Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/5652 E. 2024/7501 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/5652
Karar No
2024/7501
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/864 Esas, 2023/758 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/221 E., 2021/143 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2015/26313 sayılı "...+şekil" ibareli marka başvurusunun davalı şirketin "..." ibareli markalarını mesnet göstererek yaptığı itiraz üzerine Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun (YİDK) kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa müvekkili şirketin 1998 yılından bu yana ülkemizde dünyanın en seçkin ve prestijli markalarının toptan dağıtıcılık faaliyetini gerçekleştirdiğini, bu faaliyetleri kapsamında Türkiye’de kozmetik sektörünün öncüleri arasında yer aldığını, davacı şirket tarafından tamamen özgün yaratılmış "...+şekil" ibareli markanın tescili amacıyla 26.03.2015 tarihinde 2015/26313 sayılı ile 35. sınıfta marka başvurusunda bulunduğunu, müvekkili başvurusu ile "..." ibareli markanın benzer olmadığına dair kararın Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiğini, dava konusu marka başvurusu ile itiraza mesnet markalar arasında benzerlik bulunmadığını, markaların kapsamında yer alan mal ve hizmetlerin aynı veya benzer olmadığını, emsal TÜRKPATENT ve yargı kararları bulunduğunu ileri sürerek, YİDK'nın 2020-M-4624 sayılı kararının iptaline ve tescil başvurusunun kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin 1927 yılından beri kişisel bakım, temizlik ve kozmetik ürünler alanında faaliyet gösteren ülkemizin en büyük şirketlerinden biri olduğunu, "..." markasının 1971 yılında tescil edildiğini, tanınmış marka olarak davalı kurum nezdinde tescilinin bulunduğunu, dava konusu markanın müvekkilinin markasına ayırt edilemeyecek derecede benzediğini ve markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunduğunu, markaların kapsamında yer alan hizmetlerin de aynı /aynı tür olduğunu, YİDK kararının emsal Yargıtay içtihatlarına uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince; dava konusu başvurunun "...+şekil" ibaresinden oluştuğu, kapsamında 35. sınıftaki "İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri, personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri, ithalat-ihracat acente hizmetleri, geçici personel görevlendirme (başkası adına fatura yatırma, vergi yatırma, trafik işlemleri gibi iş takibi) hizmetleri. Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Parfümeri; kozmetik ürünleri, kişisel kullanım amaçlı koku vericiler (insan ve hayvanlar için deodorantlar dahil). Sabunlar. Diş bakımı ürünleri: diş macunları, diş parlatma ve beyazlatma maddeleri, tıbbi amaçlı olmayan ağız gargaraları. Mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” mal ve hizmetlerin bulunduğu, itiraza dayanak 2005/40508 ve 2013/94868 sayılı markaların ise "..." ibaresinden meydana geldiği ve koruma kapsamlarında 01 ile 45. sınıflar arasındaki tüm mal ve hizmetlerin yer aldığı, taraf markalarının görsel olarak düşük düzeyde benzedikleri, işitsel olarak benzerlik taşıdıkları, ancak anlamsal olarak benzer olmadıkları, davalı markalarını oluşturan "..." ibaresinin telaffuz farkına uğramaksızın kül halinde davacı markasının içinde bulunmasının taraf markaları arasında benzerlik yarattığı, "N" harfinin başvuruyu davalı markalarından uzaklaştırmadığı, başvurunun tüketici nezdinde seri marka algısı oluşturabileceği, davalı markasının tanınmış hale geldiği, markaların kapsamında farklı mal ve hizmet bulunmadığından 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasının uygulanma olanağının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince; Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "AR-KON" olarak telaffuz edilen davaya konu marka başvurusu ile "AR-KO" olarak okunan itiraza mesnet markanın görsel ve işitsel olarak benzer oldukları, emtia benzerliği şartı da gerçekleşmiş olup benzerliğin iltibasa sebebiyet verebilecek düzeyde olduğu, başvurudaki "N" harfinin başvuruyu itiraza mesnet markalardan yeterince uzaklaştırmadığı, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 02.11.2015 tarih ve 2015/4711 E., 2015/11333 K. sayılı ilamıyla da davacının "..." ibareli markasının davalının "..." ibareli markalarıyla benzer bulunduğu, davaya konu YİDK kararında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi. 3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 23.10.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/5652, K. 2024/7501, T. 23.10.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2023-5652-e-2024-7501-k-8237152502f2