Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/6149 E. 2024/7873 K. – Marka Hükümsüzl
Konu: Marka Hükümsüzlüğü
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/6149
- Karar No
- 2024/7873
- Karar Tarihi
- Konu
- Marka Hükümsüzlüğü
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1811 Esas, 2023/1227 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/4 E., 2021/130 K. Taraflar arasındaki marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; “...+ Şekil” markalarının 2002 yılından beri tescilli olduğunu, “...” ibaresinin ihdas edici ... tarafından 1952 yılından vefat ettiği 2017 yılına kadar kullanılıp kalite ve güvenin sembolü olarak tüketicinin zihnine kazındığını, 26.11.2018 tarihinde davalıya gönderilen ihtarnamede “...” ibaresi ile müvekkilinin marka hakkını ihlal ettiği belirtilip son verilmesinin istendiğini, davalının cevabında 2006/41179 sayılı “...” markasının 24.08.2006 tarihinden beri koruma altında olduğunu belirttiğini, davalının müvekkili ile aynı sınıfta faaliyet gösterdiğini, mütecaviz konumunda ve haksız rekabette bulunduğunu, işareti müvekkilinin bölgesel kuruluşu gibi kullandığını, tüketici ile ilişkilendirilebilecek şekilde kendisine ekonomik fayda sağladığını, ambalajları iktibas seviyesine yükselttiğini, müvekkilinin ortaklarından birinin oğlunun tanıtım maksadıyla çektirilen fotoğrafını ürün ambalajlarında kullandığını, ürün arama açıklamasına “...” yazdığını, özellikle müvekkilinin markasıyla karıştırılmasını istediğini, müvekkilinin marka değerinin zarar gördüğünü, davalı adına tescilli markanın kötü niyetli kullanımının bir parçası olduğunu ileri sürerek davalı adına tescilli 2006/41179 sayılı “...” markasının kullanımının önlenmesini, hükümsüzlüğünü, sicilden terkinini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; “...” markasının davacı tarafından tescil edilmeden önce davacı ve müvekkilinin markayı birlikte kullandığını, davacının “BURSA ...” müvekkilinin “İSTANBUL ...” olarak bilindiğini, bu birlikte kullanımın temelinde taraflar arasındaki samimiyet, tanışıklık ve geçmişe dayalı hukukun yattığını, davacının 2002 yılında 25. sınıfta tescil ettirip 07.09.2005 tarihinde sicile kaydedilen markanın “...”, müvekkilinin 24.08.2006 tarihinde 5 ve 25. sınıflarda tescil ettirdiği, 04.08.2009 tarihinde sicile kaydedilen markanın “...” ibaresinden oluştuğunu, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (6769 sayılı Kanun) 25 inci maddesinin altıncı fıkrasında beş yıl boyunca sessiz kalınma halinin hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri sürülemeyeceğini, hak düşürücü sürenin geçtiğini, müvekkilinin iyi niyetli faaliyet gösterdiğini, kötü niyet iddiasını davacının ispatlaması gerektiğini, müvekkilinin markasının yazı karakteri, renk, logo vs yönünden ayırt edici unsurlar taşıdığını, davacının mutlak ret nedenleri kapsamında kalan bir işareti tescil ettirdiğini, markaların ilişkilendirilmeyeceğini, tüketicinin işaretler arasında bağlantı kurmayacağını, davacının bir tekelleşme çabası içine girdiğini, davacının talebi ile ticari nezaket gereği çocuk manken resimlerinin değiştirildiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, taraf markaları arasında benzerliğin bulunduğu, davalı markasının tüketiciler nezdinde iltibasa sebebiyet vereceği, davalının davacı firmanın İstanbul şubesi ya da bağlantılı firması olduğu intibaını uyandıracağı, görsel benzerlikle birlikte mal ve hizmetlerde de benzerliğin söz konusu olduğu dikkate alındığında iltibasa dayalı hükümsüzlük şartlarının oluştuğu, tarafların tanınmış marka iddiasının sübut bulmadığı, davalının piyasadan tanıdığı ve davacının üstün hak sahibi olduğunu bildiği “...” ibaresini marka olarak tescil ettirirken önceki tarihli markasal kullanımları göz önünde bulundurmakla yükümlü olduğu, bildiği ya da bilmesi gereken markayı önceki tarihli markaya yaklaştırmak suretiyle tescil ettirmekte kötü niyetli olduğunun kabulünün gerektiği, dürüstlük kuralına aykırı tescil ettirdiği markayı yine davacı markasına benzer sunumlar kullanmak suretiyle piyasada davacı markasının bilinirliğinden faydalanmaya çalıştığı, tescildeki kötü niyetin sonraki uygulamaları ile de desteklendiği dikkate alındığında kötü niyetli tescile dayalı hükümsüzlük şartlarının oluştuğunun da kabulünün gerektiği, her ne kadar dava tescil tarihinden 10 yıl sonra açılmış ise de kötü niyetli tescil dikkate alındığında uzun süre sessiz kalmaya dayalı hak kaybına yönelik savunmaya itibar edilemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı adına 2006/41179 numara ile tescilli “...” ibareli markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, davacının “...” markaları ile davalının “...” markası arasında görsel ve işitsel benzerlik bulunması, seri marka izlenimi vermesi ve aynı müşteri kitlesine hitap etmeleri nedeniyle karıştırılma ihtimali bulunduğu, davalının davacıya ait markayı piyasadan bildiği, davalının aynı zamanda babası olan ve davalı firmayı kendi kurduğunu, daha sonra oğluna devrettiğini ifade eden davalı tanığı ...'in beyanlarından anlaşıldığı, davalının davacıya ait önceki tarihli markaya yaklaştırmak suretiyle kendi markasını tescil ettirmekte kötü niyetli olduğu, 5 yıllık sessiz kalma süresinin kötü niyetle tescil durumunda uygulanamayacağı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davalı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2.6769 sayılı Kanun'un 25 inci maddesi, 6 ncı maddesinin birinci fıkrası. 3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 07.11.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.