Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/613 E. 2024/4223 K. – İtirazın İptali

Konu: İtirazın İptali

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/613
Karar No
2024/4223
Karar Tarihi
Konu
İtirazın İptali

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1758 Esas, 2022/1676 Karar HÜKÜM : Kısmen kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/632 E., 2022/561 K.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı firma ile aralarında yaklaşık 2 yıldır ticari ilişki kurulduğunu, cari hesap alacağı olarak Bakırköy 3. İcra Müdürlüğü'nün 2016/607 E. sayılı dosyası ile takip başlatıldığını ancak davalı firmanın işbu alacağa itiraz ettiğini, davacı şirketin muhasebe kayıtlarında davalı şirketten 287.559,66 TL miktarda alacağın bulunduğunu ileri sürerek davalı tarafça Bakırköy 3. İcra Dairesi'nin 2016/607 E. sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline, takibin devamına ve davalı şirketin % 20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında “Satın Alma Ödeme Müşteri Hizmetleri Çalışma Prensipleri” adı altında 25.10.2013 tarihli sözleşme imzalandığını, işbu sözleşme hükümleri çerçevesinde taraflar arasında ticari faaliyetlerin sürdürüldüğünü, sözleşme çerçevesinde ilk siparişin 19.11.2013 tarihinde verildiğini ve bu çerçevede işlemler yapıldığını, davalı şirket tarafından davacı hakkında Bakırköy 4. İcra Dairesi'nin 2016/2674 E., sayılı dosyasında başlatılan icra takibine karşı davacı tarafından sunulan itiraz dilekçesinde davacının sözleşmede bulunan imzanın kendisine ait olmadığını belirtmiş ise de dava dilekçesinde ikrar ettiği üzere müvekkili ile ticari ilişki içerisinde olduğunu, 25.10.2013 tarihli sözleşmeden başka davacı firma ile hiçbir ticari ve hukuki bir ilişkisi bulunmadığını, bahse konu sözleşme uyarınca müvekkiline aylık 177.000,00 TL (KDV dahil) kâr garantisi verildiğini, Aralık 2013, Ocak 2014 ve Şubat 2014 dönemlerinde müvekkilinin davacının ürünlerinden 62.723,00 TL kâr ettiğini, oysa sözleşme uyarınca üç alık kâr garantisinin 531.000,00 TL olduğunu, elde edilen kârın düşülmesi ile müvekkilinin davacıdan 468.277,00 TL alacağının bulunduğunu, bu miktar dikkate alındığında müvekkilinin davacıdan alacaklı olduğunu, davacının iddialarını kabul etmemekle birlikte takas ve mahsup def’i taleplerinin olduğunu, davacı tarafın taleplerinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkilinin davalı yana borcu bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre taraflar arasında imzalanan sözleşme uyarınca, tarafların kar kaybı ödenmesi hususunda anlaştıkları, davaya konu "Satış Destek Bedeli" açıklaması ile düzenlenen 02.02.2016 tarihli 468.276,99 TL bedelli faturanın, taraflar arasındaki imzalı kaşeli sözleşmeye bağlı olarak hesaplanan kar garantisinden ortaya çıkan bir bedel olduğu, dolayısıyla yapılan tüm işlemlerin taraflar arasında imzalanan sözleşme dahilinde olduğu, sözleşmenin kabulünde ilk olarak 40.000 $ tutarının nakit olarak ödendiği, yine taraflar arasındaki ticari sözleşmede kar garantisinin verildiği ve davacı ... A.Ş.'nin ise cari hesaplara dayalı alacağının bulunduğu, bu alacaklar arasındaki fark mahsup edildiğinde avans faizi hesaplanarak avans faiziyle birlikte ... Bilgisayar A.Ş.'nin alacaklı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki bahsi sözleşmenin kabul edilmediğini, bu sözleşmeye dayanarak düzenlenen faturanın davanın konusu olmadığını, davalının bahsi geçen fatura nedeniyle alacaklı olduğuna dair iddiasını ancak dava açarak ileri sürebileceğini, davalının bu alacağının takas mahsup yapamayacağını, kabul anlamına gelmemek üzere, 3 yıllık süre boyunca hiç bir şekilde kar garantisi aranmadığını, davacı tarafından böyle bir garanti verilmediği için davalı tarafça hiç bir zaman böyle bir talepte bulunulmadığını, dönemsellik ilkesi gereğince her ay hakedişlerini takiben bir önceki ayın aylık kar garantisi faturasını düzenleyip göndermesi gerektiğini, davacı tarafından düzenlenen 2013/Aralık, 2014/Ocak, 2014/Şubat ayına ilişkin düzenlediği 02.02.2016 tarihli faturanın kötüniyetli olarak düzenlendiğini, davalı tarafından ileri sürülen sözleşmenin geçersiz olduğunu, müvekkilinin hiç bir ay 150.000,00 TL+KDV kar etmediğini, davalının dürüst davranmadığını ve basiretli olarak hareket etmediğini, müvekkilinden talep edilen alacağın cezai şart niteliğinde olduğunu, ceza koşulunun ahlak ve adaba aykırı düşecek derece yüksek olması nedeniyle yoklukla malul olduğunu, bahsi geçen bedelin borçlunun ekonomik geleceğini kabul edilemez derecede sınırladığını, taraflar arasında 2013 ve 2014 yıllarına ilişkin hesap mutabakatsızlığı bulunmamasına rağmen davalı tarafından geriye dönük fatura düzenlenerek alacaklı olduğunun iddia edilmesinin kötü niyeti gösterdiğini, bahsi geçen sözleşme hükümlerinin müvekkilini bağlamadığını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında ki "Tedarikçi Firma Mal Alım Koşulları" başlıklı sözleşmede, "mağaza giriş ücreti" olarak 40.000,00 USD ödenmesinin kararlaştırıldığı, aylık kar garantisinin ise 150.000,00 TL +KDV olarak belirlendiği, her ne kadar davacı sözleşmeyi inkar ettiği ancak sözleşmedeki imza ile ilgili açıkça itirazda bulunmadığı, diğer taraftan davacının davalıya sözleşmenin başında mağaza giriş bedeli olarak 40.000 USD karşılığı 96.288,00 TL bedelli çek verdiğinin anlaşıldığı, buna göre Tedarikçi Firma Mal Alım Koşulları" başlıklı sözleşme hükümlerinin davacıyı bağladığı, davacı cari hesaptan kaynaklanan alacağın tahsili için 19.01.2016 tarihinde icra takibi başlattığı, davalının ise "Satış Destek Bedeli" açıklamalı 468.276,99 TL bedelli faturayı davacı takibe geçtikten sonra geçmişe dönük olarak Aralık/2013, Ocak/2014, Şubat/2014 tarihlerine ilişkin 02.02.2016 tarihinde düzenleyerek davacıdan alacaklı olduğunu iddia ettiği, taraflar arasındaki "Tedarikçi Firma Mal Alım Koşulları" ile ilgili 25.10.2013 tarihli sözleşmede kararlaştırılan aylık kar garantisinin ceza koşulu olduğu, davacının taahhüdüne uymaması halinde davalının ceza koşulunu talep edebilmesi için takip eden dönemde ilişkiye devam etmeden önce ceza koşulu ile ilgili “çekince” (ihtirazi kayıt) bildirim bulunması gerektiği, tarafların ticari defterleri arasında 2013 ve 2014 yılına ilişkin herhangi bir mutabakatsızlık bulunmadığının tespit edildiği, sözleşmede öngörülen kâr garantisi aylık olarak verildiği, davacı tarafından icra takibi başlatılıncaya kadar hiç bir ay için kâr garantisinden eksik kalan kısma yönelik fatura düzenlenmediği, davacıdan bu yönde bir talepte bulunulmadığı, diğer taraftan davalının herhangi bir ihtirazi kayıt ileri sürmeksizin sözleşme ilişkisine devam ettiği, davalı şirketin taraflar arasındaki sözleşmenin aylık kâr garantisi şeklinde öngörülen cezai şarta ilişkin hükmünün uygulanmayacağı konusunda davacı tarafta haklı bir güven oluşturduğu, icra takibinden de sonra 02.02.2016 tarihli faturayı düzenleyerek geçmişe dönük kâr garanti bedeli talep etmesi çelişkili davranış yasağına aykırı olduğundan "Satış Destek Bedeli" açıklamalı 02.02.2016 tarihli 468.276,99 TL bedelli fatura dikkate alınamayacağından davacının davalıdan 283.707,43 TL alacaklı olduğu, icra takibinde 287.559,66 TL asıl alacağın yanında 58.614,90 TL işlemiş faiz ile 119,61 TL ihtarname giderinin de tahsilini talep edildiği ancak davalının takip tarihinden önce temerrüde düşürüldüğüne ilişkin dosyada ihtarname sureti ve tebliğ belge sunulmadığı gerekçesiyle temerrüdün icra takibiyle gerçekleştiği kabul edilerek 283.707,43 TL asıl alacak üzerinden itirazın iptaline karar verilmesi gerektiğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne davalının itirazının 283.707,43 TL asıl alacak yönünden iptali ile takibin hükmedilen asıl alacağa %20 faiz oranını aşmamak üzere avans faizi işletilmek suretiyle devamına, işlemiş faiz, ihtarname gideri ve fazlaya ilişkin alacak talebi yönünden davanın reddine, alacağın likit ve belirlenebilir nitelikte olması nedeniyle davacı lehine alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın çelişkili olduğunu, taraflar arasındaki sözleşme ve aylık garanti kar bedeline ilişkin sözleşme hükmünün davacı açısından bağlayıcılığının kabul edildiği ancak geçmişe dönük fatura düzenlenemeyeceğinin hatalı olduğunu, ihtirazi kayıt konulmaması ceza koşulunun talep edilemeyeceği anlamına gelmeyeceğini, sürekli borç doğuran sözleşmelerde ihtirazi kaydın konulmaması daha önce muaccel hale gelen alacaklardan vazgeçildiği anlamına gelmeyeceğini, sessiz kalınmasının bir haktan vazgeçildiği ya da feragat edildiği şeklinde yorumlanamayacağını, kaldı ki faturaya karşı itiraz hakkını kullanmayan davacı karşısında geçmişe dönük fatura tanzim edilmesinin çelişkili davranış yasağına aykırı olmadığının kabul edilmesi gerektiğini, taraflar arasındaki sözleşme düzenlemesinin açık bir şekilde yanlış uygulandığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalı tarafından davacı takibi sonrası düzenlenen "Satış Destek Bedeli" açıklamalı 02.02.2016 tarihli 468.276,99 TL bedelli faturanın taraflar arasındaki sözleşmeye uygun düzenlenip düzenlenmediği hususlarında toplanmakta olup, buradan varılacak sonuç dairesinde kararın isabetli olup olmadığından kaynaklanmaktadır.

Dava, ilamsız takipte ödeme emrine itirazın iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi.

3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

22.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/613, K. 2024/4223, T. 22.05.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2023-613-e-2024-4223-k-ab4f8d9ad32f