. Tic. A.Ş. hakkında ... Vergi Denetim Kurulu Erzurum Küçük ve Orta Ölçekli Mükellefler Grup Başkanlığı bünyesinde Vergi Müfettişi tarafından düzenlenen 18.09.2017 tarihli Rapor'da şirketin 09.03.2016 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde sermayesinin 3.500.000,00 TL’den 1.000.000,00 TL’ye indirilmesi yönünde gerçekleştirilen işleminin muvazaalı olduğu ve FETÖ-PDY terör örgütünün faaliyetleri kapsamında mal kaçırma amacıyla yapıldığının tespit edildiğini, yapılan diğer incelemelerin de bu hususu teyid ettiğini, sermaye azaltımına dair yapılan işlemle ortaklara verilen 2.500.000,00 TL sermaye tutarının şirket ortaklarından geri alınması gerektiğini ileri sürerek bahsedilen sermaye azaltımı işleminin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 473-475 maddeleri uyarınca muvazaa sebebiyle usulsüz ve hükümsüz olduğunun tespiti ve iptaline, sermaye azaltımına konu 2.500.000,00 TL'nin davalılardan şirketteki hisseleri oranında tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, görevsizlik, husumet ve zamanaşımı itirazlarının olduğunu, sermaye azaltımı işleminin hukuka uygun olduğunu, sermaye azaltımı sebebi ile müvekkiline ödeme yapılmadığından, iadesi istenecek meblağ bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Diğer davalılar cevap vermemiş, davalılar ... ve ... vekilleri ön inceleme duruşmasında davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu alacağın esasen şirket alacağı olduğu ve davada ortakların sorumluluğuna dayanıldığı, davalıların ortağı olduğu şirket, KHK ile kapatılmış ve Hazineye devredilmiş olsa da davalıların sorumluluğunun tespiti bakımından TTK'nın şirketler hukukuna ilişkin hükümlerinin uygulanması gerektiği, Hazine'nin külli halef olarak şirketin alacağını, ortaklarından talep ettiği, şirket ile ortakları arasındaki davanın mutlak ticari dava niteliğinde olduğu, dava tarihinde yürürlükte bulunan, 7155 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile 6102 sayılı TTK'ya eklenen "dava şartı olarak arabuluculuk" başlıklı 5/A maddesinde; "(1) Bu kanunun 4'üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." düzenlemesine yer verildiği, 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesi uyarınca da İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise... Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir" hükmü uyarınca davacı vekiline arabuluculuk anlaşamama son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini sunması için bir haftalık kesin süre verildiği, ancak davacı vekilinin taraflar arasında arabuluculuk tutanağı bulunmadığını bildirdiği anlaşıldığından davanı dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın mutlak ticari dava olduğu ve davaya bakma görevinin ticaret mahkemesine ait olduğu yönündeki mahkeme kabulünün yerinde olduğu, arabuluculuk dava şartının tamamlanabilir bir dava şartı olmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, 667 sayılı KHK ile Hazine'ye devredilen şirketin, şirket ortakları tarafından yapılan sermayenin azaltılması işleminin muvazaalı olması nedenine dayalı hükümsüz olduğunun tespiti ve iptali ile sermaye azaltımına konu meblağın davalılardan şirketteki hisseleri oranında tahsili talebine ilişkindir.
B.Değerlendirme ve Gerekçe Dava dilekçesindeki talep, 667 sayılı KHK ile kapatılarak tüm mal varlığı Hazine'ye devredilen şirketin sermaye azaltımı işleminin muvazaalı olduğunun tespiti, iptali ve sermaye azaltımına konu meblağın ortaklardan tahsili talebine ilişkin olup, İlk Derece Mahkemesince uyuşmazlığın ticari dava olmasından bahisle, TTK'nın 5/A maddesi uyarınca konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması, dava şartının aranacağı düzenlemesine dayanılarak 6325 sayılı Kanun'un ilgili hükümleri uyarınca verilen sürede dava şartının yerine getirilmediğinin anlaşıldığı gerekçesi ile davanın usulden reddine karar verilmiş ise de, somut olayda davacının alacak talebinin şartlarının oluşup oluşmadığı öncelikle talep gibi sermaye azaltımı işleminin muvazaalı olup olmadığına bağlıdır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) "Tespit davası" başlıklı 106/1 hükmünde "Tespit davası yoluyla, mahkemeden, bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun yahut bir belgenin sahte olup olmadığının belirlenmesi talep edilir". düzenlemesine yer verilmiş olup, muvazaa iddiasına yönelik talebin ancak mahkeme tarafından değerledirilebileceği dikkate alınmaksızın, dava konusunu, tek başına alacak olarak nitelendirmek suretiyle verilen usulden red kararı ve bu karara yönelik davacı istinaf başvurusunun reddi doğru olmamıştır.
VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.