Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/6144 E. 2024/7709 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/6144
- Karar No
- 2024/7709
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI :2021/1172 Esas, 2023/1071 Karar HÜKÜM :Kabul İLK DERECE MAHKEMESİ :Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI :2017/431 E., 2018/250 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin 30. sınıfta tescil edilmek üzere "..." ibareli marka başvuru talebinde bulunduğunu, davalı tarafından re'sen yapılan incelemede "...+şekil", "..." ibareli markaların ayırt edilemeyecek düzeyde benzer olduğu kanaatine varılarak müvekkili başvurusunun reddedildiğini, işbu ret kararına karşı müvekkili şirketin itirazının reddedildiğini, oysa müvekkilinin “...” ibareli mağaza ve markaların sahibi olarak sektörde tanınmış bir perakende firması olduğunu, müvekkilinin “bi” ibareli tescilleri ve başvuruları olduğunu, dava konusu markanın seri oluşturmak için tescil ettirilmek istendiğini, itiraza mesnet markaların ibare ve şekilleriyle müvekkilinin başvuru markasının oldukça farklı olduğunu, ayırt ediciliğin sağlandığını ayrıca müvekkilinin markasının ürünün ne olduğunu belirttiğini ama niteliği, kalitesi ya da coğrafi kaynağına ilişkin herhangi bir gönderme yapmadığını, kaldı ki kahve ibaresini içeren tescilli 3171 adet marka olduğunu, ayrıca kayıtlı “...” ibareli birçok tescilin bulunduğunu, müvekkilinin markasının tescil edilmemesinin iyiniyet kurallarıyla bağdaşmadığını ileri sürerek 2017-M-7665 sayılı Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu(YİDK) kararının iptali ile başvurunun müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, başvuru kapsamındaki malların ve hizmetlerin, itiraza dayanak markaların kapsamındaki mal ve hizmetlerle aynı/benzer olduğu, davacı markası ile redde mesnet 2016/82700 sayılı marka arasında farklılaşacak unsurların mevcut olmadığı, taraf markaları arasında fonetik, görsel, gıda, anlamsal ve genel intiba olarak benzerlik olduğu gerekçesiyle ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin (556 sayılı KHK) 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi hükmünün uygulanabilmesi için markalar arasındaki benzerliğin iltibasa yol açacağının ayrıca inceleme yapılmasını gereksiz kılacak derecede güçlü ve açık olmasının gerektiği, davacının başvurusu ile redde mesnet alınan 2012/54660 sayılı marka arasında anılan hüküm kapsamında benzerlik bulunmadığı, zira 2012/54660 sayılı markada başvuru konusu markadan farklı olarak şekil bulunduğu, diğer yandan davacının başvurusu ile redde mesnet alınan 2016/82700 sayılı marka arasında da 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında benzerlik bulunmadığı, bilirkişi raporunda da belirlendiği üzere bu markanın kapsamında bulunan mallar ile davacının başvuru konusu yaptığı markanın kapsamında bulunan malların aynı olmadığı, bu marka yönünden de anılan hükmün şartlarının bulunmadığı, 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi gereğince, mal veya hizmetin niteliği, kalitesi veya üretim yeri, coğrafi kaynağı gibi konularda halkı yanıltacak markalar da tek başlarına tescil edilemeyeceği, burada kast edilen mutlak yanıltıcılık olup, marka sahibinin böyle bir niyetinin olup olmamasının önemli bulunmadığı, şayet böyle bir tehlike ciddi biçimde varsa markanın tescil edilmeyeceği, işaretin yanıltıcı olup olmadığının tespitinde ise ortalama tüketicilerin dikkate alınması gerektiği, davacının "..." ibareli markası, marka kapsamında bulunan tüm hizmetler yönünden kullanılması halinde, mal veya hizmetin niteliği, kalitesi veya üretim yeri, coğrafi kaynağı gibi konularda yanıltıcı olmadığı, zira markanın esas unsurunun "Bİ" olduğu, davacının bu şekilde söz konusu markaya farklılık kazandırdığının anlaşıldığı, mahkemece bu yöne ilişkin yapılan değerlendirmenin de doğru bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile TÜRKPATENT'in 2017-M-7665 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmiş, karar davalı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2.556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) ve (f) bentleri. 3. Değerlendirme İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Kanun'un 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI.SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 05.11.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi