Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/663 E. 2024/8749 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/663
- Karar No
- 2024/8749
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1302 Esas, 2023/1247 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/34 E., 2021/270 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin "... ..." ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, davalının "..." markasına istinaden marka başvurusuna itiraz ettiğini, itirazın Markalar Dairesi Başkanlığınca reddedildiğini, davalının bu karara karşı yaptığı itirazının Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu'nun 2020-M-7497 sayılı kararı ile kabul edilerek, başvurunun reddine karar verdiğini, YİDK kararının iptali davasının Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi nezdinde görüldüğünü, davalının YİDK kararının iptali davası devam ederken, müvekkiline noterden ihtarname gönderdiğini, oysa markalar arasında iltibas bulunmadığını, aksinin kabulünde dahi müvekkilinin dava konusu markayı 2 yıldır kullandığını, davalının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığını ileri sürerek, müvekkilinin “...” ibareli marka kullanımının/başvurusunun davalının “...” ibareli markası ile benzer olmadığının, karıştırılma ihtimali bulunmadığının ve müvekkili tarafından davalının markadan doğan haklarının ihlal edilmediğinin tespitine, davalının haksız ve hukuka aykırı ihtarname göndermek sureti ile yarattığı muarazanın men’ine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin davacı şirkete keşide etmiş olduğu ihtarnamenin yasal hak olduğunu, herhangi bir muarazanın bulunmadığını, davacıya ait dava konusu markanın kullanımının müvekkilinin Sınai Mülkiyet Kanunu'ndan kaynaklı haklarının ihlaline sebebiyet verdiğini, taraf markaları arasında iltibas oluşturmaya yönelik davranışlarının devamı halinde yasal yollara başvuracağının ihtar edildiğini, müvekkilinin satış, pazarlama vb. yollarla ticari ilişkide bulunduğu bazı firmalardan gelen olumsuz geri dönüşler ve müşteri kitlesince "..." ve "..." markalarının birbiriyle karıştırıldığının müvekkiline bildirildiğini, müvekkilinin haklarını korumak maksadıyla ihtarnameyi keşide etmek zorunda kaldığını, taraf markalarının sınıfsal olarak da birbiriyle benzer olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, davacıya ait "..." ibaresi ile davalıya ait "..." ibareli tescilli marka arasında, uyuşmazlık konusu 31. sınıf mallar, yönünden SMK'nın 6/1 maddesi kapsamında iltibas bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının "... ..." ibareli kullanımı ile davalıya ait "..." ibareli markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunduğu, zira davalıya ait markanın asli unsurunu oluşturan "..." ibaresinin, dava konusu kullanımda da aynen aldığı, dava konusu başvuruda yer alan diğer unsurun yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı, dava konusu kullanımın gerçekleştiği 31. sınıf malların, davalıya ait marka kapsamında aynen yer aldığı, her ne kadar davacı tarafça "..." ibaresinin Latince'de "kedi" anlamına geldiği bu nedenle uyuşmazlık konusu mallar bakımından ayırt ediciliği düşük olduğu ileri sürülmüşse de; Latince'nin ülkemizde yaygın olarak bilinmediği gözetildiğinde davacının bu iddiasının yerinde bulunmadığı, ayrıca Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve 2014/11 E., 2016/778 K.sayılı kararında da belirtildiği gibi iltibas değerlendirmesi, hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümleneceğinden, mahkemece bilirkişi raporu alınmadan yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, muarazanın men'i, markadan doğan haklarının ihlal edilmediğinin tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 05.12.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.