Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/860 E. 2024/8433 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/860
Karar No
2024/8433
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1574 Esas, 2023/1454 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/355 E., 2021/227 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı vekili, müvekkili şirketin 2019/69291 başvuru numaralı “...” ibareli markanın 06, 07, 09, 11 ve 35. sınıflarda tescili amacıyla davalı kuruma başvurduğunu, davalı şirketin "..." ibareli markalarını mesnet göstererek yaptığı itiraz üzerine müvekkilinin marka başvurusunun Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun kararıyla nihai olarak kısmen reddedildiğini, oysa YİDK kararında “...” kelimesinin tek başına zayıf karakterli olduğuna ilişkin açık ikrar bulunduğunu, müvekkili şirketin 12.04.2019 tarihinden bu yana “... Endüstriyel Cihazlar Sanayi ve Ticaret A.Ş.” ticaret unvanını kullandığını, tescilli ticaret unvanında kullanılan ibare üzerinde marka başvurusunda bulunduğunu, önceye dayalı hak sahibi olduğunu, müvekkiline ait markanın esas unsurunun “...” ibaresi olduğunu, davalıya ait “... Centrifuge Technologies” ve “... Yapı” ibareli markaların esas unsurları ile müvekkili şirket markasının esas unsurunun birbirinden tamamen farklı olduğunu, markaların bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini, markalar arasında iltibas tehlikesinin bulunmadığını, müvekkili markasının sözcüksel buluş niteliği taşıyan bir bileşke marka olduğunu, davalı Kurum tarafından “...” ibaresinin zayıf karakterli bir kelime olarak kabul edilmesi halinde bu ibarenin tek bir marka sahibi tekeline bırakılmasının hukuka aykırı olduğunu, ortalama tüketici tarafından davalı markasının “Hakkı Usta” ibaresinin kısaltılması olduğunun irdelenmeyeceğini, Almanca “ev” anlamı ile algılanacağını ileri sürerek, YİDK’nın 2020-M-8265 sayılı kararının iptaline, müvekkiline ait 2019/69291 başvuru numaralı markanın başvurulan tüm sınıflar bakımından tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı TÜRKPATENT vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 2.Diğer davalı şirket vekili cevap dilekçesinde, başvurunun müvekkilinin "..." ibareli markalarıyla iltibasa sebebiyet verecek derecede benzer olduğunu, müvekkili şirkete ait “...” markasının özgün, türetilmiş bir marka olduğunu, marka “...” şeklinde iken, sonra “Hakkı Usta” olarak kısaltıldığını, ardından yerli ve yabancı müşterilerin markayı daha kolay telaffuz edebilmesi için “Hakkı Usta” kelimelerinin ilk hecelerinden oluşan “...” ibaresi olarak belirlendiğini, müvekkili şirket farklı sektörlerde faaliyet gösterdiğinden davacı başvurusunun müvekkili şirkete ait seri markalar arasında yer aldığı izleniminin uyanacağını, müvekkili şirkete ait “...” esas unsurlu markaların ayırt ediciliğinin yüksek olduğunu, davacı markasında yer alan “LUFT” ibaresinin davacının faaliyet alanı olan “klima ve ısıtma-soğutma araçlarının satışı” alanında ayırt ediciliği düşük bir ibare olduğunu, davacı tarafça müvekkili şirkete ait “...” markasının tesadüfen seçilmiş olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu zira davacı şirketin müvekkili şirketin İstanbul Şubesi ile aynı mahallede faaliyet gösterdiğini, müvekkili şirketin “...” markasının tanıtımı için yoğun emek, zaman ve maliyetlere katlandığını, ulusal ve uluslararası basında markaya yönelik birçok haber ve röportajların yayınlandığını, birçok ödül aldığını, davacı şirket başvurusunun müvekkili şirkete ait “...” markasının ayırt edici karakterine zarar verdiğini, davacı başvurusunun müvekkili şirketin ticaret unvanı ile de iltibas teşkil ettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, taraflar arasındaki uyuşmazlığın "..." ibaresinin ortaklığından kaynaklandığı, bu kelimenin anlamı olan, orijinal olmayan, bir diğer deyişle davacı ya da davalı tarafça türetilmiş bir marka olmamakla birlikte, taraf markalarında emtia benzerliğinin gerçekleştiği 07, 11 ve 35. sınıf emtialar ile ilişkilendirilebilecek/bağlantı kurulabilecek bir kelime olmadığı, bu ibarenin ortaklığı nedeniyle taraf markaları arasında görsel, işitsel ve anlamsal benzerlik bulunduğu, bu ibareye eklenen “LUFT” kelimesinin markanın sonunda yer almasının “...” ibaresinin fonetik olarak baskın karakterini ortadan kaldırmadığı, karşılaştırılan markaların işitsel açıdan benzer olmalarına sebebiyet verdiği, taraf markalarının “...” ibaresini esas unsur olarak içerdikleri gözetildiğinde, bu durumun bilinçli tüketici nezdinde dahi iltibas ve karıştırılma ihtimaline yol açabileceği, zira “...” ibaresi Almanca’da “ev” anlamına gelse dahi, “aynı” olarak değerlendirilen mal ve hizmetler bakımından herhangi bir ilişkisi bulunmadığı, bu nedenle ayırt edici niteliğinin düşük olarak değerlendirilmesi gerekmediği, taraf markalarının emtia sınıfları arasında ayniyet bulunduğu, hem işaretsel hem sınıfsal bazda mevcut olan yüksek seviyeli benzerlik nedeniyle, taraf markalarını gören tüketicilerin iki farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlamalarının mümkün olmadığı, dava konusu marka kapsamında yer alan “LUFT” kelimesinin taraf markalarını farklı kılmaya yetmeyeceği, taraf markalarında ortak olarak bulunan “...” ibaresinin taraf markalarının ilk kelimesini oluşturması zira tüketicilerin dikkatinin markanın başına yoğunlaşması nedeniyle kelimenin başında oluşturulan benzerliğin tüketiciler nezdinde iltibasa yol açma ihtimalinin yüksek olduğu, tüketicinin taraf markalarını aynı/aynı tür ya da benzer ürünler üzerinde gördüğünde ya da işittiğinde, farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlayabilmelerinin mümkün olmadığı, dolayısıyla dava konusu markanın işbu davaya konu mal ve hizmetleri yönünden, taraf markaları arasında karıştırılma ve iltibas ihtimali şartlarının oluştuğu, davacı şirketin önceye dayalı hak sahibi olduğunu iddia ettiği, dosyada, davacının markasal kullanımını gösterir bilgi/belge bulunmadığı, SMK'nın 6/3 üncü maddesine dayalı olarak tescilsiz marka sahibine itiraz hakkı tanındığı, ancak tescil hakkı tanınmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, taraf markaları arasında "..." ibaresinin ortaklığından kaynaklı yüksek düzeyde benzerlik bulunduğu, almanca "hava" anlamında gelen "LUFT" ibaresinin başvuruya yeterli ayırtedicilik katmadığı, başvuruyu gören tüketicilerin bunun davalının itiraza mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu derhal ve ilk bakışta algılamaları mümkün olmayıp bu hale göre taraf markalarının aynı mal ve hizmetlerle kullanılmaları halinde aralarında SMK'nın 6/1 inci maddesi uyarınca ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunup başvuru kapsamından çıkartılan mal ve hizmetler yönünden emtia benzerliği şartının da gerçekleştiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, marka ile ilgili Kurum kararının iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 28.11.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/860, K. 2024/8433, T. 28.11.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2024-860-e-2024-8433-k-233d3b69caad