Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/2016 E. 2025/5652 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/2016
- Karar No
- 2025/5652
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1706 Esas, 2025/319 Karar HÜKÜM : Kısmen Kabul
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; orijinal ve tanınmış “...” markasının koordinat belirleme ve 3D modelleme alanında binlerce patenti bulunan uluslararası ölçekli bir marka olduğunu, davalı ...’in adına tescil ettirdiği “...” alan adlı internet sitesinde, müvekkilinin marka ve ticaret unvanı kullanılmak suretiyle davalı şirketin ticari ürünlerinin pazarlandığını, alan adındaki “...” ibaresinin “... ...” ibaresinin kısaltmasından oluştuğunu, yaygın kullanıldığını, tarafların iş kolunu tanımladığını, davalıların kötüniyetle müvekkilinin tanınmış markasından yararlanmaya çalıştığını, davacı ürünlerinin Türkiye’de de satıldığını, davalıların kötüniyetle müvekkilinin marka hakkını ve ticaret unvanını ihlal ettiğini, haksız rekabette bulunduğunu ileri sürerek haksız rekabetin tespitini, men’ini, davalının www.... ibareli alan adlarını kullanımının yasaklanmasını, davacının maddi zararının tespitini, şimdilik 1.000,00 maddi tazminatın tecavüz tarihi itibariyle işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsilini, 30.000,00 TL manevi tazminatın temerrüt tarihi itibariyle işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsilini istemiş, ıslah dilekçesi ile maddi tazminat istemini 98.477,42 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacının marka tescilinden önce müvekkilinin alan adını tescil ettirdiğini, davalıların bu işlemden hiçbir kazanç sağlamadığını, davacının bir uyarısı olması halinde müvekkilinin sitenin yayından kaldırılması için gereğini yapacağını, davacının bir zararının doğmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, davalı tarafın bayisi olduğunu beyan ve kabul ettiği davacının tescilli markasını alan adında ve web sitesi içeriğinde ticari etki yaratacak şekilde kullanarak, davacının markasından kaynaklanan haklarına tecavüz ettiği sabit olduğundan mahkemece 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 62. maddesi gereğince 10.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesinin yerinde olduğu, davanın 09.07.2014 tarihinde açıldığı, dava dilekçesinde 1.000,00 TL maddi tazminatın ticari faizi ile birlikte tahsilinin istenildiği, 04.07.2018 havale tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat yönünden talebin 98.477,42 TL'ye yükseltildiği, davalılar vekilinin ise ıslaha karşı beyanlarını sunduğu dilekçesinde zamanaşımı defiinde bulunduğu, haksız fiil tarihi itibarıyla 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) hükümlerinin uygulanacağı, TBK 72/1 maddesinde " fiilin ceza kanunlarınca daha uzun bir zamanaşımına tabi olan ceza gerektiren bir fiil olması halinde " zarar ve ziyan davasının da ceza zamanaşımına tabi olacağı düzenlenmekle, markaya tecavüz eylemi, eylem tarihi itibarıyla 556 sayılı KHK'nın 61/A maddesinin birinci fıkrası gereğince "bir yıldan üç yıla kadar hapis ve yirmibin güne kadar adli para cezasını gerektiren" suç olarak düzenlendiğinden, ceza zamanaşımı süresinin dolup dolmadığına bakılacağı, markaya tecavüz suçunun ceza zamanaşımının 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 66/1-e hükmü gereğince 8 yıl ceza zamanaşımına tabi olduğu, davacının 556 sayılı KHK'nın 66/2-c hükmüne göre tazminat hesaplanmasını talep ettiği, davalının 2013-2014 yılı satışları üzerinden tazminat hesabı yapıldığı ve ıslah tarihi itibarıyla 8 yıllık uzamış zamanaşımı süresi dolmadığından, davalı vekilinin zamanaşımına yönelik istinaf sebebinin yerinde olmadığından İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesi düzeltilmesine, maddi tazminat istemi yönünden ise tazminat miktarına yönelik davacı istinaf başvurusunun yerinde olmadığı, ancak reddine karar verilen maddi tazminat yönünden, tazminatın hakkaniyet ilkesine göre mahkemece belirlenmesi nedeniyle, davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin yerinde olmadığına ilişkin Daire kararına yönelik davalı temyiz başvurusunun reddine karar verildiği gözetilerek, kazanılmış hak ilkesi gereği davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
IV. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, tespit, men, maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosyadaki yazılara, Bölge Adliye Mahkemesince 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 373/3 hükmü uyarınca uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
V. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harçları peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 24.09.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.