Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/2230 E. 2024/3663 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/2230
- Karar No
- 2024/3663
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/1835 Esas, 2022/670 Karar HÜKÜM : Başvurunun Esastan Reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Muğla 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2016/397 E., 2018/566 K. Taraflar arasındaki markaya tecavüzün tespiti, men’i, ref’i, maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 1947 yılından beri ayakkabı ve deri ürünleri üretimi ve satışı yaptığını, 23.01.1989 tarihinde "İnci" markasının 18 ve 25 inci sınıflarda kullanmak üzere tescil ettirdiklerini, bu haklarını 23.01.2009 tarihinden itibaren 10 yıl süreyle yenilediklerini, başkaca pek çok tescilli markalarının bulunduğunu, yurt içinde ve dışında mağazaları bulunduğunu, davalının "İnci Shoes Marmaris" adı altında müvekkilinin markasına tecavüz ederek haksız kazanç sağladığını, emtiaların aynı olduğunu, "İnci" ibaresinin görsel ve işitsel olarak fonetik bakımdan ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, davalının 2012 yılında "Marmaris İnci" markasının tescili için başvuru yaptığını, müvekkilinin itirazı üzerine TÜRKPATENT tarafından başvurunun reddedildiğini, Marmaris 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/135 D.İş sayılı dosyasında tespit yaptırdıklarını, alınan bilirkişi raporunda davalının işyerinin "Cabani shoes" olduğunun, davalıya ait kartvizitte "İnci shoes Marmaris" yazdığının, faturada "İnci ayakkabı" yazdığının, davalının kullanımının marka hukukuna tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespit edildiğini iddia ederek, markaya tecavüzün tespitine, menine, tecavüz teşkil eden tabela, basılı evrak vs. toplatılmasına, kararın gazetede yayınlanmasına, maddi zararın 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 66 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi uyarınca hesaplanmasına, şimdilik 5.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminatın tecavüzün başladığı tarihten itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davacı şirketin markası ile hiçbir ilgisinin bulunmadığını, müvekkilinin "İnci" ibaresini tabelalarında kullanmadığını, fatura ve kartvizitin güncel olmadığını, güncel fatura ve kartvizitlerde "İnci" ibaresinin bulunmadığını, müvekkilinin sattığı malların davacının mallarından daha tanınmış olduğunu, işyerinin kurucusunun 1986 yılında Marmaris girişindeki inci heykelinden esinlenerek "İnci" ibaresini kullandığını, tazminat taleplerinin yersiz olduğunu, davacının ürünlerini satmadıklarını, davacının Marmaris'te satış yapmasına engel olmadıklarını, tüzel kişilerin manevi tazminat talep edemeyeceklerini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamına göre, davacının markalarının tescilli olduğu mal ve hizmetleri ile davalının faaliyet alanı mal ve hizmetlerinin aynı olması, hitabet ettikleri müşteri çevresi ve müşterinin mal-hizmet alırken harcayacağı düşünme süresi, davalının markasal kullanımlarının davacının markasını hakim unsurunu birebir içermesi, davacı markası ile davalının kullanımlarının görsel, işitsel ve anlamsal benzerliği değerlendirildiğinde davalının kullanımının davacının marka hakkına tecavüz oluşturduğu, bilirkişi raporunda belirlendiği gibi Marmaris İlçesinde tahmini lisans bedelinin 3.040,54 TL olarak belirlendiği, konuyu düzenleyen yasa maddeleri ve kararlılık kazanan Yargıtay içtihatlarında kabul edilen manevi tazminatın ceza olmadığı, olayın oluş biçimine, zararın niteliğine ve tarafların ekonomik durumlarının uygun olması gerektiği şeklindeki ilkeler birlikte değerlendirildiğinde davacı tarafın manevi tazminata da hak kazandığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davalının davacıya ait markaya tecavüzünün tespiti ile önlenmesine, davacıya ait markanın kullanıldığı fatura ve kartvizit gibi basılı evrak ve ürünlerin toplatılmasına, kararın tüm Türkiye'de yayınlanan bir gazetede ilanına, 3.040,54 TL maddi, 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirkete 556 sayılı KHK'nın 64 üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre dava açmadan yapılması gereken bildirimin yapılmamış olduğunu, müvekkilinin işyerinde taklit ya da benzer bir mal bulunmadığını, markalarla ilgili yasal düzenlemelerde taklit maldan ya da ayırt edilemeyecek kadar benzer maldan bahsedildiğini, müvekkilinin dükkanının ismi dışında benzer hiçbir şey bulunmadığını, müvekkilinin anlaşma yaptığı dünyaca ünlü markaların ayakkabılarını sattığını, Marmaris şehrinde şubesi bile bulunmayan davacının hiçbir taklit mal bulunmamasına ve müvekkili firma hakkında hiçbir kovuşturma soruşturma olmamasına rağmen tazminat talep ettiğini, davacının bir zararının olduğunu ispat edemediğini, tespit dosyasının tecavüzün tespiti için yeterli olmadığını, müvekkilinin işyerinde sadece eski dükkandan kalma kart visit ve broşürlerde "inci" yazısı olduğu ve bu nedenle müvekkili hakkında tazminat kararı verilemeyeceğini, davacının manevi tazminat talep edebilmesi için markanın adını kötüleyici, itibarını düşürücü eylemlerin bulunması gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, davadan önce talep edilen delil tespitinde alınan bilirkişi raporunda davalının işyeri isminin "Cabani Shoes", vergi levhasında ve işyeri ruhsatlarında "Abdülhakim Tırak" şeklinde şahıs adına kayıtlı olduğu, tespit mahallinden alınan kartvizitte ise "İnci shoes Marmaris" yazdığı, davalının kullunadığı fatura başlığının "İnci Ayakkabı" olduğunun tespit edildiği, Mahkemece marka uzmanı bilirkişiden alınan 06.05.2017 tarihli raporda davalının kullanımlarında "İNCİ" kelimesinin yanında yer alan "shoes" kelimesinin İngilizce'de "ayakkabılar" anlamına geldiği, "ayakkabı" ve "Marmaris" ibarelerinin cins kaynak gösterdiği, bunları içeren markaların tescil edilmeyecekleri, içinde yer aldığı ayırt edici işaretlerin esas unsurunu oluşturmayacakları, davalının markasal kullanımlarında ayırt edici esas unsurun "İNCİ" ibaresi olduğu, bu ibarenin davacının markalanndaki hakim unsur olduğu, davacının markalarının tescilli olduğu mal ve hizmetler ile davalının faaliyet alanı mal ve hizmetlerinin aynılığı, hitap ettikleri müşteri çevresi, bu çevrenin mal-hizmet alırken harcayacağı düşünme süresi, davalının markasal kullanımlarının davacının markasının hakim unsurunu birebir içermesi, davacı markası ile davalı kullanımlarının görsel, işitsel ve anlamsal benzerliği değerlendirildiğinde davalının kullanımının davacının marka hakkına tecavüz oluşturduğunun mütalaa edildiği, 2012 yılında davalı tarafça "Marmaris İnci" şeklinde yapılan marka başvurusunun davacı şirketin itirazı üzerine reddedildiği de dikkate alındığında, Mahkemece bilirkişi raporundaki tespitler doğrultusunda davalının kullanımının davacının marka hakkına tecavüz niteliğinde olduğuna dair kabulün yerinde olduğu, tazminat hesabı için alınan 10.07.2017 tarihli bilirkişi raporunda 556 KHK'nın 66 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi uyarınca tarafların lisans sözleşmesi yapmaları halinde davacının davaya uyarlanabilecek sürede 3.040,54 TL yoksun kalınan kazancının oluşacağının tespit edildiği, taraf vekillerinin itirazı üzerine alınan 20.03.2018 tarihli raporda ise davacının 8.778,58 TL lisans bedeli alacağının bulunduğu tespit edilmişse de istinaf yoluna başvuranın sıfatına göre daha yüksek maddi tazminat hesaplanan 20.03.2018 tarihli bilirkişi raporunun değerlendirmeye alınmadığı, 10.07.2017 tarihli bilirkişi raporunda hakkaniyet gereği maddi tazminat tutarında yapılan indirimin uygun ve makul olduğu, bu bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının yerinde olduğu, Mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı, davalı vekilinin haksız tecavüzün tespiti ve önlenmesi ile maddi tazminat istemlerine ilişkin istinaf itirazlarının yerinde görülmediği, markaya tecavüz durumunda yasa ve ilgili mevzuat gereği manevi tazminata hükmedilebileceğinden ve manevi tazminatın şartları oluştuğundan, tecavüzün boyutu, tarafların sosyal ve mali durumları gözetilerek Mahkemece 10.000,00 TL manevi tazminata karar verilmesinin yerinde ve miktar olarak da makul ve ılımlı bulunduğu gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalının davacının marka hakkına tecavüz edip etmediği, tecavüz gerçekleşmişse tespiti, men'i, ref'i ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 556 sayılı KHK'nın 61 ve devamı hükümleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.