Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/837 E. 2024/9005 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/837
- Karar No
- 2024/9005
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1593 Esas, 2023/1576 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/12 E., 2020/321 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ...'ın 2019/14676 başvuru nolu “...” ibaresi ile tescil başvurusunda bulunduğunu, başvurunun yayınına müvekkiline ait “...” ibareli markalara istinaden itiraz edildiğini, itirazın nihai olarak 2019-M-10551 sayılı Yeniden İnceleme Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararı ile reddedildiğini, ret işleminin usul ve yasaya aykırı olduğunu, taraf markalarının görünüş, renk, okunuş, sınıf ve telaffuz açısından birebir aynı olduğunu, işitsel olarak da benzer olduklarını, dava konusu markanın tescili ile müvekkili markasının itibarının zarara uğrayacağını, haksız rekabetin vuku bulacağını, müvekkili markasının uzun yıllardır kullanılıyor olması ve tanınmışlık kazanması sebebi ile yüksek bir ayırt ediciliğe sahip olduğunu, kötü niyet hususunun da Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından hatalı değerlendirilerek itirazlarının reddine karar verildiğini ileri sürerek 2019-M-10551 sayılı YİDK kararının iptaline ve 2019/14676 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesinde; ortalama tüketici nezdinde markalar arasında görsel, işitsel, kavramsal düzeyde ilişkilendirilme ihtimali de dâhil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzerlik bulunmadığını, davalı markasını okuyan veya gören ortalama dikkate sahip ve işaretleri yan yana karşılaştırma imkanı olmayan kişinin zihnindeki intibanın, davacıya ait markaların bıraktığı intiba ile aynı olmadığını, "..." olan davalı markası ile davacı markasının, görsel, kavramsal ve fonetik olarak birbirinden son derece farklı olup, bütünüyle bıraktıkları izlenim itibariyle karıştırılabilecek ölçüde benzer markalar olmadıklarını, markanın bütünü itibariyle bıraktığı etki esas olduğundan, parçalara bölünerek inceleme yapılmasının mümkün olmadığını, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin beşinci fıkrasındaki şartların oluşmadığını, itiraz sahibinin, markaların benzer olduğu iddiasının ötesinde, kötü niyet hususunu ispatlar nitelikte herhangi bir kanıt sunmaması dikkate alındığında, kötü niyet gerekçeli itirazın haklı bulunmadığını, YİDK kararının usule ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Davalı ... cevap dilekçesi sunmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, dava konusu markanın esas unsurunun bir bütün olarak “...” ibaresinden, davacıya ait itiraz markalarının esas unsurunun ise “...” ibaresinden oluştuğu, markalarda yer alan kelime unsurlarının anlamlı olmaması nedeniyle bu kelimelerin marka vasfının yüksek ve dolayısıyla tüketici nezdinde ayırt edilmesinin kolay olduğu, toplamda beş harften oluşan kelimelerde iki farklı harfin varlığının, tüketicinin markaları ayırt etmesine yeterli bulunduğu, taraf markaları kapsamında yer alan şekil unsurlarının birbirinden çok farklı olduğu, taraf markalarının birbiri ile ilişkilendirme ihtimalinin bulunmadığı, makul derecede bilgili, dikkatli ve ihtiyatlı ortalama tüketicinin markaları bölerek incelemeyeceği, markaları bir bütün olarak algılayacağı, "..." ve "..." ibarelerinin bir bütün olarak ayrıştığı, görsel farklılığın, özellikle kelimelerin son hecelerinde oluşan vurgulu ton farklılığı nedeniyle işitsel olarak da desteklendiği, bu nedenle markalar arasında ortalama tüketici nezdinde 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası koşullarının meydana gelmediği, tanınmışlığın ispatlanamadığı, davacıya ait “...” markasının tanınmış olduğu kabul edilse dahi davalıya ait markanın, davacıya ait “...” ibareli markanın ayırt edicilik karakterine ve itibarına zarar vermesi ve tanınmışlığından haksız yarar sağlanması ihtimallerinin somut olay bakımından mevcut olmadığı, kötü niyet iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, YİDK iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2.6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesi. 3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 12.12.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.