Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/6580 E. 2024/7896 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/6580
- Karar No
- 2024/7896
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1133 Esas, 2023/1140 Karar HÜKÜM : Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/221 E., 2020/119 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin tütün sektöründe faaliyet gösteren, alanında lider bir firma olarak ..., ... , ..., ... gibi tanınmış markaların sahibi olduğunu, bunlardan "..." markasının, Türkiye pazarına ilk olarak 1994 yılında girdiğini, Ağustos 2019 itibariyle %12.7'lik pazar payı ile en büyük sigara markası olduğunu, "..." markasının aynı zamanda TÜRKPATENT nezdinde tanınmış marka olarak tescilli bulunduğunu, davalı şirketin ise 2018/28037 sayılı "SIR ...’S CAFE" ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilince bu başvuruya yapılan itirazın diğer davalı kurum tarafından reddedildiğini, oysa dava konusu başvurunun, müvekkiline ait "..." ibareli markalar ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, dava konusu başvurunun kapsamında 35. sınıf hizmetlerin bulunduğu düşünüldüğünde, başvuruda yer alan "CAFE" ibaresinin tanımlayıcı nitelikte olduğunu, başvurunun asli unsurunun "..." ibaresinden oluştuğunu, davalı şirketin sistematik olarak müvekkiline ait tanınmış "..." markalarına ayırt edilemeyecek derecede benzer marka başvurularında bulunduğunu, davalı şirketin uzun yıllardan beri müvekkiline ait tanınmış "..." markalarına ayırt edilemeyecek derecede benzer marka başvurularında bulunan dava dışı ... Gıda isimli şirketin de kardeş şirketi olduğunu, ... Gıda aleyhine ikame edilen ve sonuçlanması beklenen hükümsüzlük davasının sonuçlarını bertaraf etmek adına davalı şirketin kurulduğunu, sigaranın özellikle "Kahve, kakao, çaylar, biralar, meyve suları, alkollü içecekler" gibi emtia ile yakın bağlantısı dikkate alındığında, Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) tarafından verilen kararın hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu ileri sürerek YİDK'nın 2019-M-6504 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; müvekkiline ait marka ile davacı markaları arasında karıştırılma tehlikesinin olmadığını, müvekkili başvurusunun esaslı unsurunun "SIR ..." olduğu halde davacı markalarının esaslı unsurunun ise sadece "..." ibaresinden oluştuğunu, davacının "... " markasının ... eyaletinde bir şehir adı olduğunu, bu markanın bir kişi adıyla ilgisinin bulunmadığını, taraf markalarının kapsamlarındaki mal ve hizmetlerin de farklı olduğunu, müvekkili şirket başvurusunun esaslı unsurunu teşkil eden "sır ..." ibaresinin, müvekkil adına tescilli bulunduğunu ve davacının beş yılı aşan bir süre bu tescile ses çıkarmadığından sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Davalı TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesinde; dava konusu başvuru ile davacı markaları arasında bir benzerlik bulunmadığını, bu nedenle müşteri kitlesi tarafından markaların karıştırılmayacağını, davacı tarafın tanınmışlık iddialarının da yerinde olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, toplanan deliller ve aldırılan bilirkişi raporuna göre davacı markalarının tamamının spesifik olarak "sigara ve tütün mamulleri, kibritler" emtiasına özgülenmiş olup dava konusu başvurunun ise 35. sınıfta yer alan hizmetleri kapsadığı, iltibas ihtimalinin ilk şartı olan emtia benzerliği kriteri somut uyuşmazlıkta gerçekleşmediğinden, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında bir iltibas tehlikesinin söz konusu olmadığı, davacının tütün ve tütün mamullerinde tanınmış markalarının esas unsurunun "..." şeklinde olduğu, dava konusu markanın ise bir bütün olarak "Sir ...'S cafe" şeklinde bulunduğu, davacının tanınmış "..." markasının dava konusu sonraki başvuruda aynen yer aldığı, ancak dava konusu markanın asli unsurunun "Sir ...’s" şeklindeki ibarenin bütünü olduğu, markada yer alan “cafe” ibaresi, tali nitelikte bir kullanımı haiz olmakla birlikte 35. sınıf hizmetler açısından doğrudan tanımlayıcı olmadığı, dolayısıyla dava konusu markanın bütün olarak "Sir ...’s Cafe" şeklinde algılanacağı, "Sir ..." ibaresinin bir bütün olarak doğrudan kişi adı algısı yarattığı, davacının markalarının tanınmışlığı bulunan tütün mamulleri emtiasının piyasaya arzlarının dahi çeşitli yasal düzenlemelere bağlı, belli kriterleri olan özellikli bir ürün grubu olduğu, dolayısıyla farklı bir hizmet sektörü olan mağazacılık alanında "SIR ...’S CAFE" ibaresinden oluşan dava konusu marka ile karşı karşıya kalan tüketicinin, bu ibareyi, hiç tereddütsüz olarak davacı markalarıyla link kuracak şekilde akıllara getirmeyeceği, başka bir ifadeyle dava konusu markanın tescilinin, davacının tanınmış markasının sahip olduğu “kimliğin” kaybolmasına neden olmayacağı, davacı markasının sulanmasına neden olmayacağı, tüketici algısında tek başına "..." ibaresinden oluşan markaların halen davacı markası ile birlikte anılabileceği gerçeğiyle birlikte dava konusu markadaki gibi bir başvurunun, davacın markasından bir imaj temini sonucu doğurmayacağı, davacının itibarına zarar verici nitelikte olmayacağı, bu nedenlerle 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin dördüncü ve beşinci fıkralarındaki koşulların somut olayda oluşmadığı, davaya konu marka ile itiraza mesnet markaların iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmadıkları, YİDK karar tarihi itibariyle mevcut maddi ve hukuki olgular dikkate alındığında, davalı şirketin kötüniyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu bulunmadığından kötüniyet iddiasının yerinde bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, davacının itirazına mesnet markaların kapsamlarında 34. sınıf malların yer aldığı, dava konusu başvurunun ise 35/01-04. sınıf hizmetlerle, 28, 29, 30, 32. ve 33. sınıf malların satışına özgülenmiş 35. sınıf perakendecilik hizmetlerini kapsadığı, dosyada mevcut bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere taraf markalarının kapsadıkları mal ve hizmetler arasında bir benzerlik olmadığı, dolayısıyla 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası koşullarının somut olayda gerçekleşmediği, davacı markalarının tütün ve tütün mamulleri ürünlerinde tanınmış olduğu, ancak bu tanınmışlığın 35. sınıftaki hizmetlere sirayet etmeyeceği, diğer bir deyişle işaretler arasındaki benzerlik derecesi ve davacı markalarının tanınmış olduğu sektör ile 35. sınıf hizmetler arasında bir ilişki bulunmaması gözetildiğinde 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin dördüncü ve beşinci fıkrası koşullarının somut olayda gerçekleşmediği, dava konusu başvurunun kötüniyetli yapıldığının da ispat edilemediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci, dördüncü ve beşinci fıkraları. 3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 07.11.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.