Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/5318 E. 2024/8744 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/5318
- Karar No
- 2024/8744
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/657 Esas, 2023/1154 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/1054 E., 2020/461 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 03.12.2024 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ...’un 20.04.2015 tarihinde davalı ... Yatırım Menkul Değerler A.Ş. ile Sermaye Piyasası Araçları Alım Satımına Aracılık İşlemleri Çerçeve Sözleşmesi ve Türev Araçların Alım Satımına Aracılık Sözleşmesi imzalayarak 111570 hesap numarası ile işlem yapmaya başladığını, 10.08.2018 tarihinde VİOP-Vadeli İşlem ve Opsiyon Piyasası işlemleri sırasında müvekkilinin davalı şirket çalışanlarının ağır kusuru, haksız ve hukuka aykırı fiilleri ve asılsız beyanları sonucu yaklaşık 55.000.000,00 TL zarara uğratılmış olduğunu, müvekkilinin davalı şirket ile yatırım işlemlerine başladığı tarihten itibaren yapılan işlem kayıtlarının celbi halinde müvekkilinin yatırım alışkanlıkları ile USD kurunda meydana gelen artışa bağlı olarak oluşan kârın her saat başı teminata eklenerek yeniden alım yönünde işlem yaptığını, 20 kat kaldıraçlı işlemler sonucu teminatın 20 katı tutarında alım yaptığının anlaşılacağını, hâl böyle iken 10.08.2018 tarihinde USD kurunda başlayan yüksek artışa bağlı olarak teminatının 20 katı tutarında USD alım emri vermesine rağmen bu talebinin davalı şirket çalışanı tarafından “Merkez bankasının müdahale ettiği”, “alım emrinin yerine getirilemediği”, “tavan olduğu” gibi asılsız beyanlarla müvekkilinin iradesinin sakatlandığını ve müvekkilinin alım emrini yerine getirmek yerine kendisini satışa yönlendirildiğini, daha sonra davalı şirket çalışanının beyanlarının aksine USD kurunun 7,40’a kadar çıkması nedeniyle mahrum kaldığı kâr ile birlikte müvekkilinin 13.08.2018 Pazartesi günü hesabının vergiler ve aracı kurum komisyonu düşüldükten sonra hesabında yaklaşık 55.000.000,00 TL olacağını, davalı şirketin sorumluluğunun hukuki sebepleri, müvekkilin uğramış olduğu zarar ve davalı şirketin hukuka aykırı haksız fiili ile müvekkilin zararı arasındaki illiyet bağının aşağıdaki şekilde olduğunu, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından uygulamaya ilişkin 11.07.2013 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren III.37.1 nolu Yatırım Hizmetleri ve Faaliyetleri ile Yan Hizmetlere İlişkin Esaslar Hakkında Tebliğin 19 uncu maddesinde, müşteri emrini en iyi şekilde gerçekleştirme yükümlülüğü, özen ve sadakat borcu, yatırımcının piyasa koşullarından dolayı teminatından daha fazla zarara uğraması halinde söz konusu zararın yatırımcıdan talep edilemeyeceği, aynı tebliğin 48. maddesinin ikinci bendinde yatırım danışmanlığı faaliyetinin yürütülmesi sırasında yatırım kuruluşları tarafından uygun yatırım kararlarını almalarını sağlayacak yönde tavsiyelerde bulunulması gerektiği, sunulan yorum ve tavsiyelerde yatırımcıları yanıltıcı, aldatıcı bilgi ve tecrübe eksikliklerini istismar edici, yanlış, gerçek dışı veya “en sağlam”, “en iyi”, “en güvenilir” gibi sübjektif ve abartılı ifadelere yer verilmemesi gerektiğini, SPK tarafından çıkarılmış olan 17.12.2013 tarihli Resmi Gazetede yayımlanmış Yatırım Kuruluşlarının Yapamayacakları İş ve İşlemler başlıklı 56. i) maddesinde, aracı kurumların müşterilerin hak ve yararlarını zedeleyici işlemlerde bulunamayacağı, iyi niyet kurallarına aykırı hareket edemeyeceklerini, piyasa hakkındaki bilgisizlik ya da tecrübesizliklerinden yararlanıp müşterilerinin alım-satım kararlarını etkileyerek kendi lehlerine kazanç sağlayamayacağını, 56.j) maddesinde aracı kurumların herhangi bir şekilde gelirlerini arttırmak amacıyla müşteriye tanınan limitleri aşmak da dahil müşterilerin gereksiz ve/veya aşırı miktarda alım-satım yapmalarına ortam hazırlayamayacağını, bu amaçla müşterilerini yönlendiremeyeceğini ve müşteri talimatı olmaksızın müşteri hesabına işlem yapamayacaklarını, SPK tarafından çıkarılan III.37.1 nolu Yatırım Hizmetleri ve Faaliyetleri ile Yan Hizmetlere İlişkin Esaslar Hakkında Tebliğin 49. maddesine göre davalı şirket ile müvekkili arasında yatırım danışmanlığı ilişkisi bulunabilmesi için taraflarca imzalanmış bir yatırım danışmanlığı faaliyetine ilişkin Çerçeve Sözleşmenin imzalanmış olması gerektiği ancak müvekkili ile davalı şirket arasında böyle bir sözleşmenin bulunmadığını, davalı şirketin çalışanları tarafından yasal düzenlemelere aykırı olarak müvekkilinin iradesini sakatlayarak zarara uğratıldığını, müvekkilinin daha önce davalı şirkete yatırmış olduğu teminatlar ve bu teminatlar karşılığında satın almış olduğu tamamı 31 Ağustos vadeli yaklaşık 8.400 adet kontrata sahip olduğunu, müvekkilinin 10.08.2018 tarihinde pozisyonunun yaklaşık 1 Milyon TL arttırmasının 10.08.2018 tarihindeki iradesinin “Alım Yönünde” olduğunu gösterdiğini, müvekkilinin davalı şirket ile yatırım işlemlerine başladığı tarihten itibaren yapılan işlem kayıtlarının celbi halinde müvekkilinin yatırım alışkanlıkları ile USD kurunda meydana gelen artışa bağlı olarak oluşan kârın her saat başı teminata eklenerek yeniden alım yönünde işlem yapıldığı, 20 kat kaldıraçlı işlemler sonucu teminatın 20 katı tutarında alım yapıldığının anlaşılacağını, hal böyle iken müvekkilinin 10.08.2018 tarihinde USD kurunda başlayan yüksek artışa bağlı olarak teminatının 20 katı tutarında USD alım emri vermesine rağmen bu talebinin davalı şirket çalışanı tarafından “Merkez Bankasının müdahale ettiği”, “alım emrinin yerine getirilemediği”, “tavan olduğu” gibi asılsız beyanlarla müvekkilinin iradesinin sakatlandığını ve müvekkilinin alım emrini yerine getirmek yerine kendisinin satışa yönlendirilerek (daha sonra davalı şirket çalışanının beyanlarının aksine USD’nin 7,40’a kadar çıkması nedeniyle mahrum kaldığı kâr ile birlikte toplamda) yaklaşık 55.000.000,00 TL zarara girmesine sebep olunduğunu, davalı şirket çalışanlarının müvekkili ile yapmış olduğu telefon görüşmelerinin yasal olarak kayıt altında tutulmasının zorunlu olduğu, 10.08.2018 tarihli görüşme kayıtlarının davalı şirketten celbi halinde davalı şirket çalışanlarının hukuka aykırı müdahalesinin ve gerçeğe aykırı beyanları sonucu olarak müvekkilinin iradesinin sakatlanmış olduğunun ve yine oluşan 55.000.000,00 TL zararın bu haksız fiil sonucu oluştuğunun kanıtlanacağını, 10.08.2018 tarihindeki telefon görüşmelerinin yanında daha önceki 1 aylık telefon kayıtlarının celbi halinde müvekkilinin müdahaleden önceki “yatırım alışkanlıklarının” da kanıtlanacağını ve davalı şirket çalışanının hukuka aykırı haksız müdahalesi olmasa müvekkilinin 13.08.2018 Pazartesi günü hesabının vergiler ve aracı kurum komisyonu düştükten sonra yaklaşık 55.000.000,00 TL civarında olacağının yapılacak bilirkişi incelemesi sonucunda anlaşılacağını, davalı şirketin yapılan her işlemde komisyon aldığı da dikkate alınırsa müvekkilinin uzun vadeli yatırımlarının davalı şirkete yeterli komisyon kazandırmadığı, müvekkilinin iradesinin sakatlanarak satışa yönlendirilmesinin müvekkilinin aleyhine davalı Kuruma daha fazla komisyon kazandırmak amacına yönelik olmasının kuvvetle muhtemel olduğunu, iddia edilerek yukarıda açıklanan nedenlerle fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakkı saklı kalmak üzere, şimdilik 10.000,00 TL alacağın davalı şirketten hükmen tahsiline, oluşan zararın davalı şirket çalışanlarının haksız fiili neticesinde oluştuğundan yargılama sonunda bilirkişi tarafından tespit edilecek ve hüküm altına alınacak olan alacağın haksız fiil tarihi olan 10.08.2018 tarihinden itibaren ticari faiz uygulanmasını ve yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkil şirketin ilgili mevzuata aykırı hiçbir davranışının bulunmadığını, dava konusunun kaldıraçlı işlem (Forex) olmayıp, türev işlem (vadeli işlem) olduğunu, Türev işlemlerle (vadeli işlemlerle) ilgili mevzuatta müşterinin teminatından daha fazla zarara uğraması halinde söz konusu zararın müşteriye yansıtılamayacağına ilişkin bir düzenlemenin kesinlikle yer almadığını, bu düzenlemenin kaldıraçlı işlemlerle (Forex işlemler) ilgili olduğunu, davacı tarafın dava konusu ile ilgisiz farklı ürün ve hizmetler için geçerli olan mevzuat hükümlerini sanki VİOP’da gerçekleşen türev işlemleri için geçerliymiş gibi iddialarına dayanak yaparak Mahkemeyi yanıltmaya çalıştığını, davacıya müvekkil şirket çalışanı tarafından mevcut durum hakkında bilgi verildiğini, telkinde bulunulmadığını, müşteriye bilgi verilmesinin irade sakatlayıcı beyan olamayacağını, kendi yatırım kararlarından davacının kendisinin sorumlu olduğunu, konuşmaların ... İstanbul A.Ş. uygulaması, ... İstanbul A.Ş.’den gelen yazı cevabı ve piyasa kuralları dikkate alınarak bir bütün halinde değerlendirilmesi gerektiğini, müvekkili şirket tarafından davacıya saat 11.25 itibariyle mevcut ... uygulamasından ve üst limitten bahsedildiğini, bu bilgilendirmenin yanlış, gerçeğe aykırı, yönlendirici ya da yanıltıcı bilgilendirme veya irade sakatlayıcı beyan olmadığını, vadeli işlem ve opsiyon piyasasında işlem gören tüm sözleşmeler için günlük fiyat değişim limitleri bulunduğunu, bu limitlerin ... tarafından gün başında belirlenmiş alt/üst limitleri olduğu, bu limitlerin altında ya da üstünde işlem görmesinin mümkün olmadığını, nitekim 10.08.2018 tarihinde saat 11.25 itibariyle USDTRY0818 kodlu vadeli işlem sözleşmelerinde tavan fiyatın 6,0990 olduğu, bu hususun ... A.Ş. tarafından dosyaya gönderilen müzekkerede belirtildiğini, böylelikle davacıya müvekkil şirket çalışanı tarafından verilen bilginin tam ve doğru olduğunun anlaşılacağını, davacının tüm işlemlerini sözleşmelerde belirtildiği şekilde kendisi tarafından müvekkil şirkete kayıtlı telefon hatlarından ilettiği emirlerle gerçekleştirdiğini, bu emirler ve sonuçlarıyla bağlı olduğunu, üstelik davacının iddiasının aksine müvekkil şirket çalışanları tarafından eksi bakiyenin artmaması için pozisyonlarının kontrolü hakkında defalarca uyarıda bulunulduğunu, 10.08.2018 tarihinde saat 16.48, 17.04, 17.09, 17.34’te yapılan konuşmaların bu hususa örnek olduğunu ancak, kendisinin piyasaya resmi kurumlardan müdahale gelir, piyasa gevşer beklentisiyle pozisyonlarını ve işlemlerini devam ettirdiğini, ayrıca müşterinin hesabında yeterli işlem teminatı olmadığında müvekkil şirketin müşteri emirlerini gerçekleştirme zorunluluğunun da bulunmadığını, davacının kendi yatırım kararı ile yapmış olduğu 10.08.2018 tarihli türev işlemlere ilişkin işlem teminat yükümlülüğünü yerine getirmediğini, yapılan teminat tamamlama çağrılarına rağmen nakit olarak ya da pozisyonlarını eksiltmek suretiyle kapatmadığından hesabının 3.026.878,52 TL eksiye düştüğünü, davacının müvekkil şirket ile imzaladığı sözleşme hükümlerini ihlal ettiğinden ve eksi bakiyeyi kapatmadığından davacıya borcun ödenmesi ihtarının yapıldığını, ihtar edilen muaccel borcu ödememesi üzerine icra takibi başlatıldığını, davacının icra takibine itirazı üzerine itirazın iptali davası açıldığını, davacının borçtan kurtulmak ve haklı görünebilmek amacıyla kötü niyetli şekilde müvekkil şirkete huzurdaki tazminat davasını açtığını, müvekkil şirketin 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu kapsamında yatırım hizmeti ve faaliyetinde bulunmak üzere kurulan QNB Finansbank A.Ş. iştiraki olan ve Türev Araçların Alım Satımına Aracılık Yetki Belgesi bulunan geniş yetkili bir aracı kurum olduğu, müşterilerine “türev araçlar” olarak anılan vadeli işlem ve opsiyon sözleşmelerinin alım-satımı ile ilgili müşterilerine hizmet verdiği, bu hizmeti verirken genel olarak SPK düzenlemelerine, emir ve işlemlerin gerçekleştirilmesinde ... İstanbul A.Ş. Vadeli İşlem ve Opsiyon Piyasası kurallarına, piyasadaki risk ve teminat uygulamalarında da ... Bankası A.Ş. kurallarına uygun hareket etmekle yükümlü olduğu, dolayısıyla müvekkil şirket ile müşterileri arasında imzalanan sözleşmelerin yalnızca sözleşmenin tarafları arasındaki ilişkiler değil aynı zamanda sermaye piyasasının tüm aktör ve mekanizmaları dikkate alınarak SPK mevzuatı, ... ve Takas düzenlemeleri kapsamında hazırlandığını, Türev piyasasında yatırımcıların ... İstanbul A.Ş. Vadeli İşlem ve Opsiyon Piyasası (VİOP) üyesi bir kuruluşta hesap açmak, teminat yatırmak ve türev piyasalarına ilişkin alım-satım kararlarını ulaştırmak suretiyle işlem yapabildiğini, ...’ın VİOP’ta alıcıya karşı satıcı, satıcıya karşı alıcı konumuna geçerek “merkezi karşı taraf (MKT)” hizmeti vermek suretiyle işlemlerin takasının tamamladığı, MKT hizmetinin hukuki ve finansal sonuçları itibariyle hem piyasa katılımcıları tarafından kabul edilen, hem de denetim otoriteleri tarafından zorunlu olarak uygulanması talep edilen bir finansal piyasa altyapı hizmeti olduğu, ...’ın MKT faaliyetlerini kendi mevzuatı ve uluslararası prensipler çerçevesinde “principal” modeli ile sunduğu, bu modelde takas kurumlarının hukuki muhatabının üyeler olduğu, yani piyasa işleyişi gereği piyasada gerçekleşen türev işlemlerde ...’ın muhatabının takas üyeleri olduğu, müvekkil şirketin de yetkili aracı kurum olarak bir takas üyesi olduğu ve bu çerçevede müşterinin teminatına ilişkin yerine getirmemesi halinde ...’a karşı sorumluluğun müvekkil şirkete ait olduğunu, Türev piyasalarda işlem yapabilmek için gerekli olan teminat yatırma sorumluluğunun müşteriye ait olduğu, müşterinin almak istediği her pozisyon için gerekli teminatı yatırmak zorunda olduğu, müşterinin yatırdığı teminatın müşterinin ... nezdindeki teminat hesabına aktarıldığı, müşteri hesabının uzlaşma fiyatları esas alınarak ... tarafından güncellendiği, güncelleme sonucunda teminat açığının ortaya çıkması durumunda müşteriye teminat tamamlama çağrısının yapıldığı, müşterinin teminatının izin verdiği ölçüde işlem yapabildiği, müşteriye teminat tamamlama çağrısı yapılması halinde teminat açığını kendisine bildirilen sürede para yatırarak veya pozisyon kapatarak gidermesi gerektiğini, Müşterinin teminat açığını yerine getirmemesi halinde takas üyesi olan müvekkil şirketin ...’a karşı sorumlu hale geldiğini ve bir sonraki işlem günü en geç saat 15:00’de bu miktarın ödemesini yapmak zorunda kaldığını, zira müşteri kaynaklı temerrütlerin üyenin temerrüdü olarak görüldüğü ve tekrarlayan müşteri kaynaklı temerrütler nedeniyle bu temerrütler verilen sürede kapatılmış olsa bile üyelerin disiplin cezalarına muhatap olabilecekleri gibi MKT üyeliklerinin sona erdirilmesinin dahi söz konusu olabildiğini, müvekkili şirket ile davacı müşteri arasındaki uyuşmazlığın kaynağının esasen davacının teminat yükümlülüğünü yerine getirmemesinden kaynaklandığını, müvekkil şirketin ...’a ödeme yapmasına neden olan davacının müvekkil şirkete borçlu hale geldiğini, davacının müvekkil şirkete olan borcundan kurtulabilmek için huzurdaki davayı açtığını, dava dilekçelerinde yer verilen yasal düzenlemelerin ve tebliğ maddelerinin somut uyuşmazlıkla ilgisi bulunmadığını, taraflar arasındaki uyuşmazlık konusunun VİOP (Vadeli İşlem ve Opsiyon Piyasası) işlemleriyle ilgili olduğunu, SPK’nın Seri III-37.1 numaralı tebliğinin çeşitli maddelerinde tezgah üstü türev işlemlere ilişkin bazı özel hükümler bulunmakla birlikte VİOP işlemlerine özgü düzenlemelerin esasen ... ve Takas merkezi tarafından yapıldığını, yine aracı kurum ve müşteriler arasındaki karşılıklı hak ve yükümlülüklere imzalanan çerçeve sözleşmelerde yer verildiğini, davacı tarafın iddialarında Forex işlemlere ve yatırım danışmanlığına ilişkin düzenlemelere yer vermesinin yerinde olmadığını, uyuşmazlığın çözümünde esas alınması gereken düzenlemelerin dava dilekçesinde belirtilenlerden farklı olduğunu, VİOP konusunda uzman olan bilirkişiler tarafından inceleme yapılması durumunda bu durumun açıkça ortaya çıkacağını, müvekkilinin, sözleşme gereğince davacı müşteri tarafından verilen emirlere uygun hareket ettiğini, asıl davacının müvekkil şirketi zarara uğrattığını, bu nedenle davacı hakkında icra takibi başlatıldığını ve itirazın iptali davası açıldığını, davacının borcunu ödememek adına kötü niyetle huzurdaki davayı açtığını, davacının 10.08.2018 tarihli türev işlemlere ilişkin teminat yükümlülüğünü kendisine yapılan teminat tamamlama bildirimlerine rağmen teminat açığını nakit olarak kapatmak ya da pozisyonlarını eksiltmek suretiyle kapatmadığından 111570 numaralı hesabının eksiye düştüğünü, hesabın eksiye düşmesiyle davacının yatırması gereken teminat açığının müvekkil şirket tarafından 14.08.2018 tarihinde 2.971.563,00 TL olarak ...’a ödemek zorunda kaldığını, taraflar arasındaki Türev Araçların Alım Satımına Aracılık Sözleşmesi’nin 8. maddesinde muacceliyet ve temerrüt konusunun açıkça düzenlenmiş olduğunu, müvekkili şirket ile imzalanan sözleşme hükümleri davacı tarafından ihlal edildiğinden hesabında 3,026,878.52 TL eksi bakiye oluştuğunu, davacının eksi bakiyeyi kapatmamakta israrcı olması nedeniyle kendisine Beşiktaş 19. Noterliğinden 15.08.2018 tarihli ve 20071 yevmiye numaralı borcun ödenmesi ihtarı ve ekindeki müşteri hesap özeti/müşteri portföyünün gönderildiğini, müşterinin talep edilen muaccel borcunu ödememesi üzerine Adana 11. İcra Müdürlüğünün 2018/9886 E. sayılı dosyası ile icra takibine başlandığını, davacı tarafından borca itiraz edildiğinden Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesinde 2018/1156 E. sayılı itirazın iptali davası açıldığını ve bu davanın derdest olduğunu, davacı tarafın iradesi alım yönünde olduğu ve israrla alım emri verdiği halde bu işlemin yapılmadığını iddia ettiğini, telefon kayıtları dinlendiğinde böyle bir durumun olmadığının ve davacının emirlerine göre işlem yapıldığının ortaya çıkacağını, ayrıca müşterinin hesabında yeterli işlem teminatı bulunmaması halinde müvekkil şirketin müşteri emirlerini yerine getirme zorunluluğunun bulunmadığını, müvekkili şirketin kayıtları incelendiğinde davacının müvekkil şirketi zarara uğrattığının anlaşılacağını ifade ederek davacının açmış olduğu haksız, dayanaksız ve hukuka aykırı davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, davalı bankanın eylemlerinin mevzuata uygun olduğu, işlemin doğası gereği içerisinde risk barındırdığı, davacının bunu bildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, davacının davalı aracı kuruma bildirdiği kendi karar ve talimatları nedeniyle kâr kaybına uğramasında davalı aracı kuruma atfı kabil bir kusur bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, taraflar arasındaki 17.04.2015 tarihli Sermaye Piyasası Araçları Alım Satıma Aracılık Çerveve sözleşmesi ve ekleri ile 20.04.2015 tarihli Türev Araçların Alım Satımına İlişkin Çerçeve Sözleşmesi kapsamında davacının gerçekleştirdiği USD satış işleminin, davalı çalışanlarının hatalı yönlendirmesi ile irade sakatlığı sonucunda gerçekleştiği, düşük kurdan yapılan satış sonrası kurun yükseldiği ve davacının kar elde edecekken edemediği iddialarına dayalı, zararın tespiti ve davalıdan tahsili istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 05.12.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.