Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/78 E. 2024/3988 K. – Alacak
Konu: Alacak
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/78
- Karar No
- 2024/3988
- Karar Tarihi
- Konu
- Alacak
MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2123 Esas, 2022/2174 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/362 E., 2022/121 K. Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin 2000 yılında ciddi mali krize girdiğini, icralık olduğunu, o tarihte şirket ortağı olan bir akrabasının davacıya, maddi destek olması karşılığında kendisine kardan pay verilmesini teklif ettiğini, ardından davacı ile davalı şirket arasında 17.01.2001 tarihinde protokol imzalandığını, yıllık kardan %6 verilmek üzere davacıdan 48.000,00 dolar alıp söz konusu protokolün imzalandığını, yani batmak üzere olan firma şimdi çok büyük faaliyete ulaştığı gibi firma da doğurduğunu, davacının protokol gereğince yükümlülüğü olan miktarı yine protokolde belirtilen 4 taksitte davalı tarafa verdiğini, davalı tarafın ise 2006 yılına kadar aylık 500 dolarlık ödemeler yaptığını ancak kesin hesapları çıkartarak o dönemler için kalan kar payı alacağını ödemediği gibi 2006 tarihinden itibaren hiçbir ödemede bulunmadığını, davacının şirket ortaklarının bir kısmının yakın akraba olması sebebiyle oyalandığını, arabuluculuğun da olumsuz sonuçlandığını ileri sürerek taraflar arasında imzalanan 17.01.2001 tarihili protokol-sözleşme ile belirlenmiş olan yıllık kardan 17.01.2001 tarihinden itibaren %6'lık müvekkili payının tahkikat sonucunda alacağın tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda arttırılmak üzere belirsiz alacak davası olarak 1.000,00 TL kar payının dolar olarak hesaplanarak dövize uygulanacak en yüksek yasal faizi ile birlikte faizi ile birlikte tazminine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, davacının davalı şirkette ortak konumunda olmadığını, protokolü kabul etmediklerini, davacının davalı şirkete karşı 3.kişi konumunda olduğunu, söz konusu uzlaşmazlığın ortaklık sözleşmesinden kaynaklanmadığını, kar payı alacağı iddiasından kaynaklandığını, protokolün zamanaşımına uğradığını ortaklık sözleşmesinden ve ortakların birbirleri veya kendileri ile ortaklık arasındaki ilişkiden kaynaklandığı yönünde değerlendirme yapılması halinde davada 5 yılık zamanaşımı süresinin bulunduğunu ve sürenin dolduğunu, davacının somutlaştırma yükümlülüğünü yerine getirmediği gerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiğini, belirsiz alacak davası açılamayacağını, ancak davanın 1.000,00 TL üzerinden açıldığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte toplam ne kadar işbu aylık ödemelerden kaynaklı alacağının bulunduğu, dolayısıyla ne kadar kar payı alacağının bulunduğu konusunda somut herhangi bir açıklama yapılmadığını, davacının iddialarının aksine, her faaliyet yılı sonunda davacıya kar payı ödeneceği konusunda herhangi bir anlaşma bulunmadığını, 2002 yılına kadar ödeme yapılacağının kararlaştırıldığını, davacının salt bu protokole dayalı olarak kar payı talep edemeyeceğini, muaccel bir alacağın bulunmadığını, kar payı dağıtımına ilişkin bir genel kurul kararı olması gerektiğini, o döneme ilişkin belge saklama yükümlülüğü de bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafın 17.01.2001 tarihinde imzalanan protokole istinaden kar payına ilişkin alacak talebinde bulunduğu, davalı tarafça alacağın zamanaşımına uğradığının savunulduğu, kanunda genel zamanaşımının 10 yıl olarak belirlendiği, taraflar arasındaki ilişki adi ortaklık olarak değerlendirilse dahi buna ilişkin zamanaşımının da 5 yıl olarak belirlendiği gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilin yasal hakkı olan kar payı ödemelerini yapmaması ve kesintisiz alacak sebebiyle zamanaşımı olmamasına rağmen yerel mahkemenin bu taleplerini reddetmesinin hukuka aykırı olduğunu, aksi kanatte olunması halinde yerel mahkemenin redde ilişkin esas aldığı alacak davasının zamanaşımı süresi içindeki son on yıllık şirket kar payının tüm defter kayıtları incelenerek çıkacak %6'lık oran üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava; taraflar arasında imzalanan protokolden kaynaklanan alacağın tahsili talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 146 ve 147 nci maddesi. 3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.