Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/5071 E. 2024/6728 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/5071
- Karar No
- 2024/6728
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/885 Esas, 2023/774 Karar HÜKÜM : Başvurunun esastan reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 2. ... ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/146 E., 2021/2 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin "cep" asıl unsurlu tanınmış markalarının bulunduğunu, davalı Şirketin ise 2019/34236 sayılı "katılım cep" ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilince bu başvuruya yapılan itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, oysa markalar arasında ayırt edilemeyecek derecede benzerlik olduğunu ve bu benzerliğin karıştırılmaya yol açacağını, dava konusu başvurunun müvekkilinin seri markalarından biri olarak algılanabileceğini, Yargıtay HGK’nun 02.10.2012 tarihli “diamond” kararına göre bir markanın tanımlayıcı bir ibareyi haiz olmasına rağmen tescil edilmesi durumunda söz konusu tanımlayıcı ibarenin de tüm markalar gibi marka korumasından yararlanacağını, aksinin iddia edilmesi halinde hükümsüzlük davası açılması gerektiğini, başvurunun tescili halinde davalı Şirketin haksız avantaj sağlayacağını, müvekkili markalarının itibarının zedeleneceğini ve ayırt edici karakterinin zedeleneceğini, davalının kötü niyetli olduğunu ileri sürerek davaya konu YİDK kararının iptaline ve başvuruya konu markanın hükümsüz kılınarak sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. 2. Davalı Şirket vekili cevap dilekçesinde; taraf markalarında ortak olarak yer alan "cep" kelimesinin, günlük yaşamda "cep telefonu" olarak da anılan "taşınabilir telefon" ürününü adlandırmak için kullanıldığını, günlük dile yerleştiğini ve herkesçe belirtilen anlamıyla bilindiğini, ortalama tüketicilere doğrudan cep telefonunu anımsatan ayırt edici gücü zayıf bir ibare olduğunu, müvekkili başvurusunun esas unsurunun "katılım" ibaresinden oluştuğunu, "katılım cep" ibaresi ile davacının "cep" unsurlu markaları arasında karıştırılma tehlikesinin olmadığını, yine davacı markalarından haksız avantaj sağlanmasının ya da bu markalarının itibarının zedelenmesi gibi bir durumun da bulunmadığını, kötü niyet iddiasının yerinde olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, dava konusu marka başvurusu ile davacı markaları arasında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı, davacı markalarının tanınmışlığı iddiasının dosya mevcut deliller ile ispatlanamadığı, işaret benzerliğine ve tanınmışlığa ilişkin ön koşulların gerçekleşmemesi nedeniyle tanınmışlıktan kaynaklı bir tescil engelinin söz konusu olmayacağı, kötü niyet iddialarının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, marka başvurusuna yapılan itirazının reddine dair YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 6769 sayılı Kanun'un 6 ıncı maddesinin birinci, dördüncü, beşinci ve dokuzuncu fıkraları. 3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 24.09.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.