Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/536 E. 2024/8704 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/536
- Karar No
- 2024/8704
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1434 Esas, 2023/1385 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/181 E., 2021/151 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2015/38090, 2012/78830, 2012 86770 sayılı ve “...”, “...” ibareli tescilli markaların sahibi olduğunu, markalarda geçen “...” ibaresinin anlamsız ve yaratılmış bir sözcük olması nedeniyle ayırt ediciliğinin yüksek bulunduğunu, bu ayırt ediciliğin davacının uzun yıllara sarih yaygın ve yoğun kullanımı ile de artmış olduğunu, davalı şirketin anılan markaları ile benzer bulunan "şekil+ESN" ibareli başvurusuna yaptıkları itirazlarının dava konusu YİDK kararı ile nihai olarak reddedildiğini, oysa taraf markalarının ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, karşılaştırılan ibarelerin sadece tek harfinin farklı olduğunu, davalının böyle oluşturulmuş bir ibareyi kendisine marka olarak tercih etmesinin rastlantıdan ibaret bulunmadığını, davalının marka başvurusunda bulunurken davacının tescilli/tanınmış markaların bilinirliğinden yararlanma saikiyle ve kötü niyetle hareket ettiğinin açık olduğunu, ilk harflere ilişkin olsa dahi tek bir harf farklılığının yahut diğer tüm harfleri aynı olan kelimelerin içerisinde bir harfin değiştirilmesinin karıştırılma ihtimalini ortadan kaldırmayacağına ilişkin verilmiş birçok emsal yargı kararının bulunduğunu, taraf markalarının aynı/aynı tür mal ve hizmetlerde kullanılacağını, davalının dava konusu edilen marka başvurusunun davacının tescilli markalarıyla haksız rekabet de yarattığını ileri sürerek, 2020-M-3915 sayılı YİDK kararının iptaline ve dava konusu başvurunun tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; davacının kullanım ispatı zorunluluğuna tabi 2012/86770 sayılı markasını kullandığına dair işlem dosyasına hiçbir delil sunmadığını, bu nedenle davacının bu markasına dayalı olarak 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası hükmü yönünden davalının markasının tesciline itiraz edemeyeceğini, davacının tescilli diğer markaları ile davalının tescil ettirmek istediği marka arasında benzerlik bulunmadığını, davalının markasında kullanılan renk ve şekil unsurlarının markalar arasında yeterli bir farklılık yarattığını, taraf markalarında geçen ibarelerin de farklı şekilde telaffuz edildiğini, davacının diğer iddialarının da yerinde bulunmadığı, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı şirket vekili süresinde davaya cevap vermemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, dava konusu "şekil+ESN" ibareli başvuru ile davacının "..." ve " ..." ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar/hizmetler için ayırdığı satın alma/ faydalanma süresi içinde, davalının "şekil+ESN" ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceğini, diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davacının "..." ve "..." ibareli tescilli markalı mallarından/hizmetinden satın almak/yararlanmak isterken davalının "şekil+ESN" ibareli başvuru markalı malı/hizmeti satın almak/yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşamayacağı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar/hizmetler algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrasındaki iltibas koşullarının bulunmadığı, açıklanan nedenlerle bilirkişi raporuna bu yönden iştirak edilmediği, diğer yandan davacının dava konusu ibare üzerinde 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrası anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliğinin kanıtlanmadığı, tarafların marka işaretleri benzemediğinden, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin dördüncü ve beşinci fıkrasında ki tanınmışlık koşulunun da oluşmadığı, kötü niyet ve haksız rekabet iddialarının da ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2.6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesi. 3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz itirazının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 05.12.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.