Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/186 E. 2024/8828 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/186
Karar No
2024/8828
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi SAYISI :2020/1356 Esas, 2023/810 Karar HÜKÜM :Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ :İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI :2018/140 E., 2019/1126 K. BİRLEŞEN DAVA :İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/141 E. Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA 1.Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; davalı tarafın davacı müvekkilinden 678.500,00 TL tutarında mal ve hizmet satın aldığını, fatura karşılığı oluşan borç bedelini ödemediğini, bu nedenle müvekkili tarafından davalı aleyhine İstanbul 12.icra Müdürlüğünün 2017/25124 E., sayılı dosyası ile icra tabine geçildiğini, davalının takibe itirazı neticesinde takibin durduğunu, ayrıca açılan icra takibine istinaden davalının ihtarname ile iade faturası düzenleyip müvekkiline gönderdiğini, ilgili iade faturasının kabul edilmediğini, noter aracılığı ile müvekkili tarafından iade edildiğini, ikinci kez davalı tarafından aynı iade faturasının gönderildiğini ve müvekkili tarafından ikinci kez faturaların iade edildiğini, davalı tarafın takibe itirazının ve ihtarnamelerinin kötüniyetli olduğunu ileri sürerek davalı tarafından İstanbul 12. İcra Müdürlüğünün 2017/25124 E., sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamına ve davalıya alacağın %20' sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; davalı şirketin müvekkili şirketten 839.771,84 TL tutarında mal satın aldığını ancak davalı şirketin müvekkiline herhangi bir ödeme yapmadığını, müvekkili şirketin borcun ödenmemesi üzerine davalı aleyhine İstanbul 9 İcra Müdürlüğünün 2017/29270 E., sayılı dosyası üzerinden ilamsız icra takibi başlattığını, davalı şirketin icra takibine itiraz ettiğini ve takibin durduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili asıl davaya cevap dilekçesinde, müvekkilinin davacı ile davacının güvenlik-alarm ve görüntü sistemlerine ilişkin ürünleri ve ürünlerin kurulumunu müvekkili davalıya sağlaması, müvekkilinin de bunun karşılığında ücret ödemesi hususunda anlaştığını, davacı tarafından, ürünleri teslim edilmeyip, kurulumunun yapılmadığını, bu sebeple müvekkili tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını, davacı tarafın fatura ve irsaliye düzenlemiş olsa da herhangi bir mal teslimi yapılmadığını, irsaliyede teslimat bulunmadığını, bundan dolayı zaten taraflar arasında, bakiye alacağın sıfır olduğu yönünde yazılı mutabakat da yapıldığını, aynı zamanda alınamayan ürünler için ihtarnamesi ile iade faturasının gönderildiğini, davacı tarafın ise ürün teslimi ve kurulumu yapılmamış olmasına karşın İstanbul 12. İcra Müdürlüğünün 2017/25124 E., sayılı takip dosyasında müvekkili aleyhinde takibe geçtiğini, yapılan takibin haksız ve hukuka aykırı olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, davacının incelemeye sunulan usulüne uygun tutulmuş ticari defterlerinde dava konusu edilen faturaların yazılı olduğu, faturalar kapsamında davacının davalıdan 1.518.271,84 TL alacaklı bulunduğu, davalının incelemeye ticari defter veya herhangi bir belge ibraz etmediği, BA-BS karşılaştırma formlarından davalı tarafın davacının kesmiş olduğu ve dava konusu oluşturan faturaları teslim aldığı ve şubat ayı ve haziran ayı beyanına dahil ettiği, davacının davalıyı takipten önce temerrüte düşürmediği, bu nedenle temerrüt faizi isteyemeyeceği, bilirkişi raporunun hüküm vermeye elverişli bulunduğu gerekçesiyle ile asıl davada davanın kısmen kabulüne, itirazın kısmen iptaline, takibin 678.500,00 TL üzerinden devamına, asıl alacak 678.500,00 TL'ye takip tarihinden itibaren davacının talebini aşmamak üzere yasal faiz uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine, birleşen davanın kısmen kabulü ile itirazın kısmen iptaline, takibin 839.771,84 TL üzerinden devamına, asıl alacak 839.771,84 TL'ye takip tarihinden itibaren davacının talebini aşmamak üzere yasal faiz uygulanmasına, asıl ve birleşen dava davalısı tarafından haksız ve hukuka aykırı olarak taraflarca belirlenebilir mahiyette bulunan likit alacak miktarına kötü niyetli olarak itiraz edildiğinden, asıl ve birleşen davalar yönünden kabul edilen toplam alacak miktarı üzerinden % 20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm asıl ve birleşen davalarda davalı vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin asıl ve birleşen dava yönünden istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiş, karar asıl ve birleşen davada davalı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, asıl ve birleşen davada icra takiplerine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2.2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi. 3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, asıl ve birleşen davada davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 10.12.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/186, K. 2024/8828, T. 10.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2024-186-e-2024-8828-k-e44f2f3fdc46