Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/1793 E. 2025/6681 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/1793
- Karar No
- 2025/6681
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1771 Esas, 2024/1808 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2023/92 E., 2023/420 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının dava dışı ... Filmcilik Ticaret Limited Şirketi nezdinde ortak olduğunu, şirketin 01.06.2015 tarihinde alınan ... numaralı karar ile tasfiye edilmesine ve tasfiye memurunun davalı olmasına karar verildiğini, ancak davalının üzerine düşen sorumluluklarını yerine getirmediğini, davalının tasfiye sürecini yürütürken üzerine düşen sorumluluklara aykırı hareket ettiğini, tasfiye sürecinin 15.06.2015 tarihinde başlamasına rağmen şirketin halen daha tasfiye edilemediğini, davalının sayılan bu sorumluluklarının hiçbirini yerine getirmediğini, müvekkili tarafından yerine getirilmesine de müsaade etmediğini, şirketin çok uzun yıllar kanuna aykırı şekilde tasfiye edilmemesi hasebiyle zararının katlanarak arttığını ileri sürerek müvekkilinin ortak sıfatıyla uğramış olduğu zarara ilişkin şimdilik 25.000,00 TL'nin müvekkile ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının herhangi bir zarara uğrayıp uğramadığının şirketin tasfiye sürecinin tamamlanmasının ardından ortaya çıkacağından, tasfiye halindeki şirketin olağan seyrinde devam eden tasfiye sürecinde gelinen aşama itibariyle davacının talep edebileceği herhangi bir zararının ve davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından basit yargılama usulüne tabi işbu davada, dava dilekçesi ile “şirketin tasfiye memuru olan davalının tasfiyeyi sürüncemede bırakmak ve üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmemek suretiyle şirketi zarara uğrattığı" yönündeki iddialara dayalı zararın tazmini talep edildiği, davacının dava dilekçesi kapsamında iddia ettiği zararların dolaylı zarar niteliğinde olduğu, hükmedilecek tazminatın şirkete ödenmesinin talep edilebileceği, ancak davacı zararının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 553. maddesi kapsamında davalıdan tahsili ile kendisine ödenmesini talep ettiği, davacının iddianın genişletilmesi yasağı kapsamında görülen cevaba cevap dilekçesi başlıklı dilekçedeki beyan ve iddialarına itibar edilmeyeceği gerekçesiyle davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafça iddia edilen zarar kalemlerinin doğrudan değil dolaylı zararlar olduğu, davacı böyle bir davayı açabilirse de hükmedilecek tazminatın kendisine değil ancak şirkete verilmesini talep edebileceği, İlk Derece Mahkemesince davanın aktif husumet ehliyeti yokluğu sebebiyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, davacının ortağı olduğu şirkete tasfiye memuru olarak atanan davalının kusurlu davranışlarıyla şirketi zarara uğratması nedeniyle uğradığı zararların tazmini istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 06.11.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.