Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/6536 E. 2024/8165 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/6536
Karar No
2024/8165
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/580 E., 2023/908 K. HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesi (Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi sıfatıyla) SAYISI : 2020/110 Esas, 2021/325 Karar Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin "..." ibareli marka ile ağırlıklı olarak 03 ve 05 sınıfında faaliyet gösterdiğini, markalarının Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) nezdinde tanınmış marka olarak kabul edildiğini, müvekkiline ait "..." markasının davalıya ait "..." markası ile görsel, işitsel, anlamsal ve sınıfsal olarak aynı ve ayırt edilemeyecek derecede benzer olduklarını, davalının 2017/68095 tescil no.lu "..." ibareli markasını tescil ettirdiği şekilde kullanmadığını, müvekkiline ait "..." ibareli markaları ile davalıya ait "..." markasının aynı, ayırt edilemeyecek derecede benzer olup, markanın tescilli olduğu tüm sınıf ve tüm emtialar yönünden hükümsüzlüğü gerektiğini, bu nedenle davalıya ait 2017/68095 tescil no.lu "..." ibareli markanın tüm sınıf ve emtialar yönünden hükümsüzlüğüne, mahkemenin aksi kanaate olması durumunda ilgili tüm emtialar yönünden kısmi hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre hükümsüzlük davalarında uzun süre sessiz kalmanın hak kaybına yol açtığını, davacının, müvekkili şirketin kullanımına karşı uzun süre sessiz kaldığını, marka hükümsüzlüğü istemli davaların süreye tabi olduğunu, tanınmış marka sahibi olduğunu iddia eden karşı taraf ilgili kanun maddeleri uyarınca belirlenen zamanda bu davayı açmadığını, müvekkili şirkete ait tescilli "..." markasının tescil tarihinin 2004 yılı olduğunu, bu nedenle müvekkili "..." ve yine bu markadan türemiş olan "..." markaları üzerinde öncelikli ve dolasıyla gerçek hak sahibi olduğunu, hükümsüzlüğü istenen markanın seri marka olduğunu, seri markaların yerleşik Yargıtay kararlarına göre Sınai Mülkiyet Kanunu madde 5-(1)-ç ve madde 6-(1) hükümlerinin istisnasını teşkil etmekte olup bu nedenle hükümsüzlük davası açılamayacağını, markanın tescilinden farklı kullanılmasının hükümsüzlük nedeni olmadığını, hükümsüzlüğe neden olan hallerin SMK 25. maddede tahdidi olarak sayılmış olup, böyle bir halin bulunmadığını, kaldı ki davacı tarafın da tescilinden farklı kullanımlarının bulunduğunu, davacı yana ait "..." ibareli markanın tanınmışlık kabul kararı 10.01.2020, müvekkilinin kök markasının 2004 yılına ait olup hükümsüzlük marka başvurusunun ise 2017 yılı olduğunu, önceki tarihlere dayanan tesciller de davacının tanınmış marka korumasından yararlanamayacağını açıkça gösterdiğini, tanınmış marka sahibinin yararlanmakta olduğu üstün hak ve korumanın belirli şartlar altında sağlanmakta olup, önceye nazaran tanınmışlık kararı nedeni ile koruma kapsamının yeni kanunda değiştirildiğini, markalar kıyaslandığında benzer olmadığını, ortalama tüketici bakımından iltibasa neden olmayacağını, kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkili markasına kendine özgü karakter ve şekiller ile kullanıldığını, müvekkilinin kendine has özellikler ile markasına ayırt edici nitelik kazandırarak kullandığını, karşı tarafın kötüniyetli iddialarını kabul etmediklerini, bu nedenle davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, tarafların marka işaretleri bakımından benzerlik bulunmadığı kanaatine varıldığından, taraf markaları arasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunmadığı, iltibas ihtimali olmadığı kanaatine varıldığından davacı markasının 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin beşinci fıkrası anlamında tanınmış olup olmadığı hususunun somut olaya etkisinden söz edilemeyeceği, Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası hükmü uygulaması söz konusu olmadığından, bu kuralın istisnası olan müktesep hak korumasının incelenmesine de gerek bulunmadığı, gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklara ve gerekçe içeriğine göre, mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlığın somut olayın özelliklerine uygun olarak belirlendiği, taraflarca gösterilen hükme etki edecek delillerin usulüne uygun olarak toplandığı, delillerin takdirinde ve yasa kurallarının olaya uygulanmasında bir isabetsizlik görülmediği, kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 21.11.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/6536, K. 2024/8165, T. 21.11.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2023-6536-e-2024-8165-k-dc7e7ce9d415