Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/5948 E. 2024/7567 K. – Yeniden İncelem
Konu: Yeniden İnceleme Ve Değerlendirme Kurulu (Yidk) İptali
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/5948
- Karar No
- 2024/7567
- Karar Tarihi
- Konu
- Yeniden İnceleme Ve Değerlendirme Kurulu (Yidk) İptali
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1119 Esas, 2023/1077 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/240 E., 2021/152 K. Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 2015/28811 sayılı “...” markasının bütün sınıflar bakımından adına tescilli olduğu müvekkilinin herkes tarafından tanınan ve bilinen “...” ibareli markasına ek olarak bu ibareyi içeren çeşitli markaları da tescil ettirdiğini, davalı şirketin 2019/41855 sayılı “...” ibareli 35. sınıftaki tescil başvurusuna müvekkilinin itirazının davalı Türkpatent’in YİDK’nca nihai olarak reddedildiğini, başvuruya konu işaret ile müvekkilinin “...” ibareli markalarının neredeyse birebir aynılık taşıdığını, başvurudaki akılda kalacak tek unsurun “...” ibaresi olduğunu, “...” kelimesinin ayırt ediciliğinin bulunmadığını, 35. sınıf hizmetlerde sıradan bir ibare olması sebebiyle tüketici nezdinde göz ardı edildiğini, müvekkilinin de bu ibare ile reklam çalışmaları yaptığını, “...” ve “...” kelimeleri arasındaki bir kıyaslamada sadece “T” ve “L” harflerinin farklılığının görüldüğünü, işaretler arasında ayırt edilemeyecek derecede anlamsal benzerliğin bulunduğunu, davalı şirketin “...” ibaresini içeren bir kısım marka başvurularına müvekkili itirazının kabul edildiğini, bu minvalde davalı TÜRKPATENT'çe de “...” ve “...” ibarelerindeki benzerliğin kabul gördüğünü, yine davalı şirketin “...” ve “...” ibarelerini de içeren bir kısım marka başvurularına müvekkili itirazlarının kısmen kabul edildiğini, tescil halinde davalı şirket markasının müvekkilinin seri markaları arasında algılanacağını, imaj transferi sonucunun doğabileceğini, tanınmış markanın neredeyse aynının kullanımının ayırt edici karakterini zedelediğini, davalı şirketin müvekkilinin tanınmışlığından haksız yararlanmayı amaçladığını, müvekkilinin markaları ile benzeşen 25 adet marka başvurusu yaptığını, kötü niyetle hareket ettiğini ileri sürerek YİDK’nın 2020-M-2395 sayılı kararının iptalini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... Ev Aletleri Üretim ve Dış Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin başvurusu ile davacı markaları arasında benzerlik bulunmadığını, görsel, işitsel ve kavramsal olarak farklılık arzettiklerini, “...” kelimesinin ayırt edicilik sağladığını, “...” ve “...” ibarelerinin de kavramsal ve işitsel farklılık taşıdığını, davacının dayanak markalarının zayıf işaretler olduğunu, herkesçe kullanılabilecek ibarenin bir kişinin tekeline bırakılamayacağını, kötü niyet iddiasına somut gerekçe ve delil sunulmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Davalı TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesinde; başvuruya konu işaret ile davacının itirazına dayanak markaların 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında benzerlik taşımadıklarını, işaretlerin bir bütün olarak değerlendirilmesinde fonetik, okunuş, şekil, yazı karakteri ve genel intiba açısından farklı olduklarını, kötü niyetin ispatlanamadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, davalı şirketin marka başvurusunun “...” ibaresinden oluştuğu, düz beyaz zemin üzerine siyah renkle baş harfleri büyük yazıldığı, davacı markalarında ise sarı ve mor renkler kullanılarak “...” ibaresinin daha baskın şekilde ön plana çıkarıldığı, dava konusu marka ile davacının mesnet markaları arasında görsel, işitsel, anlamsal, bütünsel açıdan benzerlik bulunmadığı, işaretler karıştırılmayacağından dava konusu markanın davacı markasının tanınmışlığından haksız yarar sağlamayacağı, markanın itibarına zarar vermeyeceği, ayırt edici karakterini zedelemeyeceği, kötü niyet iddiası için somut delil bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, işaretler arasında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel, anlamsal genel izlenimi itibariyle ilişkilendirme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, kötü niyetin ispatlanamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2.6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası. 3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 24.10.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.