Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/1968 E. 2025/6868 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/1968
- Karar No
- 2025/6868
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1100 Esas, 2025/244 Karar HÜKÜM : Davanın kısmen kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI: 2014/955 E., 2018/254 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacılar vekili, duruşma istemi olmaksızın davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, davacılar vekilinin temyiz dilekçesinin kabulüne, dava konusu meblağ 816.000,00 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 369/2 hükmü gereğince duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkilleri hakkında her biri 200.000,00 TL olmak üzere toplam 800.000,00 TL bedelli 4 adet çeke dayalı olarak icra takibi başlatıldığını, ancak davacıların bu çeklerden dolayı herhangi bir borcunun bulunmadığını, takibe konu 30.04.2012 tarihli çekte davalının yetkili hamil olmadığını, müvekkillerinin inşaat sektöründe faaliyet gösterdiğini ve dönem dönem yaşadığı nakit sıkıntısı nedeniyle davalıdan faizle borç para alındığını, müvekkilinin davalıdan taşınmaz da satın alarak parasını ödediğini, dava konusu diğer 3 adet çekin de mal ve hizmet karşılığı olmayıp faizle alınacak paranın karşılığı olarak verildiğini, fakat davalının çeklerde belirtilen meblağı müvekkiline vermediğini, dolayısıyla çeklerin bedelsiz kaldığını, davalının ticari defter ve kayıtlarında dava konusu çeklerin kayıtlı olmadığını ileri sürerek davacıların icra takibine konu çekler nedeniyle davalıya borcu olmadığının tespitine ve kötüniyet tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın hak düşürücü süre içinde açılmadığını, dava konusu çeklerin taşınmaz satışı nedeniyle müvekkiline verildiğini, ancak taşınmaz satışı için verilen çeklerin bedelinin ödenmediğini, üstelik taşınmazın da bir gün sonra davacı tarafından başkasına devredilerek kaçırıldığını, bu muvazaalı işlemlerin iptali için müvekkilince tasarrufun iptali davası açıldığını, davacının tasarrufun iptali davasını sürüncemede bırakmak için kötüniyetli olarak işbu davayı açtığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kambiyo senedi olan çekin, kural olarak peşin alışverişin karşılığı olduğu, davacılar vekilinin iddiasının aksine davalı vekili tarafından dava konusu çeklerin taşınmaz satışı karşılığı düzenlendiğinin savunulduğu, bu şekilde davacının ikrarının bölünmüş olması karşısında ispat yükünün davalı tarafa geçtiği, iddia konusu taşınmaza ait satış senedi incelendiğinde; davalı şirket adına kayıtlı iken bu şirket adına temsilen ... tarafından 750.000,00 TL bedelle davacı alıcı ... adına satışının yapıldığı, senette "satış bedelinin tamamının nakden ve tamamen alındığı" hususunun yazılı olduğu, taşınmaz bedelinin resmi senette peşin olarak ödendiğinin yazılı olması nedeniyle davalı tarafın resmi senedin aksini aynı güçte delil ve belgeler ile ispatlaması gerektiği, fakat davalı yanca aksi ispatlanamadığından artık bu çeklerin taşınmaz satışı için verildiğinden söz edilemeyeceği, davalı tarafın üzerine aldığı ispat yükümlülüğünü yerine getiremediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile takip ve dava konusu çeklerden 30.04.2012 tarihli 200.000,00 TL bedelli ... numaralı çekin dava dışı ... adına ciro edildiği, çekin bankaya ibraz edilerek karşılıksız işlemi gördüğü, bu çekin hamiline olsa bile artık elden teslim ile ciro edilemeyeceği, ancak yazılı bir beyan ile yani ciro edilmesi gerektiği, bu cironun da temlik niteliğinde olduğu, davalı alacaklının ciroya ve temliğe ilişkin belge sunmadığı, bu itibarla bu çek yönünden davacıdan alacaklı olduğunun kabulü olanaksız bulunduğundan bu çek yönünden davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, ancak menfi tespit davalarında kural olarak ispat yükünün alacaklıda yani davalıda olduğu, davalı alacağı kambiyo senetlerinden olan çeke dayandığından senede karşı senetle ispat kuralı gereği ispat yükünün yer değiştirerek davacıya geçeceği, çek nakit para hükmünde olup mevcut bir borcun ifası amacıyla verilmiş sayıldığından, çek lehtarının teminat veya avans mahiyetinde verildiğine dair açık bir ikrar ya da kabulü olmadıkça ispat yükünün yer değiştirmeyeceği, somut olayda davalı yanın alacağının kaynağına ilişkin yaptığı savunmasının ispat külfetini yer değiştirmeyeceği, 8409951-8709 ... numaralı toplam 600.000,00 TL bedelli 3 adet çek yönünden ispat yükünün davacı üzerinde olduğu, davacının da bu çekler yönünden davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne, İzmir 1. İcra Müdürlüğünün 2012/7331 E. dosyasına konu 30.04.2012 tarihli 200.000,00 TL bedelli çek nedeniyle davacıların, davalıya borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine, çek davalının elinde bulunmakta olup kötü niyetli olduğu kanıtlanmadığından yasal şartları bulunmayan davacının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe 1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-b hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre, davacının talebi toplam 800.000,00 TL olup Bölge Adliye Mahkemesince davanın kısmen kabulü ile 200.000,00 TL çek nedeniyle davacıların davalıya borçlu olmadığına karar verilmiştir. Davalının temyiz ettiği kabul edilen 200.000,00 TL'lik meblağ Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 544.000,00 TL’nin altında kaldığından davalı vekilinin temyiz isteminin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir.
2.Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI.SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz isteminin miktardan REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından davacılardan başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davalıya iadesine, 19.11.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.