Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/6573 E. 2024/8206 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/6573
- Karar No
- 2024/8206
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1057 Esas, 2023/1028 Karar HÜKÜM : Davanın kısmen kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/211 E., 2021/132 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin eğitim alanında hizmet verdiğini ve özel eğitim kurumu işlettiğini, müvekkilinin yoğun emek, çalışma ve para harcamak suretiyle gerçekleştirilen tanıtım faaliyetleri sonucunda “... ...” markasını tanınmış hale getirdiğini, davalının “...” ibareli tescilli markalarının müvekkili markası ile benzer olduğunu, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (6769 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi ve 6 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca aynı ve ayırt edilemeyecek derecede benzer markaların tescil edilemeyeceğinin belirtildiğini, davalının müvekkilince tescil edilen markayı kullanması nedeniyle kötü niyetli olduğunu, kendisine ait eğitim kurumlarını coğrafi yakınlıktan da istifade ederek sanki kendi kurumunun bir parçasıymış gibi toplum nezdinde intiba yaratmak suretiyle müvekkili şirket aleyhine haksız rekabet yarattığını, davalının 11 adet markasının 6769 sayılı Kanun'un 5 ve 6 ncı maddeleri uyarınca hükümsüz kılınması gerektiğini ileri sürerek, davalı adına tescilli 2020/17590 sayılı “...” ibareli, 2019/26564 sayılı “... ankara” ibareli, 2019/24564 sayılı “... yenimahalle” ibareli, 2019/24556 sayılı “...” ibareli, 2019/24550 sayılı “... fatih” ibareli, 2019/24539 sayılı “... sincan” ibareli, 2019/24536 sayılı “... ahimesut” ibareli, 2019/24534 sayılı “... etimesgut” ibareli, 2019/24485 sayılı “... elvankent” ibareli, 2019/24450 sayılı “moderyaman” ibareli, 2019/24392 sayılı “modokulları” ibareli markaların hükümsüzlüğüne ve bu markaların sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin 2019/26564, 2019/24536 ve 2019/24392 sayılı markalarının tescilli olmaması nedeniyle hükümsüz kılınamayacağını, müvekkili markaları ile davacı şirket markalarının benzer olmadığını, müvekkili markalarının yalnızca “...” ibaresinden oluşmadığını, markaların “Sincan, Etimesgut, Batıkent, Fatih, Yenimahalle, Elvankent, Eryaman, şekil” gibi unsurlarının da bulunduğunu, bu nedenle markaların asıl unsurunun “...” ibaresi olmadığını, markalarda yer alan bütün unsurların aynı punto ve büyüklükte yazıldığını ve “...” ibaresinin baskın ve ön planda bulunmadığını, markalarda yer alan şekil unsurunun kelime unsurlarına oranla baskın olduğunu ve şekil unsurunun tek başına benzerlik ve karıştırılma ihtimalini bertaraf ettiğini, davacının davaya gerekçe markasının da esas unsurunun “...” ibaresi olmadığını, markanın asıl unsurunu “... ...” ibaresinin oluşturduğunu, “...” ibaresine göre “...” ibaresinin ayırt ediciliğinin daha yüksek olduğunu, tüketicilerin daha çok bir matematik terimi olan “...” ibaresine odaklanacaklarını, ihtilaf konusu 41 inci sınıfta yer alan hizmetlerden yararlanacak tüketici kitlesinin dikkatli ve bilinçli kişilerden oluştuğunu, bu nedenle markaların karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, davacının “... ...” markasının tanınmış bir marka olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, davalı markalarında yer alan kırmızı renkli yanan meşale ve yıldız figürlerine markasal ayırt edicilik fonksiyonu yükleyeceği, gerek bu şekil figürlerinin bulunması, gerekse markalarda müşterek bulunan "..." ibaresinin tek başına ayırt ediciliği düşük zayıf bir ibare olması karşısında, salt "..." ibaresinin müşterekliği dolayısıyla markalar arasında ayniyet ve ayırt edilemeyecek derecede benzerlik olmadığı gibi markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesinin de bulunmadığı, dava dosyasında davacı markasının tanınmış olduğunu ispat eder delil bulunmadığı, davaya konu marka ile itiraza mesnet markaların iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmadıkları, bunun haricinde davalı şahsın kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu da ileri sürülmediğinden kötü niyet iddiasına dayalı hükümsüzlük isteminin de yerinde bulunmadığı, davalıya ait hükümsüzlüğü talep edilen 2019/26564, 2019/24536 ve 2019/24392 sayılı markaların dava tarihinde tescilli olmadığı, bu nedenle bu markalar bakımından hükümsüzlüğü istemlerine ilişkin olarak, dava tarihinde ortada hükümsüz kılınması gereken tescilli markalar bulunmadığından bu markaların hükümsüz kılınması isteminde davacının hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, her ne kadar 2019/26564, 2019/24536 ve 2019/24392 sayılı markaların hükümsüzlüğü talep edilmiş ise de dava tarihi itibariyle ve halen bu markaların tescil edilmedikleri, dolayısıyla henüz tescil edilmemiş bir markanın hükümsüzlüğü için dava açılamayacağı gözetildiğinde, anılan markalara yönelik erken açılan davanın bu nedenle reddi gerektiği, davalı adına tescilli dava konusu 2020/17590, 2019/24564, 2019/24556, 2019/24550, 2019/24539, 2019/24534, 2019/24485 ve 2019/24450 sayılı markaların kapsamlarında 16 ve 41 inci sınıftaki mal ve hizmetler yer aldığı, davacının davasına dayanak 2016/59886 sayılı markanın kapsamında da bu mal ve hizmetler yer almakta olup, dosyada mevcut bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere taraf markalarının kapsamlarındaki mal ve hizmetler aynı/benzer bulunduğu, emtia benzerliğine ilişkin koşul somut olayda gerçekleştiği, işaretlerin karşılaştırılmasına gelince; davacı tarafın markası "... ..." ibareli olup, markada başkaca bir unsura yer verilmediğinden, markanın asli unsuru bir bütün olarak "... ..." ibaresi olduğu, dava konusu davalı markalarından 2020/17590 sayılı marka "..." ibaresinden, diğer davacı markaları ise "..." ibaresi ile birlikte bu ibareye eklenen "Yenimahalle, Batıkent, Fatih, Sincan, Etimesgut, Elvankent, Eryaman" ibarelerinden oluştuğu, davalı markalarının hepsinde ayrıca kırmızı daire içerisinde yer alan meşale ve yıldız şekline de yer verildiği, buna göre, davalı markalarında yer alan yer adları ile ilk bakışta dikkati çekmeyen ve özellikle eğitim hizmetleri yönünden ayırt ediciliği oldukça düşük olan meşale şeklinin ayırt ediciliğe katkısı sınırlı olup, davalı markalarının asli unsurunu "..." ibaresi oluşturduğu, İlk Derece Mahkemesince "..." ibaresinin, bir matematik terimi olması ve ayrıca "Ruh hali, durum" anlamlarına gelmesi, bu anlamı ile günlük dilde sıklıkla kullanılması nedeniyle ayırt ediciliğinin oldukça düşük olduğu kabul edilmiş ise de "..." ibaresinin bir matematik terimi olduğunun yaygın olarak bilinmediği, yine "ruh hali, durum" anlamı itibariyle de 16 ve 41 inci sınıf mal ve hizmetler yönünden belli bir ayırt edicilik taşıdığı gözetildiğinde bu değerlendirmeye itibar edilmediği, davacı markasının asli unsurlarından birini oluşturan "..." ibaresinin dava konusu markalarda da aynen asli unsur olarak kullanılması, bu ibarenin 16 ve 41 inci sınıf hizmetler yönünden asgari de olsa da ayırt edilik taşıması, dava konusu markalarda yer verilen şekil unsurunun ayırt edicilikte geri planda kalması, bunun dışında ise yalnızca yer adlarına yer verilmesi, bunun da tüketicilerin, davalı markalarını davacı markasının şubeleri gibi algılamalarının yüksek bir ihtimal olması, 41 inci sınıftaki hizmetlerin tüketicilerin dikkat ve özen seviyelerinin yüksek olmasının da bu tehlikeyi bertaraf etmemesi hususları hep birlikte değerlendirildiğinde, taraf markaları arasında 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında karıştırılma tehlikesinin bulunduğu ve davalı markalarının hükümsüzlüğü koşullarının oluştuğu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 tarih, 2014/11-696 E., 2016/778 K. sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan, bu yönden dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmediği, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmediği, davacı tarafça, tanınmışlık ve kötü niyet vakıalarına da dayanılmış ise de her iki iddianın da dosya kapsamındaki delillerle ispat edilemediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davalı adına tescilli 2020/17590 sayılı "..." ibareli, 2019/24564 sayılı "... YENİMAHALLE" ibareli, 2019/24556 sayılı "... BATIKENT" ibareli, 2019/24550 sayılı "... FATİH" ibareli, 2019/24539 sayılı "... SİNCAN" ibareli, 2019/24534 sayılı "... ETİMESGUT" ibareli, 2019/24485 sayılı "... ELVANKENT " ibareli ve 2019/24450 sayılı "... ERYAMAN" ibareli markaların hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, 2019/26564, 2019/24536 ve 2019/24392 sayılı markalara yönelik erken açılan davanın reddine karar verilmiş, karar davalı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesi 3. Değerlendirme İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Kanun'un 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalının temyiz itirazının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 21.11.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.