Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/180 E. 2024/8376 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/180
Karar No
2024/8376
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1816 Esas, 2023/1170 Karar HÜKÜM : Davanın kısmen kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/536 E., 2019/272 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin toptan satış mağazacılığı alanında köklü bir şirket olduğunu ve ülke çapında 165 adet mağaza ile faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin 35. sınıf da dahil olmak üzere "..." ayırt edici unsurlu seri markaların sahibi olduğunu, bu markaların görsel ve yazılı basın başta olmak üzere ilgili tüm mecralarda yapılan tanıtım çalışmaları ile Türkiye'de tanınmış marka hale geldiğini, davalının ise "... BAKKAL" ibaresini kullanmak suretiyle müvekkili firmanın marka haklarına tecavüz ettiğini, bu kullanımın aynı zamanda haksız rekabet teşkil ettiğini, kesinleşen yargı kararlarına rağmen "..." markasının kullanılmasına halen devam edildiğini belirterek, davalıların "... BAKKAL" ibaresini, davacının markalarının tescilli bulunduğu sınıflar kapsamındaki hizmetler üzerinden tek başına, yahut sair tali unsurlar ile birlikte kullanmasının, bu markalar altında ürün üretmesinin, ürettirmesinin, satmasının, sağlamasının, dağıtımını yapmasının, satışa arz etmesinin, ithal ya da ihraç etmesinin, elde bulundurmasının, satışa arz etmek üzere depolamasının, internet üzerinde yahut sair mecralarda bu amaçlarla kullanılmasının ve bu markaları taşıyan ürünlerin reklam, promosyon ve tanıtımının yapmasının davacı aleyhinde marka tecavüzü ve haksız rekabet yarattığının tespitine, marka tecavüzü ve haksız rekabet teşkil eden fiillerin önlenmesine, internet üzerinde yahut sair mecralarda bu amaçlarla kullanmasının ve bu markaları taşıyan ürünlerin reklam, promosyon ve tanıtımını yapmasının önlenmesine ve men edilmesine, davalıya ait bu markayı taşıyan ürünler, ambalajlar, ilan, reklam, broşür, afiş, tabela ve sair her türlü tanıtım malzemesi, basılı evraklar, faturalar ve benzeri her türlü ticari evrakının ve iş bu dava neticesinde verilecek esas hükme aykırı şekilde, iletilen, satılan, sağlanan, dağıtılan, satışa arzedilen, ithal ya da ihraç edilen, elde bulundurulan, satışa arz etmek üzere depolanan, internet üzerinde yahut sair mecralarda bu amaçlar ile kullanılan reklam, promosyon ya da tanıtım malzemesi, basılı evraklar, faturalar ve benzeri her türlü ticari evrakına el konularak, esasa ilişikin hükmün kesinleşmesini müteakip imhasına esastan da karar verilmesine, hükmün ilanına, kullanımın ticaret sicilinde unvan kaydı bulunması halinde terkinine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava açma süreleri yönünden değerlendirildiğinde hak düşürücü sürelerin dolduğunun anlaşılacağını, hak düşürücü sürelerin geçmiş olması hasebiyle davanın usulden reddini talep ettiklerini, tabelalarında “...” ibaresi bulunmadığı için açılan davanın hukuka aykırı olduğunu, tabelalarında "Dükkan Sizin ( bakkal amca logosu içinde)", "BAKKAL – 22", “her zaman yanınızda”, "ŞÜKÜR GIDA" yazdığını, davacının işbu davayı açmasında menfaati olmadığı gibi alakasız şekilde kanun yolu ile ticari hayatlarında ve güncel yaşamlarında huzursuzluk yarattığını, bu konudaki tazminat haklarını saklı tuttuklarını savunarak açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, somut olay incelendiğinde, davacı vekilinin sunduğu fotoğraf, davalının cevap dilekçesi ekinde sunduğu fotoğraf ile davalıya ait iş yerinde keşif sırasında çekilen fotoğraf birlikte değerlendirildiğinde, Trabzon ilinde faaliyet gösteren davalıya ait bakkal dükkanında "... BAKKAL 22" ibaresinin işletme adı olarak ve markasal olarak kullanıldığı, keşif sırasında iş yeri tabelasında "..." ibaresinin bulunduğu kısmın boyanarak kapatılmış olduğu, iş yerindeki fiyat broşürü ve poşet üzerinde de "..." ibaresinin kullanıldığı, ancak "İ" harfi yerine dans eden insan figürü koyulduğu, bu değişikliğin markaların benzerliğini ortadan kaldırmadığı, bu kullanım şeklinin de davacının markalarının esas unsuru olan "..." ibaresi ile görsel, işitsel ve anlamsal olarak benzer olduğu, davacının 35. sınıfta tescilli olan markalarının esas unsurunu oluşturan "..." ibaresinin tescilli oldukları sınıf ile aynı olan 35. sınıfa dahil hizmetlerde davalı tarafından aynen kullanıldığı, bu nedenle markaların karıştırılma ihtimalinin mevcut olduğu, benzer konuda daha önce görülen davalarda, markaların karıştırılma ihtimali bulunduğuna dair verilen kararların Yargıtay'dan geçerek onandığı, bu durumun davacının marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğu, davalının tescilli ticaret unvanının bulunmadığı gerekçesiyl davanın kabulüne, davalının davacıya ait "..." esas unsurlu tescilli markalarının esas unsurunu oluşturan "..." ibaresini iş yeri tabelasında, ürünleri üzerinde ve iş evrakında markasal olarak kullanmak suretiyle davacının marka haklarına tecavüz ettiğinin ve haksız rekabette bulunduğunun tespitine, davalının marka tecavüzü ve haksız rekabet teşkil eden fiillerinin önlenmesine, durdurulmasına ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, davalının davacıya ait markaların esas unsuru olan "..." ibaresini davacı şirketin tescilli markalarının bulunduğu sınıflar kapsamındaki ürün ve hizmetler üzerinde tek başına yahut tali unsurlar ile birlikte taşıyan ürünler üretmesinin, ürettirmesinin, satmasının, sağlamasının, bulundurmasının, satışa arz etmek üzere depolamasının, internet üzerinde yahut sair mecralarda bu amaçlarla kullanmasının ve bu markaları taşıyan ürünlerin reklam, promosyon ve tanıtımını yapmasının önlenmesine ve men edilmesine, davalıya ait bu markayı taşıyan ürünler, ambalajlar, ilan, reklam, broşür, afiş, tabela ve sair her türlü tanıtım malzemesi, basılı evraklar, faturalar ve benzeri her türlü ticari evrakın ve iş bu dava neticesinde verilecek esas hükme aykırı şekilde iletilen, satılan, sağlanan, dağıtılan, satışa arz edilen, ithal ya da ihraç edilen, elde bulundurulan, satışa arz etmek üzere depolanan, internet üzerinde yahut sair mecralarda bu amaçlarla kullanılan, reklam, promosyon ya da tanıtım malzemesi, basılı evraklar, faturalar ve benzeri her türlü ticari evrakına el konulmasına, hükmün kesinleşmesinden sonra imha edilmelerine, kararın masrafı davalıdan alınmak suretiyle Türkiye'de yayın yapan günlük bir gazetede ilan edilerek kamuya duyurulmasına, davalının ticaret unvanında "..." ibaresini kullanmadığı anlaşıldığından, ticaret sicilinden ticaret unvanının terkini talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm davalı vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, 19.03.2018 tarihli bilirkişi raporunda keşif sırasında temin edilen fotoğraflarla davacıya ait olan "..." ibareli markanın davalı tarafından işletme tabelasında ve işletme unvanında kullanılmadığı, işletme içerisinde bulunan ürün fiyat broşüründe, ürün fiyat afişinde ve plastik poşet üzerinde "... BAKKAL" ibaresinin yazılı olduğu ve dans eden insan figürlerinin bulunduğunun belirtildiği; 14.12.2018 tarihli bilirkişi heyet raporunda ise somut olayda marka hakkına tecavüz koşullarının gerçekleştiği ve haksız rekabet şartlarının oluştuğunun belirtildiği, davalının ... ibaresini ticaret sicilinden ticaret unvanı olarak kullanımına rastlanmadığı, davacı adına kayıtlı "..." ibareli markanın, davalı tarafından işletme tabelasında "... BAKKAL-... Gıda" şeklinde kullanıldığı, daha önce dosyaya sunulan fotoğraflarda tabelada markalar arasında şekilsel bir benzerlik olmasa da, birbirlerine fonetik olarak eşdeğer oldukları ve aralarında kavramsal olarak benzerlik bulunduğu, davacı markası ile davalı kullanımındaki esas unsurun ''...'' ibaresi olduğu, davalı kullanımındaki ''BAKKAL'' ibaresinin tanımlayıcı nitelikte olduğu ve markaya bir ayırtedicilik katmadığı, davacının 35. sınıfta tescilli olan markalarının esas unsurunu oluşturan "..." ibaresinin tescilli oldukları sınıf ile aynı olan 35. sınıfa dahil hizmetlerde davalı tarafından aynen kullanıldığı, bu durumun ortalama tüketici nezdinde iltibasa yol açabileceği, sonuç olarak Trabzon ilinde faaliyet gösteren davalının, kendisine ait bakkal dükkanında "... BAKKAL-... Gıda" ibaresini işletme adı olarak markasal nitelikte kullanmaktan ibaret eyleminin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğu, davalıların iş yerinde tabelayı kullandıkları ancak daha sonra tabeladaki kullanımı kaldırdıkları, tabela kullanımı yönünden davanın konusuz kaldığı, ürün tanıtım broşürlerinde, plastik poşetlerde kullandıklarının ispatlandığı, davacı vekilince dava dilekçesinde, ''Kullanımın ticaret sicilinde unvan kaydı bulunması halinde terkinine,'' şeklinde talepte bulunulmuş olup, Mahkemece; ''davalının tescilli ticaret unvanının bulunmadığı'' gerekçesiyle bu talep yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş ise de; ayrı bir dava şeklinde görülebilen ve somut dava yönünden objektif dava yığılması şeklinde değerlendirilmesi gereken söz konusu talebin, eldeki dava açıldıktan sonra konusuz kalmadığı, zira Mahkemenin kararında da vurgulandığı gibi, davalının tescilli ticaret unvanının bulunmadığı, bu sebeple somut talebin reddine karar verilmesi gerekirken, ''karar verilmesine yer olmadığına'' karar verilmesinin hatalı olduğu, bu itibarla davalı vekilinin istinaf başvurusunun bu yönden yerinde olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ve yeniden esas hakkında hüküm kurulmasıyla davanın kısmen kabulüne, davalının davacıya ait "..." esas unsurlu tescilli markalarının esas unsurunu oluşturan "..." ibaresini tabelada, poşet ve tanıtım afişi şeklinde kullanmak suretiyle marka hakkına tecavüz ettiğinin ve haksız rekabette bulunduğunun tespitine, davalının marka tecavüzü ve haksız rekabet teşkil eden fiillerinin önlenmesine, davalının iş yeri tabelasındaki kullanımını kaldırdığı anlaşılmakla tabelalara yönelik ref talebi konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, hüküm özetinin masrafın davalıdan alınmak suretiyle Türkiye'de yayın yapan bir gazetede ilan edilerek kamuya duyurulmasına, poşet ve tanıtım afişi yönünden ref talebinin kabulüne, davalının ticaret ünvanında "..." ibaresini kullandığı anlaşıldığından bu kısma yönelik davanın ve davacı tarafın sair taleplerinin reddine karar verilmiş, karar davalı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, davalının eylemlerinin haksız rekabet ve davacıya ait tescilli marka hakkından doğan haklarına tecavüz edip etmediği, tecavüz söz konusuysa men'i ve ref'i ile davalı ticaret unvanın ticaret sicilinden terkinin gerekip gerekmediği noktasındadır. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2.6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 29 ve 149 uncu maddeleri. 3.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 54 ve devam hükümleri. 3. Değerlendirme İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Kanun'un 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 27.11.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/180, K. 2024/8376, T. 27.11.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2024-180-e-2024-8376-k-7b22c76d894a