Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/505 E. 2024/8702 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/505
Karar No
2024/8702
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1404 Esas, 2023/1354 Karar HÜKÜM : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/253 E., 2021/223 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının tanınmış "..." ibareli markaların sahibi olduğunu, bu markalara dayalı olarak davalı şirketin 2019/29772 başvuru numaralı ve "..." ibareli marka başvurusuna itiraz ettiklerini, itirazın davalı Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun (YİDK) kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa başvurunun müvekkili markalarına ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, müvekkilinin seri marka oluşturmak amacıyla yaptığı sonu "FİX" ibaresiyle biten farklı markaların da mevcut olduğunu, dava konusu "..." markasının müvekkilinin markalarından biri olduğu algısı ile tüketicide karışıklık yaratması ve müvekkili şirketin seri markalarından biri zannedilmesinin kaçınılmaz olduğunu, müvekkilinin "..., ..., ..." gibi markalarının bulunduğunu, aynı ürünler üzerindeki ... ibaresini gören ortalama tüketicinin müvekkili markası ve müvekkili firma ile bağlantı kurabileceğini, davalının, başvuru yaptığı "..." markası için müvekkili şirketin tanınmışlığının olduğu 05 inci sınıftaki mallarının 35 inci sınıf kapsamında perakende satışı hizmetlerinin talep edildiğini ileri sürerek YİDK’nın 2020-M-5161 sayılı kararının iptaline ve davalı şirketin 2019/29772 numaralı marka başvurusunun kapsamında bulunan tüm emtialar bakımından reddine, başvuru tescile bağlanmış ise kapsamında bulunan tüm emtialar bakımından hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde; müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 2.Diğer davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; davalı firma ... Malzemecilik’e ait olan ..., Bo-fit ve ... markalarının tamamının ana prensip olarak iki kısımdan oluşturulduğunu, ... isminin ilk iki harfi olan “Bo”nun ilk heceyi oluşturduğunu, söz konusu ürünün adı veya fonksiyonunu çağrıştıran sözcük ya da kısaltmanın markanın ikinci kısmını oluşturduğunu, "..."in, müvekkilinin mobilya üretiminde yapıştırıcı ürününde kullanılan markası olduğunu, “fix” ibaresinin İngilizce tespit etmek/yapıştırmak anlamı taşıdığını, bu nedenle yapıştırıcı üreticilerinin birçoğunda markaların bu ek ile bittiğini, müvekkiline ait "..." markasının “... Liquid Fixing” kelimelerinin kısaltılmış hali olduğunu, müvekkilinin “...” markasının davalının “...” markasıyla benzerlik içermesinin söz konusu olmadığını, davacı şirketin müvekkili ile aynı alanda faaliyet göstermediğini, müvekkili şirket markasının üç davacı markalarının ise iki heceden oluştuğunu, davacı tarafından yaratılmamış, ayırt edici niteliği düşük olan “fix” ibaresi ile karıştırılma ihtimali oluşacağı yönündeki iddiayı kabul etmelerinin mümkün olmadığını, 2017/29492 “...” markasının 01 inci sınıfta tescilli olduğunu, müvekkilinin ... markasıyla kazanılmış hakkı bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının "..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "..." ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar / hizmetler algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında iltibasın bulunmadığı, taraf marka işaretleri benzemediğinden 6769 sayılı Kanun'n 6 ncı maddesinin dördüncü ve beşinci fıkrası anlamındaki tanınmışlık koşulunun da oluşmadığı, kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiasının da ispatnamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, taraf markaları arasında 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, zira markaların ilk harflerindeki farklılığın ve davalı başvurusunun BO-Lİ-FİX şeklinde üç hecede telaffuz edilmesinin başvuruyu itiraza mesnet markalardan yeterince uzaklaştırdığı, işitsel olarak farklılaşan markalar arasında görsel ve anlamsal bir benzerlik de bulunmadığı, başvurunun itiraza mesnet markayı çağrıştırmadığı, markalar benzer bulunmadığından tanınmışlığın somut uyumazlığa bir etkisinin bulunmadığı, başvurunun kötüniyetle yapıldığının kanıtlanamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, YİDK marka kararı iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesi. 3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 05.12.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/505, K. 2024/8702, T. 05.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2024-505-e-2024-8702-k-5c7c7dc1ddab