Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/6469 E. 2024/7889 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/6469
Karar No
2024/7889
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2024 Esas, 2023/1400 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/354 E., 2021/181 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Türkiye'nin önde gelen turizm zincir otellerinden biri olduğunu, müvekkili adına tanınmış “...” esas unsurlu markaların 2011 yılından bu yana tescilli olduğunu, davalının 43 üncü sınıfta 2014/95404 sayılı “...” ibareli markasının, müvekkili şirketin tanınmış markasının ayırt edilemeyecek derecede benzer şekilde, müvekkili markalarının tescilli olduğu 43 üncü sınıfta yer alan birebir aynı hizmetler bakımından, haksız ve hukuka aykırı bir şekilde kullandığını, müvekkilinin tanınmış markasını hiçbir zorunluluk yokken ayırt edilemeyecek derecede benzerinin kötü niyetli olarak davalı tarafından tescil ettirildiğini, gerek marka tescilleri gerekse de kullanımları uyarınca müvekkilinin “...” ve türevi markaların gerçek hak sahibi olduğunu, taraf markaları 43 üncü sınıfta birebir aynı hizmetler için tescilli olduğundan, markalar arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğunu, dava konusu marka tescilinin aynı zamanda müvekkili şirketin ticaret unvanı ve alan adından kaynaklı haklarını da zedelemekte olduğunu ileri sürerek davalı adına tescilli 2014/95404 sayılı "..." ibareli markanın hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın süresi içinde açılmadığını, zamanaşımının söz konusu olduğunu ve davacı şirketin sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığını, "...” kelimesinin genel bir kelime olduğunu ve zayıf bir marka olduğu için tercih edildiğini, gerçek hak sahipliği ilkesine göre müvekkilinin gerçek hak sahibi olduğunu, markaların genel görünüm itibariyle farklılaştığını ve aralarında karıştırılma ihtimali olmadığını, müvekkilinin basiretli bir tacir gibi hareket ettiğini ve kötü niyeti ispatlamak için somut delil olmadığını, markanın uzun yıllardır aktif olarak kullanılması nedeniyle iptalinin mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, taraf markaları arasında bire bir ayniyet söz konusu olmasa da, işitsel açıdan büyük bir fark bulunmadığı ve yüksek derece de benzerlik arz ettiği, görsel olarak benzer oldukları, her iki markanın bıraktığı görsel etki nedeniyle markalar arasında bağlantı kurulmasının mümkün olduğu, iltibas nedeniyle 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında hükümsüzlük koşullarının oluştuğu, ibraz edilen delillere göre davacı markasının davalı marka tescil başvurusundan önce Türkiye'de tanınmış olduğu, bu haliyle davalının davacı markasının tanınmışlığından haksız yarar sağlaması, şöhretini sömürmesi, itibarına zarar vermesi ya da onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurması ihtimali bulunduğundan 6769 sayılı Kanun 6 ncı maddesinin beşinci fıkrasında düzenlenen hükümsüzlüğe ilişkin koşullarında gerçekleştiği, yine davalının davacı markasının esas ve ayırt edici unsuru olan "..." ibaresini "..." şeklinde tescil ettirmesi, ilgili markanın özgünlüğü, ayırt ediciliği, markanın piyasadaki konumu ve bilinirliği ile tarafların faaliyet alanlarının aynı olmaları hususları birlikte değerlendirildiğinde, davalı tescilinin kötü niyetli olduğu sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı adına tescilli olan markanın hükümsüzlüğüne karar verilmiş, hüküm davalı vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, davaya konu "..." markasının başvuru tarihinden önce davacının "..." markası Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tanınmış marka olarak kayıtlı olup 43 üncü hizmet sınıfının markaların ortak sınıfı olduğu, davacı markasındaki X harfi dışında markaların benzer olduğu, davacının ... esas unsurlu pek çok markası ile birlikte X harfinin çizgi şeklinde uzatılarak figüratif olarak kullanıldığı ... markaları da olduğu, davalı markanın kullanımında "... HOTEL" ibarelerine de yer verildiğini savunmuş ise de markanın "..." şeklinde düz yazı ile tescilli olduğu gibi kullanımda ... ibaresinin öne çıkarıldığı, markalar arasında görsel, işitsel benzerlik olduğu, davalının markasını geçici konaklama hizmetlerinin yer aldığı 43 üncü sınıfta kullanarak markanın tanınmışlığından haksız yararlanma söz konusu olduğu anlaşılmakla İlk Derece Mahkemesince kötü niyetli tescil nedeni ile markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi yerinde görüldüğü, İlk Derece Mahkemesince tescilde kötü niyet kabul edildiğinden sessiz kalma ile hak kaybından söz edilemeyeceği gibi davacının davadan önce ihtarname göndererek markanın tescil tarihinden itibaren 5 yıllık süre içinde dava açtığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davalı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 6769 sayılı Kanun 6 ncı maddesi. 3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalının temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 07.11.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/6469, K. 2024/7889, T. 07.11.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2023-6469-e-2024-7889-k-7cedcaba8f42