Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/861 E. 2024/8432 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/861
Karar No
2024/8432
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1662 Esas, 2023/1415 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/106 E., 2021/48 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin "..." ibareli tanınmış markaların sahibi olduklarını, bu markaları uzun süre kesintisiz bir şekilde kullanarak meşhur ve maruf hale getirdiklerini, davalı Şirketin 2018/118998 sayılı "... süt ve süt ürünleri" ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkillerince bu başvuruya yapılan itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, oysa dava konusu başvuru ile müvekkili markaları arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerli bulunduğunu, başvuruda vurgunun "..." ibaresi üzerinde toplandığını, "ışık" ibaresinin markaları uzaklaştırmaya yetmediğini, ortalama tüketicilerin taraf markalarını benzer olarak algılayarak yanılgıya düşebileceklerini, öte yandan müvekkili markalarının tanınmış olduğunu, buna ilişkin mahkeme kararlarının bulunduğunu, dava konusu başvurunun tescili halinde müvekkili markalarının tanınmışlığından haksız avantaj sağlanacağını, bu nedenle de başvurunun reddinin gerektiğini, müvekkilinin "..." ibaresi üzerinde önceye dayalı kullanımları nedeniyle üstün hak sahibi olduğunu ileri sürerek, Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu'nun (YİDK) 2020-M-1059 sayılı kararının iptaline, dava konusu başvuru tescil edilmişse hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı Kurum vekili cevap dilekeçsinde, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacılar markaları arasında karıştırılma tehlikesinin bulunmadığını, davacıların diğer iddialarının da yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. 2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde, dava konusu başvuru kapsamındaki 29. sınıf malların hitap ettiği tüketici ortalama algı seviyesine sahip ise de makul bir tüketicinin, et ve süt ürünlerini satın almada ve kullanmada diğer ürünlere nispeten çok daha dikkatli ve özenli davrandığını, "..." isminin Erzincan'ın Merkez ilçesine bağlı bir mahalle olduğunu, müvekkilinin de bu mahallede üretim tesisi bulunduğunu, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, "... süt ve süt ürünleri" markasının ve davacıların markalarının dizaynı, biçimi, renkleri, oluşturdukları ilk intiba ve ayrıca "..." kelimesiyle birleşik "ışık" kelimesinin "has", "öz" veya "yeni" gibi taklit veya iltibasa yol açabilecek bir ön ek olmadığı dikkate alındığında, ortalama ve makul et ve süt ürünleri tüketicisinin söz konusu bu markaları karıştırması ve dahi davacıların markalarının bir serisi veya devamı olarak düşünmesinin mümkün olmadığını, "..." ibaresinin, müvekkili şirketin kurulu olduğu mahallenin adı olması nedeniyle davacıların bu işaretin kullanımına katlanmakla yükümlü olduklarını, "..." ibaresinin, yalnızca davacılara ait, özgün ve yaratıcı bir kelime olmayıp birçok gerçek ve tüzel kişilikçe kullanıldığını, davacıların anılan ibare üzerine tekel yaratma amacıyla hareket ettiklerini, bunun kötü niyetli olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, davaya konu 2018/118998 sayılı "..." ibareli marka başvurusu kapsamında yer alan 29. sınıf malların tamamının, davacılara ait önceki tarihli markaların kapsamında yer aldığı, davacılara ait markaların tamamının esas unsurunun münhasıran veya birtakım ek unsurlar ile birlikte "..." ibaresi olduğu, dava konusu markada ise esas unsurun "..." ibaresinden oluştuğu, anılan işaret ile davacı markalarının görsel, işitsel ve kavramsal olarak bıraktıkları bütünsel algı itibariyle sahip oldukları benzerlik düzeyinin, "..." markaları ile ilgili dosya kapsamına da emsal olarak sunulan çok sayıda mahkeme kararının varlığı da göz önüne alındığında iltibasa neden olabileceği gerekçesiyle davanın kabulüne, YİDK'nin 20.02.2020 tarih ve 2020-M-1059 sayılı kararının tescile konu tüm mal ve hizmetler yönünden iptaline, davaya konu markanın tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiş, hüküm davalılar vekillerince ayrı ayrı istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "... süt ve süt ürünleri" ibareli başvuru ile davacıların itirazlarına mesnet "..." asıl unsurlu markalar arasında, başvuru kapsamındaki 29. sınıf mallar yönünden 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi anlamında karıştırılma tehlikesinin olduğu, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2007/10373 E., 2008/13740 K. ve 02.12.2008 tarihli kararında da, "GÜVENPINAR" markası ile davacıların ... ibareli markalarının benzer bulunduğu, aynı şekilde davacıların ... markası ile Gürpınar, Akpınar, Üçpınar, Beşpınar, Pınafore, Pınarcık, Pınarbaşı vs. markaları arasında iltibas olduğunun da kabul edildiği tespitlerine yer verildiği gerekçesiyle, davalı şirket vekili ile davalı TÜRKPATENT vekilinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine karar verilmiş, karar davalı TÜRKPATENT vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, marka ile ilgili Kurum kararının iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı TÜRKPATENT vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 28.11.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/861, K. 2024/8432, T. 28.11.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2024-861-e-2024-8432-k-a08a7dc6c25b