Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/6281 E. 2024/7301 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/6281
Karar No
2024/7301
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1303 Esas, 2023/1068 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/51 E., 2022/246 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin 2017/29810, 2015/84820 sayılı "...", "... ..." ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalının, bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “...” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere başvuruda bulunduğunu, 2018/58810 kod numarasını alan başvurunun ilanı üzerine müvekkili tarafından başvuruya itiraz edildiğini, ancak itirazın yerinde görülmeyerek reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) tarafından reddedildiğini, oysa müvekkilinin ilk olarak “...” ibaresini 2006 yılında kullanmaya başladığını, markası için ciddi yatırımlar yaptığını, “...” ve “...” markaları üzerinde uzun yıllardır kullanım sonucu gerçek hak sahibi olduğunu, müvekkiline ait “...” ibareli markalar ile tesciline itiraz edilen davalı “...” markası arasında bağlantı kurma ihtimalinin bulunması nedeni ile müvekkilinin haklarının ihlalinin söz konusu olduğunu, müvekkili adına tescilli olan 2017/29810 nolu “...” markasına dair, iş bu itiraz konusu marka sahibi tarafından itiraz edildiğini, “...” ibaresinin benzer olduğu iddialarında bulunulduğunu, ancak bu itirazların kabulüne dair kararın iptali için, müvekkili tarafından Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 2018/301 E. no ile dava açıldığını, bu davanın da kısmen müvekkili lehine sonuçlandığını ve müvekkiline ait “...” markasının 41 ve 35. sınıflarda tescili gerektiği, markanın kullanım sonucu ayırt edicilik kazandığının açık bir şekilde tespit edildiğini, müvekkilinin söz konusu markayı uzun yıllardır Türkiye’de ve oldukça tanınmış organizasyonlarda kullandığını, markaya da yatırımlar yapıldığını, dava konusu tescil sınıflarında marka tüketici nezdinde kullanım sonucu ayırt edicilik kazandığını, davalı yanın başvurusunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek YİDK'nın 2019-M-3579 sayılı kararın iptali ile dava konusu 2018/58810 başvuru numaralı "..." ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesinde, YİDK karar tarihinde, itiraz gerekçesi 2017/29810 sayılı ve "..." ibareli markanın hükümden düşmüş olduğunu, söz konusu marka başvurusunun 2018-M-4483 sayılı YİDK kararı ile reddedilmiş olduğundan, dava konusu 2018/58810 sayılı markanın incelenmesinde dikkate alınmasının mümkün olmadığını, dava konusunun 2018/58810 sayılı ve “...” ibareli marka olduğunu, markanın münhasıran kelime unsurundan oluştuğunu, ibare bir bütün olarak markanın esas unsurunu oluşturduğunu, “Benim Festivalim” anlamına gelen markanın, davacının itiraza mesnet 2015/84820 sayılı markası ile farklı bir birlik ve bütünsellik içerisinde tüketiciye sunulduğunun görüleceğini, davacının 2015/84820 sayılı markası incelendiğinde, markanın kelime, şekil ve renk unsurlarını esas unsur olarak ihtiva ettiğini, markanın “...” ibaresiyle başlamakta olduğunu, ibarenin koyu renkte kalın harfler kullanılarak oluşturulduğunu, ibaredeki “Y” harfi yerine özgün bir logo kullanıldığını, söz konusu ibare ve logo davalı markasında yer almadığını, markanın bütün olarak okunup algılanacağından, davacı markasındaki “...” unsurunun ve “Y” harfi yerine kullanılan logonun markalar arasında iltibası kaldıracak farklı esas unsur kullanımları olduğunun görüleceğini, davacı markasında yer alan “...” ibaresi ile davalı markasında yer alan “...” ibarelerinin, görsel işitsel ve anlamsal düzeyde farklı olduğunu, farklı kelimelerle başlayan markalardan “...” “mayıs festivali”, “...” ise “benim festivalim” anlamına geldiğini, davacının kötü niyete ilişkin iddialarının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. 2.Davalı Şirket vekili cevap dilekçesinde, müvekkilleri şirket adına “...” markasının ilk defa 2002 yılında tescil ettirildiğini, daha sonra da “...” ibaresini esas unsur olarak içeren pek çok seri marka oluşturduğunu, dava konusu müvekkilleri adına tescilli 2018/58810 sayılı “...” markasının müvekkillerinin “...” ibareli markalarının serisi niteliğinde olduğunu ve müvekkilleri adına tescilinin hukuka uygun olduğunu, müvekkilleri adına tescil edilen 2018 58810 sayılı dava konusu “...” markasının kötüniyetli olduğunu kabul edilemeyeceğini, işbu davanın YİDK karar iptal davası olduğundan YİDK kararının verildiği tarihteki koşullara göre değerlendirme yapılması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, dava konusu marka ile davacı yanın markaları karşılaştırıldığında, davaya konu markanın dava konusu edilen 35., 39. ve 41. sınıfta yer alan hizmetlerin tamamının davacı yanın markalarında yer alan hizmetler ile aynı / aynı tür olduğu, somut olayda çekişmeli başvuru standart karekterle yazılmış “...” ibaresinden oluşurken, itiraza dayanak markaların standart karekterle yazılı "...+şekil", "... ...+şekil" ibarelerinden oluştuğu, marka hukuku açısından taraf markalarının, fonetik, anlamsal ve görsel olarak bir bütün halinde değerlendirilmesi esas olacağından, taraf markalarında yer alan “...” ibarelerin benzer nitelikte olduğu, okunuşlarının da İngilizce/Türkçe okunması halinde aynı olacağının kabul edilmesi gerektiği, bununla birlikte, davacı markalarından 2015 84820 sayılı markasında yer alan “...” unsuru ve şeklin markalardaki söz konusu benzerlik derecesini düşürdüğü, davacı markasında yer alan “... ...” ibaresi içerisindeki “...” ibaresinin de markanın esas unsuru olarak sayılması gerektiği, bu markanın davaya konu marka ile benzer kabul edilmeyeceği, diğer taraftan hükümden düşen 2017/29810 sayılı markanın içerdiği unsurlar, ibarelerin okunuşlarındaki ve anlamlarındaki aynılık markaların birbirlerine yakınlaştırmakta, davacı her ne kadar davacı yanın markasında görsel öğeler yer almakta ise bu öğelerin ayırt edicilikleri olmadıkları değerlendirmekle davaya konu marka ile 2017/29810 sayılı markanın bu hali ile karıştırılma ihtimaline neden olabilecek derecede benzer oldukları, davalı yanın, dava konusu “ ...” markasını gören bir tüketicinin, bu markayı davalının “... şekil” markasının serisi, alt markası yahut yeni bir versiyonu sanabileceği, davaya konu marka ile davacı yanın itirazına mesnet markası arasında, tescili talep edilen 35. 39. ve 41. sınıfta yer alan hizmetlerin tamamı açısından 6769 sayılı SMK’nın 6/(1) maddesi anlamında iltibas tehlikesinin bulunduğu, diğer yandan somut olayda davacı yanın, davaya konu 2018/58810 sayılı “...” markasını başvuru tarihinden önce tescilsiz olarak kullandığı 41. sınıfta yer alan “Spor, kültür ve eğlence hizmetleri (sinema, spor karşılaşmaları, tiyatro, müze, konser gibi kültür ve eğlence etkinlikleri için bilet sağlama hizmetleri dahil).” hizmetleri açısından hükümsüzlük nedeninin oluştuğu, somut davada davaya konu marka ile davacı yanın itirazına mesnet markası arasında, tescili talep edilen 35. 39. ve 41. sınıfta yer alan hizmetlerin tamamı açısından 6769 sayılı SMK’nın 6/(1) maddesi anlamında iltibas tehlikesinin bulunduğu hizmetleri açısından hükümsüzlük nedeninin oluştuğu, 6769 sayılı SMK’nın 6/5. maddesinde yer alan koşulların oluşmadığı, davalı şirketin kötü niyetli olmadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, YİDK'nın 2019-M-3579 sayılı kararının 35, 39 ve 41. sınıflar yönünden iptaline, 2018/58810 sayılı markanın 35, 39 ve 41. sınıf mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, fazlaya dair istemlerin reddine karar verilmiş karar verilmiş, hüküm davalı TÜRKPATENT vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince,mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, TÜRKPATENT tarafından bazı marka tescil başvurularının işlem dosyasına "müddet" kaydı koyulmasının ve bu markaların hükümden düşmüş olduğu gerekçesiyle benzerlik incelemesinde dikkate alınmasının, bu kaydın mevcut hukuki ve fiili durumla uyuşmaması halinde yerinde olmayacağı, nitekim somut uyuşmazlıkta da davacının itirazına dayanak 2017/29810 numaralı marka tescil başvurusu hakkındaki, Ankara 3. FSHHM'nin kararının, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 18.10.2022 tarih, 2021/3283 E. ve 2022/7138 K. sayılı kararı ile kısmen davacı yararına onandığı, dolayısıyla davacının 2017/29810 numaralı marka tescil başvurusunun, YİDK karar tarihinde ve halen hukuki varlığını sürdürdüğü, YİDK kararının iptali davalarında, YİDK kararının verildiği tarih itibariyle mevcut hukuki ve fiili duruma göre karar verilmesi gerektiği, somut uyuşmazlıkta da dava konusu YİDK karar tarihinde, hukuki varlığını sürdüren davacının marka tescil başvurusunun, benzerlik incelemesinde dikkate alınması gerektiği, bunun aksinin kabulünün mükerrer marka tescillerine yol açacağı, bu bağlamda dava konusu marka ile davacı yanın markaları karşılaştırıldığında, kapsamlarının aynı / aynı tür olduğu, davalının başvurusu standart karekterle yazılmış “...” ibaresinden oluşurken, davacının itiraza dayanak markaların standart karekterle yazılı "...+şekil", "... ...+şekil" ibarelerinden oluştuğu, taraf markalarında yer alan “...” ibarelerin benzer nitelikte olduğu, bununla birlikte, davacı markalarından 2015 84820 sayılı “... ...” ibareli markasının davaya konu marka ile benzer bulunmadığı, davaya konu marka ile davacı yanın itirazına mesnet markası 2017/29810 sayılı markası arasında, tescili talep edilen 35. 39. ve 41. sınıfta yer alan hizmetlerin tamamı açısından 6769 sayılı SMK’nın 6/1. maddesi anlamında iltibas tehlikesinin bulunduğu, diğer yandan somut olayda davacı yanın, davaya konu 2018/58810 sayılı “...” markasının başvuru tarihinden önce tescilsiz kullanmış olduğu işaret kapsamında, 41. sınıf açısından SMK'nın 6/3. maddesi kapsamında hak elde ettiği, ayrıca dosya kapsamındaki hükümsüzlük davası yönünden istinaf kanun yoluna başvurulmadığı gerekçesiyle davalı TÜRKPATENT vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davalı TÜRKPATENT vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, marka ile ilgili Kurum kararının iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı TÜRKPATENT vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 10.10.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/6281, K. 2024/7301, T. 10.10.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2023-6281-e-2024-7301-k-769c963f03f8