Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/100 E. 2024/8483 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/100
- Karar No
- 2024/8483
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/650 Esas, 2023/1653 Karar HÜKÜM : Kısmen kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/385 E., 2021/765 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ... ünvanlı şirkette 1/2 pay sahibi ve aynı zamanda yönetim kurulu üyesi olduğunu, 31.05.2021 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi’nde İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 24.05.2021 tarihli 2021/304 E. - 2021/569 K. sayılı kararı ile yönetim kurulu üyelerinden ...’a tek başına genel kurulu toplamaya ilişkin yetki verildiği ve bu yetkiye istinaden 15.06.2021 tarihinde toplantının gerçekleştirileceği ilanının verildiğini, akabinde 15.06.2021 tarihli sadece ...’ın katılımıyla gerçekleşen toplantıda yönetim kurulu üyelerinden ... 15.06.2024 tarihine kadar tek başına yönetim kurulu üyesi ve temsile yetkili kişi olarak seçildiğini ayrıca müvekkili olan ...’nin de önceki üyeliği ve temsil yetkisi hukuka aykırı bir şekilde sona erdirildiğini, bu kararın 18.06.2021 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi’nde ilan edildiğini, ... Yapı San. Tic. A.Ş.’nin 15.06.2021 tarihinde yapılmış olan genel kurul toplantısına davete ilişkin çağrının usulüne uygun olarak yapılmadığını, zira incelendiğinde görüleceği üzere ne şirkete ait internet sitesinde herhangi bir duyuru veya çağrı yer almadığını ne de bir diğer davet kağıdı gönderilmediğini, kanunun emredici hükümleri ve yerleşik Yargıtay içtihatları çerçevesinde alınan işbu genel kurul kararının yok hükmünde olduğunu, ...'ın her ne kadar mahkemeden yetki alarak genel kurulu toplamış olsa da yapılan bu toplantı çağrı usulüne uyulmamış olması sebebiyle hukuka aykırı olduğunu, bu toplantıda alınan kararların da yok hükmünde olduğunu, ...'ın, mahkemeden aldığı yetkiyi kötüye kullanarak kanunun emredici hükümlerine aykrılık teşkil edecek şekilde pay sahibi müvekkilini şirketten uzaklaştırmak gayesi ile bu işlemleri yaptığını ileri sürerek 15.06.2021 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararın yok hükmünde olduğunun tespitine, alınan genel kurul kararı ile doğmuş olan her türlü sonucun iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; iptal davası açılabilmesi için toplantıya katılınması ve alınan kararlara karşı olumsuz oy kullanılması ve bu kararlara karşı muhalefet şerhlerinin sunulması gerektiğini, aksi takdirde pay sahibinin genel kurula katılmaksızın genel kurul kararlarının iptalini isteyemeyeceğini, genel kurulun usulüne uygun davet edilip yine usulüne uygun bir şekilde icra edildiğini, bu halde yokluk ve butlandan bahsedilemeyeceğini, davacıların ayrıca genel kurul toplantısında alınan kararların yasaya, ana sözleşmeye ve iyi niyet kurallarına aykırı olduğunu da iddia ve ispat etmeleri gerekmekte olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, çağrıdaki usulsüzlüğün tek başına kararın iptali nedeni olamayacağı, kararın iptali için çağrıda eksiklik olmakla birlikte bu ihlalin kararın alınmasında etkili olması gerektiği, davacının davalı şirkette %50 pay sahibi olduğu, alınan kararların içeriğine, mevcut toplantı ve karar nisabına göre çağrı eksikliğinin sonuca etkisi olmadığı gibi kararın yasa, ana sözleşmeye veya dürüstlük kurallarına aykırı olduğunun da davacı tarafından kanıtlamadığın gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, dava konusu toplantıya çağrının iadeli taahhütlü posta ile yapılmadığı gibi ticaret sicildeki ilan ile toplantı arasında bulunması gereken sürenin sağlanmadığı, bu nedenle çağrının usulsüz olduğu, davacının anılan genel kurula katılması halinde varılacak sonucu değiştirebileceği, ancak yokluk talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, yokluk talebinin reddine, dava konusu genel kurulda alınan bir ve iki nolu kararların iptaline karar verilmiş, karar davalı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, davalı şirketin 15.06.2021 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında alınan kararların yok hükmünde olduklarının tespiti ile sonuçlarının iptali istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 414 üncü, 446 ncı maddesi. 3. Değerlendirme İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Kanun'un 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına ve davalı şirket ortaklarının pay oranları itibariyle olumlu karar almalarının mümkün olmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalının temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 28.11.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.