Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/5200 E. 2024/6801 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/5200
Karar No
2024/6801
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/576 Esas, 2023/599 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1. ... ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/112 E., 2020/33 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalının 36. ve 37. sınıf hizmetlerde tescilli 2013/24048 sayılı ve “ATABİLGE” ibareli markanın sahibi olduğunu, davalının müvekkillerine anılan markasını ihlal ettikleri iddiasıyla ihtarname gönderdiğini, oysa "ATABİLGE" ibaresinin gerçek hak sahibinin müvekkilleri olduğunu, anılan ibarenin ilk kez 1998 yılında kurulan S.S. Atabilge Kooperatifi, devamında da 2003 yılında kurulan S.S. Yeni Atabilge Kooperatifi, 2007 yılında kurulan S.S ... Atabilge Kooperaifi tarafından hem ticaret unvanı hem de markasal olarak 37. sınıf hizmetler yönünden kullanıldığını, bahsi geçen kooperatiflerin tasfiye edildiğini, müvekkili gerçek kişilerin bu kooperatiflerin kurucu ortakları, müvekkili Kooperatiflerin de bahsi geçen kooperatiflerin devamı niteliğinde bulunduğunu, bu nedenle müvekkillerinin dava konusu ibare üzerinde 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin üçüncü ve altıncı fıkraları uyarınca üstün hak sahibi olduklarını, diğer taraftan davalının markayı kötü niyetli olarak tescil ettirdiğini, müvekkilleri ile aynı ilde faaliyet gösteren ve daha önce müvekkilleri ile ticari ilişki içinde bulunduğu için müvekkilleri kooperatiflerden haberdar olmamasının beklenemeyeceğini iddia ederek 2013/24048 sayılı markanın tescilli bulunduğu 37. sınıf hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacıların gerçek hak sahipliğine ilişkin iddialarının gerçekleri yansıtmadığını, ticaret unvanlarının kullanımının yasal bir zorunluluk olmakla birlikte, dava dosyasına sunulan belgelerde markasal kullanımlara rastlanılmadığını, 1998 yılında kurulan S.S. Atabilge Konut Kooperatifi’nin bu ibare üzerinde bir hak sahipliği var ise bunun ispatlanması gerektiğini, ayrıca dava dilekçesinde bahsi geçen kooperatiflerin kurucu ortaklarının sadece davacı gerçek kişiler olmadığını, bir hak sahipliği iddiası var ise davaya diğer kurucu ortakların da dahil edilmesi gerektiğini, müvekkilinin dava konusu markayı kötü niyetle devraldığından bahsedilemeyeceğini, esasen davacıların müvekkilinin markayı devraldığını bildiği halde bu tescile göz yumarak sessiz kaldıklarını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, davacı kooperatiflerin, dava konusu markanın başvuru tarihinden sonra kurulmuş olmaları nedeniyle üstün hak sahipliği iddiasında bulunmalarının mümkün olmadığı, bununla birlikte gerçek kişi davacıların, “ATABİLGE” ibareli yapı kooperatiflerinin kurucu ve yöneticileri oldukları, bu kooperatifler aracılığıyla çok uzun yıllardır “inşaat hizmetleri” alanında faaliyet gösterdikleri, bu faaliyetlerinde “ATABİLGE” ibaresini markasal nitelikte kullandıkları, bu bağlamda dava konusu 2013/24048 sayılı marka kapsamında 37. sınıfta yer alan “inşaat hizmetleri” emtiasında üstün hak sahibi olduklarının kabulünün gerekeceği, somut uyuşmazlıkta 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin altıncı fıkrasının şartlarının bulunmadığı, dava konusu markanın, başvuru anında kötü niyetli tescil başvurusuna konu edildiği veyahut yapılan devrin kötü niyetle gerçekleştirildiği iddialarının ispatlanamadığı gerekçesiyle davacı kooperatifler yönünden davanın reddine, davacı gerçek kişiler yönünden açılan davanın kısmen kabulü ile dava konusu markanın 37. sınıf "inşaat hizmetleri" yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, davacı gerçek kişilerin dava konusu markayı oluşturan "ATABİLGE" ibaresi üzerinde, dava konusu markanın tescilli bulunduğu 37. sınıf "inşaat hizmetleri" yönünden öncelik hakkına sahip oldukları, zira Mahkemece alınan bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere gerçek kişi davacıların oldukça uzun yıllar “ATABİLGE” ibaresini içerecek şekilde oluşturulan yapı kooperatiflerinin kurucuları oldukları, her ne kadar kurulan kooperatiflerin ayrı birer tüzel kişilikleri bulunsa da davacı gerçek kişilerin de bu kooperatiflerin kurucu organları ve “ATABİLGE" ibaresinin yaratıcısı oldukları, tasfiye edilen şirketlerin hukuki kişilikleri sona ermeden devamlı olarak yeni kooperatiflerin bu kişilerce kurulmaya devam edildiği, dolayısıyla gerçek kişi davacıların “ATABİLGE" ibaresi üzerindeki haklarından hiçbir zaman vazgeçmedikleri, davacı gerçek kişilerin tasfiye olunan ve halen faal olan kooperatifler vasıtasıyla faaliyetlerini sürdürdükleri ve bu faaliyetlerinde açık bir şekilde “ATABİLGE” ibaresini markasal olarak kullandıkları, davacı Kooperatiflerin ise dava konusu markanın başvuru tarihinden sonra kurulması ve "Atabilge" ibareli markasal kullanımlarının dava konusu markanın başvuru tarihinden sonraya ilişkin bulunması nedeniyle anılan ibare üzerinde öncelik ve üstün haklarının bulunmadığı, davacı gerçek kişiler yönünden de 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin altıncı fıkrası koşullarının oluşmadığı, ayrıca davacı tarafça davalının müvekkillerinin "Atabilge" ibareli kullanımlarından haberdar olmasına rağmen aynı ibareyi marka olarak tescil ettirmesinin kötü niyetli olduğu ileri sürülmüşse de dava konusu markanın ilk olarak dava dışı Yılma ... adına tescil edildiği, davalının dava konusu markayı 20.12.2017 tarihinde anılan kişiden devraldığı, davacının dava konusu markanın tescili anında kötü niyetli olarak hareket edildiğini ispatlayamadığı gerekçesiyle davacılar ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2.6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrası. 3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, tarafların temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine, 25.09.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/5200, K. 2024/6801, T. 25.09.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2023-5200-e-2024-6801-k-25b632c2e89e