Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/6353 E. 2024/7909 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/6353
Karar No
2024/7909
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/961 E., 2023/1597 K. HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Diyarbakır 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/488 E., 2021/86 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; kanunla kurulmuş milli bir belgelendirme kuruluşu olan müvekkili Enstitünün Bakanlık tarafından yetkilendirilmiş durumda olduğunu, bazı belgelendirme faaliyetlerinin kamu otoritesince tek elden yürütülmesinde, hizmetlerin standartlara uygunluğu ve piyasa denetimi bakımından kamu yararı bulunduğunu, ancak davalı şirketin usulsüz olarak hizmet yeterlilik belgelendirme işi yaptığını, gerek ilgili belgelerin izinsiz kullanımı ve gerek müvekkili kuruma ait yetkilere dayanarak belge dağıtımı yapmak ve bunları ürünlerde kullanmak veya kullanılabileceğine dair telkin ve davranışlarda bulunmak suretiyle haksız rekabet ve haksız kullanım sonucu müvekkili kurumun maddi kaybına yol açtığını, oluşan kaybın davalı şirketin yaptığı haksız belgelendirme sayısına bağlı olarak ortaya çıkacak olduğundan fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkili lehine 500,00 TL maddi tazminat ve 1.500,00 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı yanın iddialarının gerçeği yansıtmadığını, müvekkili şirketin faaliyetleri kapsamında TSE markasının yada Hizmet Yeterlilik Belgesinin kullanıldığı iddiasının asılsız olduğunu, bir suçun işlenmeden tazminata konu edilemeyeceğini, zira davacının izinsiz kullanıldığını iddia ettiği belge ve markalara dair tek tek şirket ismi veremediği gibi ne miktarda zararının doğduğunu da beyan edemediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, davacı vekili her ne kadar davalı şirketin TSE'ye ait Hizmet Yeterlilik Belgesi adını andıran Hizmet Standardı Belgesini kullandığını iddia ederek huzurdaki davayı açmış ise de, dava dilekçesinde delil atfında bulunulan 314721, 338661 ve 354747 sayılı yazıların davalı şirket ile ilgisinin bulunmadığı, davacı tarafça, davalı tarafından anılan belgenin kullandığına dair herhangi bir belge sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, 4457 sayılı Türk Akreditasyon Kanunu'nun 7161 sayılı Kanunla değişik 22. maddesinde, “Türk Akreditasyon Kurumu, Türkiye’de uygunluk değerlendirme faaliyetlerini akredite etmek üzere yetkili tek kurum olup, başka hiçbir tüzel ya da gerçek kişi Türk Akreditasyon Kurumunun görev alanına giren kalibrasyon, deney, tıbbi deney, belgelendirme, muayene, doğrulama, yeterlilik testi sağlama, referans malzeme üretimi, numune alma ve diğer uygunluk değerlendirme faaliyetlerini akredite etme konusunda faaliyette bulunamaz, uygunluk değerlendirme kuruluşlarını akredite edemez, akreditasyonla ilgili doğrudan veya dolaylı olarak hizmet sunumuna yönelik beyanda bulunamaz.” hükmünün yer aldığı, buna göre Türkiye'de uygunluk değerlendirme faaliyetlerini akredite etmek ve uygunluk değerlendirme kuruluşlarını akredite etmek yetkisinin Türk Akreditasyon Kurumuna ait bulunduğu, bu kapsamda davalı şirketin bazı faaliyet konularında belgelendirmelerini yapma konusunda akredite olmakla birlikte davacı tarafından dosya sunulan delillerde davalı şirketin davacı marka ve hizmet yeterlilik belgesini nasıl kullandığına dair dosyada herhangi bir delil bulunmadığından mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddi kararı verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılması ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 07.11.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/6353, K. 2024/7909, T. 07.11.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2023-6353-e-2024-7909-k-6afe984bf4ad