Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/5973 E. 2024/7580 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/5973
- Karar No
- 2024/7580
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1059 Esas, 2023/1306 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 4. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2022/405 E., 2023/188 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili ile feri müdahil vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı bankanın Gaziantep şubesinde vadesiz tasarruf mevduatı hesabının bulunduğunu, davalı banka personeli tarafından Ocak 2018 tarihinde müvekkilinin aranarak şubenin teftişte olduğu ve hesabındaki paranın aktarılmasına ilişkin talimatının aslının olmadığı, ıslak imzanın tamamlanması gerektiği bilgisinin verildiğini, bunun üzerine davalı bankaya gönderilen 21.02.2018 tarihli ihtarname ile hesap özetleri ve verilen talimatların ıslak imzalı örneklerinin talep edildiğini, davalı tarafından gönderilen 27.02.2018 tarihli cevabi ihtarname ile talimatların e-posta aracılığı ile ulaştığı ve talimat asıllarının şube nezdinde bulunmadığının bildirildiğini, müvekkilinin bu şekilde talimatı ve bilgisi olmadan hesabından para çıkışı olduğunu öğrendiğini, yine ihtarname ile talimat evraklarının kendisine ait olmadığını bildirerek işlem tutarlarının iadesini talep ettiğini, ancak davalı banka tarafından gönderilen cevabi ihtarnamede talimat uyarınca telefon ile müvekkilinin arandığı ve talimat evrakı ile vekaletname üzerindeki imza örneğinin uyumlu olduğu tespit edilip talebin reddine karar verildiğini, Bankacılık Denetleme ve Düzenleme Kuruluna şikâyet üzerine BDDK tarafından dosyanın kapatıldığının bildirildiğini, müvekkilinin hesaplarından çıkışı sağlanan tutarlarla ilgili olarak yazılı veya sözlü herhangi bir talimatta bulunmadığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 15.000,00 TL’nin 22.03.2018 ihtar tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili 26.04.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 347.740,00 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP 1.Davalı vekili cevap dilekçesinde; kısmi dava açılmasında hukuki yarar olmadığını, müvekkili banka müşterisi ...'nin hesabında 342.000,00 TL bulunmakta iken, banka tarafından “Hoş Geldin Faizi” adında kampanya başlatılması üzerine müşterinin eşi olan davacı ...'ın 25.11.2013 tarihinde hesap açtırdığını, daha yüksek bir faiz oranı olan “Hoş geldin Faizi”nden yararlanmak isteyen ...’nin talimatı ile ... hesabında bulunan 342.000,00 TL'nin davacı ...’ın yeni açılan vadeli hesabına aktarıldığını, kampanya bittikten sonra yüksek faiz oranının sona erdiğini, davacının kendi imzalamış olduğu bankaya ulaşan 07.02.2014 tarihli talimat ile hesabındaki 347.740,00 TL bakiyenin ...’nin ... Bank A.Ş.’de yer alan hesabına gönderilmesini talep ettiğini, talebin teyidi için banka personeli tarafından davacının banka sistemlerinde kayıtlı telefon numarası aranarak, talimatın üzerine müşteriden telefon teyidi yapıldığına dair ifadenin yazıldığını, ayrıca davacının 07.02.2014 tarihinde bankaya göndermiş olduğu talimatta yer alan imza örneğinin bankada imzalamış olduğu diğer hesap açılış evraklarında ve bankaya sunulan vekaletnamede yer alan imza örnekleri ile uyumlu olduğunun tespit edildiğini, işlemlerin yapıldığı tarihten ve boşandıktan dört yıl sonra davacı tarafından işbu davanın kötüniyetli hakkaniyete aykrı olarak açıldığını savunarak davanın reddine, davanın ...'ye ihbarına karar verilmesini istemiştir. 2.Fer'i müdahil vekili müdahale dilekçesinde; davacının eski eşi olduğunu ve bankacılık işlemleri için kendisine vekalet verdiğini, bu vekalete rağmen davacının kendi imzalı talimatı bulunması nedeni ile işlem yapıldığını, dava konusu EFT işleminden sonra müvekkili hesabından davacı hesabına dava konusundan daha fazla transfer gerçekleştirildiğini, gönderilen paranın da müvekkiline ait olduğunu, davacının yapılan transferden haberdar olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, ...'nin fer'i müdahil olarak kabulüne karar verilip davaya konu EFT işleminin davacı tarafından davalı bankaya gönderildiğine yönelik davalı bankanın delil olarak dayandığı e-posta mailleri ve talimata ilişkin evrak aslını dosyaya ibraz edemediği, davalı banka tarafından davacının aranarak EFT işlemine ilişkin davacı müşteriden teyit alınarak işlemin yapıldığının belirtildiği ancak işlemin yapıldığı tarih itibariyle davaya konu miktarın büyüklüğü göz önüne alındığında paranın miktarının dönemine göre yüksek bir meblağ oluşu ve bu kadar yüksek meblağlı bir işlem yapılırken işlem talimatına ilişkin belge aslını görmeden sadece telefonla teyit yapılarak işlemin tamamlanmasının basiretli tacir olan bankadan beklenemeyeceği, davacı tüketiciye nazaran daha tedbirli olması gerektiği, talimata ilişkin evrak aslının sunulması beklenmeden sadece telefonla teyit yapılarak para çıkışının yapılmasının basiretli tacir olan davalı bankadan beklenen bir tutum olmadığı, davalı tarafından davacının talimatı üzerine davaya konu EFT işleminin yapıldığı hususunun ispat edilemediği, davacının feri müdahile verdiği vekaletten bahsedilmiş ise de davalı bankanın cevap dilekçesinde davaya konu EFT işleminin davacı tarafından feri müdahile verilen vekalete istinaden yapıldığına yönelik herhangi bir savunmasının bulunmadığı gerekçesiyle ıslah talebi dikkate alınarak başlangıçta kısmi dava olarak açılan davanın kabulüyle uyuşmazlık tutarı olan 347.740,00 TL'nin ihtarnamenin tebliğ tarihi olan 30.03.2018 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekili ve fer'i müdahil vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, davalı ve fer'i müdahil vekillerinin, davacının eski eşi olan fer'i müdahile bankacılık işlemleri yapmak üzere vekaletname verdiğini savunmuşlarsa da, dava konusu EFT işleminin bu vekaletnameye dayalı olarak yapılmadığı, bizzat davacı adına düzenlenen ve imzalanan bir talimatın e-posta yoluyla davalı bankaya iletilmesi yoluyla yapıldığı, her ne kadar davalı banka tarafından davacı telefonla aranarak dava konusu EFT işlemi için teyit alındığı savunulmuş ise de bu konuda bir kanıt ileri sürülemediği, davalı banka tarafından, dava konusu EFT işleminin davacı tarafından, ya da onun rızası ve bilgisi dahilinde gerçekleştirildiğini kanıtlayamadığı, ilk derece mahkemesinin davanın kabulüne dair kararında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı ve fer'i müdahil vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davalı ve fer'i müdahil vekillerince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, davacının davalı bankada bulunan mevduat hesabındaki paranın fer'i müdahilin başka bir bankadaki hesabına talimatı olmaksızın EFT yapıldığı iddiasına dayalı EFT yapılan paranın davalı bankadan tahsili istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 502 ve devam hükümleri. 3. Değerlendirme Dava konusu EFT işleminin usulüne uygun yapılıp yapılmadığı hususunda değerlendirme yapılırken İlk Derece Mahkemesince, davalı bankanın cevap dilekçesinde davaya konu EFT işleminin davacı tarafından feri müdahile verilen vekalete istinaden yapıldığına yönelik herhangi bir savunmasının bulunmadığı, Bölge Adliye Mahkemesince ise EFT işleminin bu vekaletnameye dayalı olarak yapılmadığı gerekçeleri ile EFT işlemine dayanak olarak kabul edilen talimat evrakının aslının sunulup sunulmadığı, bu evrak ile davacının iradesinin yansıtılıp yansıtılmadığı üzerinde durulmuştur. Ancak 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 502 nci madde ve devam hükümleri kapsamında kurulmuş vekalet ilişkisine istinaden yapılabilecek olan işlemlerin, taraflar arasındaki güven ilişkisinin devamı boyunca yani vekalet ilişkisinin sona ermesini bildiren bir azil iradesi olmadığı müddetçe geçerli bir biçimde var olacağı kabul edilmelidir. Bu durumda; somut olayda davacının, hesabına dava konusu paranın gönderildiği hesap sahibi fer'i müdahile verdiği, işlem tarihinde hala ayakta bulunan ve EFT yetkisini de içerir 08223 yevmiye numaralı vekaletnamedeki iradesinin dava konusu yapılan EFT için de bir irade teşkil edeceği, davacının fer'i müdahilin talimatı dışında hareket ettiğini yahut fer'i müdahili o tarihte azletmiş olduğunu ispatlayamadığı gözönünde bulundurularak davanın reddi gerekirken EFT işlemine dayanak olarak yazılı talimatın alınması ve bu kabul üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış hükmün yazılı gerekçe ile bozulması gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı ve fer'i müdahil vekillerinin temyiz istemlerinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harçlarının istek halinde ilgililere iadesine, 24.10.2024 oy birliğiyle karar verildi.