Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/890 E. 2024/9062 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/890
- Karar No
- 2024/9062
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/473 Esas, 2023/1548 Karar HÜKÜM : Yeniden hükümle kısmen kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2013/189 E., 2020/622 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; temlik eden banka ile dava dışı asıl borçlu şirket ile imzalanan genel kredi sözleşmesinde davalıların müşterek ve müteselsil kefil olarak yer aldığı, davalı ... 'ın kefalet limitinin 160.000,00 TL, diğer davalının 110.000,00 TL olduğunu, dava dışı asıl borçluya kullandırılan kredilerin hesap kat ihtarına rağmen ödenmemesi üzerine alacaklarının tahsili amacıyla davalıların da yer aldığı borçlular aleyhine Ankara 7. İcra Müdürlüğünün 2012/15163 (eski 2007/6301 E.) sayılı dosyasında başlatılan icra takibine davalıların haksız olarak itiraz ettiklerini ileri sürerek itirazlarının iptali ile % 40'tan az olmamak üzere icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazında bulunarak, dava konusu icra takibinde alacaklının hangi sözleşmeden dolayı ne kadar alacaklı olduğunun belirtilmediğini, imzası bulunmayan sözleşmelerden de sorumlu tutulmaya çalışıldığını, kat ihtarı tebliğ edilmediğinden temerrüt oluşmadığını savunarak davanın reddi ile %20 kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir. 2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazında bulunarak, davalının dava dışı asıl borçlu şirketin ortaklığından ayrılması nedeniyle kefaletinin son bulduğunu, davalı tarafça imzalandığı iddia edilen 100.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesindeki imzanın davalıya ait olmadığını, kat ihtarı tebliğ edilmediğini, icra takibinde talep edilen asıl alacak ve işletilen faizin fahiş olduğunu savunarak davanın reddi ile %40'tan aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, davalı ... yönünden raporda belirtildiği üzere icra takibinde talep edilen nakdi alacağın, davalının kefil olarak imzasının bulunduğu, 15.11.2002 tarihli sözleşmelerden kaynaklanmadığından davalıdan talep edilemeyeceği, dava konusu icra takibinde deposu talep edilen ve icra takibi sırasında dava açılmadan evvel nakde dönüştüğü anlaşılan 11.12.2003 tanzim tarihli 14.468,00 TL ve 30.12.2002 tanzim tarihli 96.092,00 TL tutarlı teminat mektuplarının kefaletinin bulunduğu sözleşmeler kapsamında düzenlendiğinden bahsi geçen nakde dönen teminat mektubu bedellerinden davalı ...'nın sorumlu olduğu, diğer deposu talep edilen teminat mektuplarının davalı ...'dan talep edilemeyeceği, alacağı temlik eden banka ile kefiller arasındaki sözleşmeye göre temerrüt faizi belirlenemediğinden mektupların tazmin tarihinden itibaren avans faiz talep edilebileceği, dava konusu borca mahsuben takip ile dava tarihi arasında ipotekli taşınmaz satışından tahsilat sağlanması nedeni ile borcun dava tarihi itibari ile belirlenmesi gerektiği, buna göre bilirkişi raporunda hesaplandığı üzere, davalı ...'nun 22.03.2013 dava tarihi itibari ile 14.030,31 TL borçlu olduğu, kabul edilen kısım yönünden alacak likit olmakla davacının icra inkar tazminatı talebinin yerinde olduğu, davacı taraf icra takibi yapmakta kısmen haksız olsa da kötü niyetli kabul edilmeyeceğinden tazminat koşulları oluşmadığından, reddi gerektiği gerekçesiyle, davalı ...'un kefil olarak imzası bulunan sözleşmeden kaynaklanmadığı bilirkişi raporu ile sabit olduğundan davalı ... aleyhine açılan davanın reddine, kötü niyet tazminat talebinin koşulları oluşmadığından reddine, davalı ... yönünden açılan davanın kısmen kabulü ile; itirazın kısmen iptali ile, takibin; takipten sonra davadan önce nakde dönüşen teminat mektubu bedellerinden davadan önce yapılan tahsilat tutarı düşüldükten sonra bakiye kalan 11.676,86 TL'nin 24.01.2012 tarihinden işleyecek avans faiz ve faizin %5 BSMV'sinin tahsili sureti ile devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, hükmolunan tutarın %40'ı oranında hesaplanacak icra inkar tazminatının davalı ...'dan tahsili ile davacıya verilmesine, kötü niyet tazminat talebinin koşulları oluşmadığından reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili ile davalı ... vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, dava ve takip konusu nakdi kredi alacağına ilişkin davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, dava ve takip konusu gayri nakdi kredi alacağı yönünden davacı vekilinin davalı ... hakkındaki istinaf başvurusu ile davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kamu düzenine aykırılık yönünden yapılan incelemede ayrı ayrı kabulü ile ilk derece mahkemesince verilen karar kaldırılarak dava ve takip konusu gayri nakdi kredi alacağı yönünden davacının itirazın iptali davasında aktif husumet ehliyeti bulunmadığından reddine, gayri nakdi kredi alacağının tahsili için açılan davada koşulları oluşmadığından kötü niyet tazminatının da reddine, davalı kefiller hakkında nakdi kredi alacağının tahsili için açılan itirazın iptali davasının ayrı ayrı reddine, davalı ... vekilinin kaldırma kararının sebep ve şekli gözetilerek öteki istinaf sebeplerinin incelenmesine yer olmadığına verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, genel kredi sözleşmesine istinaden dava dışı asıl borçlu şirkete kullandırılan nakdi ve gayri nakdi kredi alacağının davalı müteselsil kefillerden tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi. 3. Değerlendirme İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Kanun'un 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, (temlik alan) davacı ...Ş. harçtan muaf olduğundan ödediği temyiz ilam harcı ve temyiz başvuru harcının isteği halinde temyiz eden davacı ...Ş.'ye iadesine, 16.12.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.