Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/6335 E. 2024/7591 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/6335
Karar No
2024/7591
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1136 Esas, 2023/1033 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/231 E., 2021/107 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2019/27781 başvuru numaralı "asteria kremlin palace" ibareli marka başvurusunun, davalı şirketin "astoria" ibareli markalarına dayalı itirazı üzerine Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından reddedildiğini, bu karara yaptıkları itirazın ise Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu YİDK tarafından kısmen haklı bulunarak "geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri” açısından başvurunun tescil edilmesine, 43. sınıftaki diğer hizmetler yönünden ise itirazın reddine karar verildiğini, YİDK kararının hukuka aykırı olduğunu, 43. sınıfta talep edilen tüm mal ve hizmetler açısından markanın tesciline karar verilmesi gerektiğini, YİDK kararı verilirken müvekkilinin eskiye dayalı kullanımının göz ardı edildiğini, “asteria” ibareli markaların 30 yılı aşkın süredir “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Gündüz bakımı ( kreş) hizmetleri, Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri” alanında hizmet veren tanınmış bir marka olduğunu, müvekkilinin 43. sınıfta tescilli markalarından sonra davalı şirketin 2016/12527, 2010/57015, 2009/51786 numaralı markalarını tescil ettirdiğini, davacının otelcilik faaliyetleri kapsamında hizmet verdiğini, davacının “asteria” ibareli marka başvurusunun ilk kez 2000 yılında yapıldığını, dava konusu marka başvurusunun seri marka niteliği taşıdığını, müvekkilinin önceki markalarının 43. sınıfta tescilli olduğunu, markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını, “asteria” ibaresinin Eski Yunan mitolojisindeki önemli tanrıçılardan biri olduğunu, ”astoria” ibaresinin ise ABD Illinois eyaletinde bir yerleşim yeri anlamına geldiğini, markaların işitsel ve kavramsal olarak farklı olduğunu, davacı markasının turizm sektöründe öncü tanınmış bir marka bulunduğunu, itiraz sahibinin farklı sektörlerde faaliyet gösterdiğini, davacı markalarının ilk tescilinin 2000 yılına dayanması, davalı şirket markaları ile uzun süredir birlikte var olmasına rağmen dava konusu marka başvurusuna itiraz edilmesinin kötü niyet göstergesi olduğunu, davacının www.asteriahotels.com alan adının sahibi bulunduğunu ve “asteria” markasını sosyal medyada da aktif bir şekilde kullandığını iddia ederek 2020-M-5494 sayılı YİDK kararının “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Gündüz bakım ( kreş) hizmetleri, Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri” yönünden iptaline, 2019/27781 sayılı başvuru markasının 43. sınıfın reddedilen kısmını da kapsayacak şekilde tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesinde; davacının marka başvurusu ile redde mesnet markalar arasında iltibas tehlikesi bulunduğunu, markaların asli unsularını oluşturan “asteria” ve “astoria” ibareleri arasında güçlü görsel, işitsel benzerlik olduğunu, kavramsal düzeyde ilişkilendirilme ihtimalinin yüksek bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; müvekkili markaları ile davacı başvurusu arasında karıştırılma tehlikesinin bulunduğunu, müvekkilinin markalarının tanınmış marka olduğunu, tüketicilerin markaların sahibi olan firmalar arasında ticari, idari ve ekonomik bir ilişki olabileceği yanılgısına düşebileceğini, davacı tarafın seri marka iddialarının yerinde olmadığını, seri marka yaratılırken başkalarının tescilli markalarına yanaşılmaması, onların asli ve ayırt edici unsurlarının kullanılmaması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, dava konusu başvuru kapsamından çıkarılan hizmetlerle redde mesnet markaların kapsamlarındaki hizmetlerin aynı, aynı tür ve benzer oldukları, redde mesnet markaların esas unsurunu "..." ibaresinin, davacıya ait başvurunun esas unsurunu ise "..." ibaresinin oluşturduğu, davaya konu hizmetlerin hitap ettiği tüketici kesiminin en azından bir kısmının "..." ve "..." ibarelerinin işaret ettiği anlamsal karşılıkları bilemeyeceği, bu ibareleri anlamsız yabancı kelimeler olarak algılayacakları, ortalama tüketici kesiminin markaların başlangıç kısmına diğer kısımlarına göre daha çok meylettiği ve markaların başlangıç kısımlarını daha çok zihninde tutarak tüketici tercihlerini belirlediği, bu hale göre daha önce redde mesnet "..." esas unsurlu markaları gören, işiten, bu markalı mal ve hizmetlerden yararlanan makul derecede bilgili, dikkatli ve ihtiyatlı ortalama tüketici kesiminin, daha sonra davacıya ait "..." esas unsurlu markayı aynı/aynı tür hizmetler üzerinde gördüğünde ya da işittiğinde, bu markayı redde mesnet markalardan biri zannedebileceği, redde mesnet markaların serisi niteliğinde yeni bir marka olarak algılayabileceği, bir kısım tüketici kesiminin markaların farklı ticari kökeni işaret ettiğini algılama ihtimalinde dahi marka sahipleri arasında idari veya ekonomik bir bağlantı bulunduğu yönünde yanılsamaya düşebileceği, dolayısıyla karşılaştırılan markalar arasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu, davacının 2000/00261 sayılı “... Side” markası ile dava konusu “... KREMLİN PALACE” markasının esas unsurları olan “...” ibaresinin aynı olduğu, davacının 2000/00261 sayılı “... Side” markasının 43. sınıfta yer alan “Barınma hizmetleri, geçici barınma için yer ayırtma hizmetleri, geçici barınma için kiralama hizmetleri, barınma yerleri (otel, motel) hizmetleri, otel rezervasyonları hizmetleri, otel hizmetleri (geçici barınma), motel hizmetleri (geçici barınma), turist evleri (barınma ve yer ayırma) hizmetleri”ni kapsadığı ve bu hizmetlerin Yargıtay tarafından benimsenmiş müktesep hak kriterlerine göre dava konusu marka başvurusunda yer alan 43. sınıf kapsamında “Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri” ile aynı ve aynı tür hizmetler olduğu, dava konusu marka başvurusundan çıkartılan ve eldeki davaya konu olan “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri. Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri” ile davacının önceden tescilli 2000/00261 sayılı “... Side” markasının kapsamında yer alan hizmetlerin aynı ve/ya aynı tür olmadığı, başka bir deyişle önceki tarihli marka kapsamındaki hizmetlerin davaya konu hizmetleri kapsamadığı, müktesep hak müessesesinin yargı kararları ile oluşturulmuş hukuki bir kurum olduğu ve istisnai bir müessese bulunduğu nazara alındığında, istisnaların dar yorumlanması ilkesi gereği, önceki tarihli marka kapsamındaki hizmetlerin davaya konu hizmetleri kapsaması gerektiğinden hareketle bu kurumun şartlarının oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi gerektiği, dava konusu “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri. Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri” ile “Geçici konaklama hizmetleri " nin aynı/aynı tür hizmetler olarak değerlendirilemeyeceği, çünkü adı geçen hizmetlerin farklı ihtiyaçları karşıladığı anlaşıldığından davacının 2000/00261 sayılı markasının dava konusu marka başvurusundan çıkartılan hizmetler bakımından müktesep hak oluşturduğu iddiasının yerinde olmadığı, davacıya ait müktesep hak iddiasına mesnet 2012/83871 sayılı markanın 25.02.2015 tarihinde, 2016/81169 sayılı markanın ise 13.12.2017 tarihinde tescil edildiği, bu markaların tescil tarihleri ile dava konusu marka başvuru tarihi arasında 5 yıldan daha az süre bulunduğu, dolayısıyla dava konusu marka başvuru tarihi itibariyle davacıya ait önceki tarihli bu markaların hali hazırda hükümsüzlük tehdidi altında bulundukları gözetildiğinde, bu markaların da müktesep hak iddiasına mesnet markalar olamayacakları, davacı taraf marka işlem dosyasında her ne kadar 1984 yılından itibaren "..." markasını aktif olarak kullandığını iddia etse de, marka işlem dosyasında davacının bu markayı tescilsiz olarak davaya konu “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri. Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri” üzerinde fiilen kullandığını ispat eder nitelikte belge ibraz etmediği, eldeki davaya konu “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri. Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri” üzerinde davacının "..." markasını uzun süreli olarak ve markasal etki doğuracak şekilde kullandığını ispatlayamadığı, bu nedenle bu hizmetler bakımından redde mesnet markalarla birlikte var olma koşullarının somut olayda oluşmadığı, dolayısıyla davacının önceki tarihli tescilsiz kullanımları iddiasından kaynaklı nisbi tescil engelinin bertaraf edilemeyeceği, davalı şirketin kötü niyetli olarak dava konusu marka başvurusuna itiraz ettiği iddiasının da somut olayda nispi tescil engelini bertaraf edemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, "... KREMLİN PALACE" ibareli başvuru ile redde mesnet "..." asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel ve işitsel olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunduğu, zira markaların asli unsurları arasında yüksek düzeyli görsel ve işitsel benzerlik olduğu, önceki tarihli markanın müktesep hak teşkil edebilmesi için kapsamının genişletilmemesinin gerektiği, somut olayda da süre yönünden müktesep hakka dayanak teşkil edebilecek davacının önceki tarihli 2000/00261 sayılı markasının kapsamında yalnızca 43/2. sınıf hizmetlerin yer aldığı, dolayısıyla ancak bu hizmetler yönünden müktesep hak oluşturduğu, her ne kadar 43. sınıf hizmetlerin tamamı arasında benzerlik bulunduğu ve bu hizmetler yönünden de müktesep hakkın bulunduğu ileri sürülmüş ise de müktesep hak değerlendirmesi yapılırken 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında bir benzerlik incelemesi yapılamayacağı, çünkü her şeyden önce böyle bir değerlendirme yapmanın yasal dayanağının olmadığı, zaten müktesep hak (seri marka) kurumunun hukukumuza Yargıtay kararları ile girdiği, bu kararlarda da açıkça önceki markanın kapsamının genişletilmemesinin seri markanın şartlarından biri olarak kabul edildiği, önceki tarihli markanın kapsamındaki mal ve hizmetlerin, benzeri mal ve hizmetler yönünden de müktesep hak teşkil edeceğinin kabulü halinde markanın tekliği ilkesi zedeleneceği gibi yargı kararı ile hukukumuza giren müktesep hak (seri marka) kurumunun kapsamının da amacının ötesinde genişleyeceği, dolayısıyla davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazlarının yerinde bulunmadığı, yine davacı iddialarının aksine Mahkemece, davacının dayandığı tüm markalarının seri marka değerlendirilmesinde dikkate alındığı, somut olayda birlikte var olma koşullarının da gerçekleşmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2.6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası. 3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 24.10.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/6335, K. 2024/7591, T. 24.10.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2023-6335-e-2024-7591-k-082b6511bda0