Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/5666 E. 2024/7287 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/5666
- Karar No
- 2024/7287
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/686 Esas, 2023/258 Karar HÜKÜM : Davanın kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/188 E., 2021/91 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin 2007 yılından beri “Parfümeri, kozmetik ürünleri, kişisel kullanım amaçlı koku vericiler, sabunlar” dahil olmak üzere 03. ve 05. sınıflara giren mallarda tescil ettirdiği “...” markası altında söz konusu malların üretim ve satışını yaptığını, davalının www.perfumepoint.com.tr internet sitesinde, o tarihlerde “Viktor & Rolf ... EDP 50 ML” markalı kadın parfümünü ve “...” markalı ürünü satışa arz ettiği hususunun noter marifetiyle tespit edildiğini, Ankara 4. FSHHM’nin 2018/45 E. sayılı dava dosyasına sunulan delillerde de, dava dışı ... Türkiye firmasının davalıya “...” markalı ürünler sattığı hususunun sabit olduğunu, davalının “...” markası altında muhtelif kozmetik ürünleri satışa arz etmesinin, müvekkilinin tescilli marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet anlamına geldiğini, “...” ibaresinin kullanıldığı kozmetik ürünlerinin herhangi bir karakteristik özelliğini işaret etmediğini, jenerik bir kelime olmadığını, Türkçe veya herhangi bir dilde karşılığının bulunmadığını, dolayısıyla müvekkilinin bu markasının başkaları tarafından kullanılmasını ve “...” markalı ürünlerin ticaretinin yapılmasını men etme hakkının olduğunu ileri sürerek, davalının iş ve eylemlerinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, bu eylemlerin durdurulmasına, ref’ine ve men’ine, hükmün ilanına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, davacının dava konusu ettiği ürünün tüm dünyada satılan, davacının markasından çok daha önde bir bilinirliğe sahip, çok daha eski bir ürün olduğunu, davacının kozmetik sektöründe faaliyet göstermediğini ve kozmetik ürünlerinin üretim ve satışına dair yetkili bulunmadığını, dava konusu edilen ürünün dış görüntüsünün davacının markasıyla hiçbir benzerlik göstermediğini, bu ürünün şişesi üzerinde “...” ibaresinin yazmadığını, davacının iltibas tehlikesi doğuracak bir ürününün de bulunmadığını, müvekkilinin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, somut olayda herhangi bir hak ihlali var ise de bunun sorumlusunun müvekkili olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, dava konusu markasal kullanımlarda “...” ibaresinin “ürünü sektördeki diğer aktörlerin ürünlerinden ayırt etme” amacıyla, yani markasal hüviyette kullanıldığı, bu markasal kullanımların davacının tescilli markası ile benzediği, davacının markasının tescil kapsamına giren mallar ile dava konusu edilen markasal kullanımlara konu ürünlerin aynı/aynı tür emtia olduğu, bu sebeple somut olayda markanın ve markasal kullanımların karıştırılma ihtimali yarattığı, davacının tescilli markasından doğan haklarının ihlalinin söz konusu olduğu ve bu kullanımların haksız rekabet de teşkil ettiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, davalı tarafından piyasaya sunulan ürünlerin, davacı adına tescilli 2007/71094 sayılı "..." ibareli markayla iltibas yaratacak derecede benzer oldukları, davalının söz konusu markasal kullanımının, davacı markasına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiği, davalı tarafından Türkiye'de, davacı markasından daha eski tescilli bir markaya dayanılmadığından, davalının piyasaya sunduğu ürünlerin, tüm dünyada satılmasının, davacı ürününden daha tanınmış olmasının ya da daha eski bulunmasının, davalı eylemini hukuka uygun hale getirmediği, öte yandan markaya tecavüz eyleminin varlığı için kusurun da aranmadığı, yine mevzuatta markaya tecavüz davası açılmadan önce ihtar gönderilmesini öngören bir hükmün de yer almadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davalı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, meni ve ref'i istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 09.10.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.