Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/5946 E. 2024/7125 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/5946
Karar No
2024/7125
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI :2021/114 Esas, 2023/1074 Karar HÜKÜM :Ret İLK DERECE MAHKEMESİ :Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI :2020/285 E., 2021/123 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin “...” ve "..." asli unsurlu markaların ve T/00979 sayılı tanınmış "..." markasının sahibi olduğunu, davalının 2019/36157 başvuru numaralı "..." ibareli marka başvurusuna, müvekkili şirketin ... ibareli markalarını mesnet göstererek yaptığı itirazın Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararıyla nihai olarak reddedildiğini, davalının 2019/36157 sayılı “...” ibareli marka başvurusunun müvekkili markaları ile benzerlik arz ettiğini, "..." markasının aynı zamanda müvekkili şirketin ticaret unvanında kullanıldığını, dava konusu markanın, müvekkili markalarından haksız menfaat sağlayabileceğini, başvurunun kötüniyetle yapılmış bir başvuru olduğunu ileri sürerek 2020-M-6363 sayılı YİDK kararının iptali ve dava konusu markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin dünyanın önde gelen petrol ve doğalgaz şirketlerinden biri olduğunu, ana yatırımlarının petrokimya ürünleri ve ticareti, rafinaj ve doğalgaz ticareti ve dağıtımı olduğunu, taraf markaları arasında herhangi bir benzerlik bulunmadığını, tarafların faaliyet alanlarının birbirinden tamamen bağımsız olduğunu, markaların şekli unsurlar itibariyle hiçbir benzerlik taşımadıklarını, müvekkilinin “socar” markalarının global ve yerel düzeyde tanınmış olduğunu, faaliyet alanları tamamen farklı olan iki markanın herhangi bir şekilde karıştırılmayacağını, markalar farklı oldukları gibi hitap ettikleri tüketici kitlelerinin de farklı olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 2.Davalı TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesinde; müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, toplanan deliller ve aldırılan bilirkişi raporuna göre dava konusu başvuru kapsamında yer alan mal ve hizmetler ile davacıya ait önceki markalar arasında aynı, aynı tür ya da benzerlik düzeyinde bir ilişkinin mevcut olduğu, bununla birlikte taraf markalarını oluşturan işaretlerin bütünsel algıları itibariyle, ilgili tüketici nezdinde yarattıkları izlenimlerin, işaretlerin herhangi bir şekilde birbirleri ile ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimali sonucunu doğurmayacağı, davacının dosya kapsamına sunduğu delillerin tanınmışlık ispatı için yeterli olup olmadığından bağımsız bir şekilde, davacının “...” markalarının tanınmışlığına dava konusu markanın ne şekilde zarar vererek haksız menfaat sağlayabileceği ve davacı markalarının itibarından ne şekilde yararlanabileceği gibi tanınmışlığa bağlanan sonuçlardan herhangi birinin koşullarının somut oluşmadığı, davalının kötüniyetinin ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, buna göre "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, marka işaretleri arasında benzerlik olmadığından, davacı markalarının tanınmış olmalarının da başvurunun reddini gerektirmeyeceği, davalının kötüniyetinin ispat edilemediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, YİDK kararının iptali ve markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası. 3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 07.10.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/5946, K. 2024/7125, T. 07.10.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2023-5946-e-2024-7125-k-adc90f3c4b1a