Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/6436 E. 2024/8187 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/6436
Karar No
2024/8187
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1928 Esas, 2023/1420 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/159 E., 2020/384 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkili ... Perakende ve Tekstil Yatırımları A.Ş.'nin, "..." ve "..." markalarının tescilli marka sahibi olduğunu, davalının “... Tekstil” unvanlı satış mağazasında vitrin camı üzerinde büyük boy puntolarla "..." ibaresinin yer almakta olduğunu, işyerinde satışta olan tekstil ürünlerinin "..., ..., ... , ... by Trio" gibi farklı markalı olduklarını ve ürünlerin bir arada satıldığının tespit edildiğini, buna rağmen müvekkilinin tescilli markasının davalı tarafından reklam ve tanıtım amaçlı, ön plana çıkarılarak kullanıldığını, bu kullanım şeklinin tüketiciler nezdinde bağlantı ve karıştırılma ihtimali yaratacak tarzda markasal bir kullanım olduğunu, müvekkillerinin buna izni olmadığını, bu hususta davalı tarafa gerekli uyarılar yapıldığını ve kullanım devam ettiği için Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2012/27 D.İş dosyasından tespit yaptırıldığını, rapor alındığını, raporda da davalının marka kullanımının tanınmış markanın ekonomik ve tanıtım işlevlerinden yararlanılarak markasal bir kullanım olduğunun tespit edildiğini, bu rapor alındıktan sonra davalının markasal kullanıma son verdiği için kendisine dava açılmadığını, aradan geçen zaman zarfında ise davalının tekrar aynı şekilde tabelada ve kapı girişinde "..." marka ve logosunu kullanmaya başladığının tespit edildiğini ve bu davanın açıldığını, davalının müvekkillerine ait tescilli marka ibaresini ve aynı zamanda ticaret unvanını haksız ve yetkisiz olarak ticari ilan ve reklamlarında bu şekilde kullanmasının tescilli markaya ve unvana tecavüz ile haksız rekabet teşkil ettiğini, davalının işyerinde halen markasal kullanımın devam ettiğini iddia ederek marka hakkına ve ticaret unvanına tecavüz ile haksız rekabetin tespitini, men’ini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile lisans bedellerine göre hesaplanacak şimdilik 5.000,00 TL maddi tazminat ve 5.000,00 TL manevi tazminatın 26.12.2012 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin tespit kararının ardından satış mağazasının vitrininde yazan "..." ibarelerini kaldırdığını, bu ibareleri kartvizitinden ve satış mağazasında kullanmakta olduğu poşetlerden sildirdiğini, müvekkilinin tanınmış markanın ekonomik ve tanıtım işlevlerinden yararlanma anlamına gelebilecek tüm ihlallerden kaçındığını, ön cephede yer alan ... MENS WEAR ibaresinin sağ alt ve sol alt köşelerinde küçük puntolarla yazılı ... ibareleriyle birlikte tabelanın aynı kaldığını, davacının ön cephedeki tabelayı bu şekli ile bir marka tecavüzü olarak nitelendirmediğini, davacının tespit kararını aldığı 2012 tarihinden 2018 tarihine kadar müvekkiline ihtar göndermediğini ve dava açma yoluna gitmediğini, 6 yıl boyunca müvekkiline markasının sair yerlerde kullanılmaması için herhangi bir girişimde bulunmadığını, tüm bu açıklamalar ışığında müvekkilinin söz konusu ön cephedeki tabelanın sağ ve sol alt köşelerinde küçük puntolarla yazılı ‘’...’’ ibarelerini, daha öncesinde davacının söz konusu tabelanın bu şekilde kullanımına müsaade etmiş olma yönündeki iradelerine rağmen kaldırmış olduğunu, ne işyeri tabelasında ne de kartvizit pano vs. gibi sair yerlerde söz konusu ibarenin yer almadığını, müvekkilinin iyi niyetinin her şekilde ispatlandığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, taraflar arasında ihtilafın ilk başladığı 2012 yılında davalının işyerinde ve bazı malzemelerinde ... logo ve imajını kullandığı, sonra başka bir adrese taşındığı, burada da kullanıp kullanmadığının tam olarak anlaşılamadığı, kullanımın yapıldığı sürede büyük oranda davalının sattığı ürünün (davacının ürünleri) dükkanında satıldığını vurgulamak amacıyla olduğu, bunda kötü niyet aranmaması gerektiği, bu uygulamaların birçok esnaf tarafından yapıldığı, büyük markaların buna ses çıkarmadıkları, davalı kullanımlarının markaya tecavüz ve haksız rekabet olarak nitelendirilemeyeceği, maddi, manevi tazminat koşullarının oluşmadığı, ayrıca ihtilafın başladığı 2012 yılından, davanın açıldığı 2018 yılına kadar uzun süre sessiz kalmak sureti ile markaya tecavüz iddialarının hak kaybına uğradığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, davacılar vekili, davalının iş yerinde müvekkillerinin hak sahibi olduğu markayı tecavüz ve haksız rekabet teşkil edecek şekilde kullanmaya devam ettiğinin sunulan fotoğraflar ve davalının beyanları ile sabit olduğunu belirterek istinaf başvurusunda bulunmuş olup dosya üzerinde yapılan incelemelerde, davacı ve davalı tarafça sunulan fotoğraflarda davacıların hak sahibi oldukları "..." markasının davalının iş yeri tabelasında kullanıldığına dair bir tespit yapılamadığı, her her iki tarafın da kabul ettiği üzere, davalının 2012 yılında yapılan delil tespitinden sonra, Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2012/27 D.İş sayılı dosyasındaki bilirkişi raporuyla tespit edilen marka kullanımlarına son verdiği, ispat yükü davacılarda olmasına rağmen davacıların, bu tarihten sonra davalının yeniden 2012-2018 yılları arasında davacıların hak sahibi oldukları markayı tecavüz ve haksız rekabet teşkil edecek şekilde kullandığını ispatlayacak başkaca delil sunmadıkları, bu sebeple ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, davacılar vekili, davalının cevap dilekçesinde markayı kullandığını kabul ettiğini iddia etmişse de davalının cevap dilekçesinde belirttiği şekilde satışını yaptığı ürünlerin tanıtımı için iş yerinin sağ ve sol tarafında davacıların markası ile birlikte diğer satışını yaptığı ürünlerin markalarına küçük puntolarla yer vermiş olması halinde dahi, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 7 nci maddesinin beşinci fıkrasında tanımlanan dürüst kullanım sınırlarının aşıldığının da davacı tarafça ispatlanması gerektiği, bu durumu ispatlayacak bir delilin dosyaya sunulmadığı, İlk Derece Mahkemesince alınan bilirkişi raporunda da bilirkişilerin bu şekilde kullanımların marka haklarına tecavüz teşkil etmeyeceğine dair görüş bildirildikleri, davacıların 2012 yılında tespit edilen kullanımları da dava konusu ettikleri, zira maddi ve manevi tazminat için delil tespitinin yapıldığı 26.12.2012 tarihinden itibaren avans faizi işletilmesini talep ettikleri, ancak davalının delil tespitinden sonra marka kullanımına son verdiğinin davacılar tarafından da kabul edildiği, kullanım devam etmiş olsa bile ihtilafın başladığı 2012 yılından davanın açıldığı 2018 yılına kadar davacıların bu kullanıma uzun süre sessiz kalmak sureti ile markaya tecavüzle ilgili hak kaybına da uğradıkları, tüm bu nedenlerle davalının davacıların hak sahibi oldukları markalara tecavüz ettiğinin ve haksız rekabette bulunduğunun kanıtlanamadığı, maddi, manevi tazminat koşullarının oluşmadığı, İlk Derece Mahkemesi kararının yerinde olduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, karar davacılar vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2.6769 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinin beşinci fıkrası. 3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacıların temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, 21.11.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/6436, K. 2024/8187, T. 21.11.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2023-6436-e-2024-8187-k-c1d39609697b