Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/448 E. 2024/8857 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/448
Karar No
2024/8857
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/161 Esas, 2023/1720 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI :2021/280 E., 2021/196 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde: müvekkilinin oyuncak sektöründe uzun yıllardır faaliyet gösterdiğini, sürekli kendini geliştiren vizyonu, dinamik yapısı ile bu alanda birçok tasarım gerçekleştirdiğini, müvekkili şirketin şikayete konu, ... oyuncak ürününün ön adı olarak kullanmak üzere "..." ibaresini özel olarak tasarladığını ve Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) nezdinde 17.11.2016 tarihinde 2016/06499 tescil numarası ile tescil ettirdiğini, müvekkili şirketin bu marka ile halen üretim ve hem de pazarlama faaliyetlerine devam ettiğini, kendisine iyi bir pazar payı oluşturduğunu, davalı şirketin müvekkili şirket gibi oyuncak sektöründe faaliyet gösterdiğini, "..." ibaresini aynen müvekkili gibi satışa sunduğu ... ürünlerinin ismi olarak kullandığını, bu durumun davacı markasına açık bir tecavüz oluşturduğunu, bu suretle de haksız rekabete yol açtığını, davalı şirketin kullandığı "..." ibaresinin müvekkili şirketin tescilli markasına aynen benzerliğinden ve aynı sektör içerisinde ve de aynı mal için kullanım sağladığından davacının satışlarına etkisi olduğunu ileri sürerek tecavüzün tespitine, menine ve ilgili ürünlerin toplatılmasına, şimdilik müvekkilinin uğramış olduğu zarara karşılık 1.000,00 TL maddi ve 1.000,00 TL manevi tazminatın ihtarname tarihi olan 21.11.2019'dan itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep etmiş, 17.02.2021 tarihli duruşmadaki beyanıyla tazminat hesaplama yöntemi olarak 6762 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 151/2-b maddesine göre seçimlik haklarını kullandıkları, 16.09.2021 tarihli dilekçesi ile, 1.000,00 TL olan maddi tazminat taleplerini 89.057,60 TL'ye çıkardıkları ve 05.11.2021 tarihli duruşmada alınan beyanında ise faizin dava tarihinden itibaren başlamasını istemiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde;davacının tazminat talepleri yönünden dosyanın arabuluculuk şartına tabi olduğunu, dava açılmadan önce arabuluculuk sürecinin tamamlanmadığından davanın tazminat talepleri yönünden usulden reddinin gerektiğini, davacı tarafça, hangi gerekçe ve somut veriler ışığında hangi taleplerde bulunulduğunun izah edilmediğini, manevi tazminat talebinin kısmi alacağı konu edilemeyeceğini, davacı tarafın "..." kelimesini marka olarak tescil ettirmediğini, ... (Türkçe karşılığı güzel, serin, karizmatik) kelimesine verilen şeklin marka olarak tescil ettirildiğinin görüldüğünü, müvekkili tarafından herhangi bir tescil ihlalinin söz konusu olmadığını, kullanılan ... kelimesinin şekli ile davacı taraf marka şeklinin arasında hiçbir benzerlik bulunmadığını, sıfat içerikli kelimelerin tescil edilemeyeceğini, dava konusunun "..." kelimesinin kullanılmasına ilişkin olmaması gerektiğini, sadece davacı tarafça şekli markalaştırılmış görselin taklit edilip edilmediğine ilişkin araştırma ile sınırlı olması gerektiğini, davanın haksız olarak ikame edildiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davasının kabulü ile davalının davacıya ait 2016/06499 tescil numaralı markasından doğan haklarına tecavüzünün tespitine, men'ine, tecavüz oluşturan davalı yana ait "... ..." ibaresine havi ürünlere el konulmasına, 89.057,60 TL maddi tazminatın 1.000,00 TL'lik kısmına dava tarihinden itibaren, bakiye 88.057,60 TL'lik kısmına ıslah tarihi olan 16.09.2021 tarihinden itibaren; 1.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiş, karar davalı vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı adına kayıtlı 2016/06499 tescil numaralı ... şekil ibareli marka 12.sınıfta 26.01.2016 başvuru tarihi ile 17.11.2016 da davacı adına tescil edildiği, davalının 2020/108280 numaralı ... ... ibareli markası 12 ve 28 sınıflarda 15.09.2021 tarihli başvuruya istinaden 23.04.2021'de davalı adına tescil edildiği, davalının iddiasının aksine, davacının 2016 06499 numaralı "... ŞEKİL" ibareli markasının sadece bir şekil markası olduğu ve şekli koruduğu kabul edilemeyeceği gibi, markanın anonim ibare içerdiğine ilişkin davalı itirazının yerinde olmadığı, davalının ... ... ibareli kullanımlarının markasal kullanım olup ortalama tüketici nezdinde davacının ... ibareli markası ile karıştırılmaya neden olacak nitelikte olduğu, davacı markasından sonraki tarihli 2020/108280 numaralı davalı markasının 6762 sayılı Kanun'un 155. maddesi gereğince savunma argümanı olarak ileri sürülemeyeceği, davalının markasal kullanımının davacının markasının tescil sınıfında olduğunun kabulü gerektiği, her ne kadar dava konusu eyleme yönelik şikayet yönünden kovuşturma yapılmasına yer olmadığına ilişkin karar verilmiş ise de; kararın içeriği incelendiğinde markasal kullanımın tescilli markaya dayandığı, ürünün orjinal olduğu gerekçesine dayandığı bu durumda iş bu hukuk davasındaki somut delil durumuna göre ilgili kararın esasa etkili olmadığı, raporlar arasında çelişkinden söz edilemeyeceği gibi hukuki konuların mahkemece değerlendirilmesinin yerinde olduğu, TÜRKPATENT nezdinde davacının başvurusunun reddine karar verilen 2020/112185 numaralı markanın benzer görülen markanın sınıfları itibarı ile iş bu dosyaya etkili olmadığı görülmekle davacının markaya tecavüze dayalı istemlerin kabulünün yerinde görüldüğü, mahkemenin gerekçesinde açıklandığı üzere haksız rekabet yönünden hüküm kurulmadığından bu yöndeki davalı istinafının yerinde görülmediği, maddi tazminata ilişkin istinaf istemine gelince; davacının talebinin 6762 sayılı Kanun'un 151/2-b maddesi gereğince davalının elde ettiği net kazanca dayandırdığı, mali bilirkişi raporunda davacının markasının 26.01.2016'da tescil edildiği, davalının ... ... ibareli ürüne ait satışlarının 02.08.2019'da başladığı, 02.08.2019 ile dava tarihi olan 29.06.2020 arasında 8802 adet satış ve KDV hariç 711.673,55 TL olduğu, karlılık oranına göre 172.030,43 TL brüt kazanç olduğu, brüt satış karından faaliyet giderlerini düşülmesi sonucu faaliyet karının 89.057,60 TL olduğunun tespit edildiği, davalının kullanımı davacı marka sınıfında olduğundan mahkemece davalı defterlerine göre tespit edilen net kazanca göre davanın kabulüne karar verilmesi yerinde olduğundan davalının istinaf isteminin reddi gerektiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davalı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, marka hakkına tecavüzün tespiti, meni, refi ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6762 sayılı Kanun'un 151/2-b maddesi ile 155. maddesi. 3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 10.12.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/448, K. 2024/8857, T. 10.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2024-448-e-2024-8857-k-c829590c5700