Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/5062 E. 2024/6729 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/5062
Karar No
2024/6729
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/664 E., 2023/641 K. HÜKÜM : Davanın kısmen kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 2. ... ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/33 E., 2022/206 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili asıl ve birleşen davalara ilişkin dava dilekçesinde; müvekkilinin "FİT" ve "SLİM" ibareli tanınmış tescilli markalarının bulunduğunu, davalı ...'nun ise 29.04.2014 tarihinde 2014/34832 sayılı "SLİM&FİT" ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilince bu başvuruya yapılan itirazın önce Markalar Dairesi Başkanlığı sonrasında ise YİDK tarafından reddedildiğini, alınan kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu başvuru ile müvekkili markaları arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, zira dava konusu başvurunun, müvekkilinin "fit" ve "slim" markalarını hiçbir değişiklik olmaksızın içerdiğini, müvekkiline ait "slim" ibareli markaların hiçbir şekilde değerlendirilmediğini, dava konusu "SLiM FiT" markası ile müvekkiline ait "FiT" ve "SLİM" esas unsurlu markaların ayırt edilemeyecek kadar benzer olduklarını, iltibas değerlendirmesinde dava konusu başvurunun kapsamında yer alan malların ortalama tüketicilerinin de dikkate alınmasının gerektiğini, davalı tarafın kötü niyetli olarak dava konusu başvuruyu yaptığını ileri sürerek davaya konu YİDK kararının iptaline ve başvuruya konu markanın hükümsüz kılınarak sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. 2. Davalı Şahıs vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davaya konu markayı huzurdaki dava açılmadan önce devrettiğini, dolayısıyla müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, "Fit" ibaresinin zayıf marka olması nedeni ile dava konusu başvuru ile davacı markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. 3. Davalı Şirket, cevap dilekçesi sunmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, dava konusu 2014/34832 sayılı “slim fit” ibareli marka ile davacı markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı, davaya konu markanın hükümsüzlük ve terkin şartlarının oluşmadığı, YİDK kararının yerinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, başvuruya konu ibarenin, birden fazla sözcükten oluşması halinde ayırt edici unsurun değerlendirilmesinde tüketicilerin markayı ne şekilde algılayacaklarının önemli olduğu, somut olayda, başvuru konusu ibare "slim&fit" ibareli olup, başvuruda "fit" ibaresi ayrı olarak yazıldığından, başvurunun asli unsurlarının "slim" ve "fit" ibareleri olduğu, davacının itirazına mesnet markaların asli unsurlarını da "slim" ve "fit" ibarelerinin oluşturduğu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında benzerlik ve karıştırma tehlikesi bulunduğu, zira, her ne kadar "fit" ibaresinin gıda ürünleri yönünden ayırt ediciliği zayıf ise de gerek bu ibarenin aynen dava konusu başvuruda asli unsur olarak kullanılması gerekse de davacının itirazına mesnet bir kısım markalarının asli unsurunu teşkil eden "slim" ibaresinin, dava konusu başvuruda da asli unsur yer alması karşısında, başvuruya herhangi bir ayırt edicilik katılmadığı ve markalar arasındaki ilişkilendirme ihtimalinin bertaraf edilmediği, başvuru kapsamında yer alan 30. sınıf mallarla mesnet marka kapsamında bulunan malların aynı tür olduğu, dolayısıyla somut uyuşmazlıkta, emtia benzerliğine ilişkin koşulun da gerçekleştiği, yukarıda açıklanan nedenlerle, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında, başvuru kapsamında yer alan tüm mallar yönünden iltibas tehlikesi bulunduğunun kabulü gerektiği, kötü niyet iddiasının ise ispat edilemediği, bunun yanında, davacı tarafça asıl davada ...'na da husumet yöneltilmiş ise de 11.09.2015 tarihinde açılan asıl davadan önce 19.01.2015 tarihinde adı geçen kişinin marka başvurusunu, Shems Gıda Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi unvanlı şirkete devrettiğinden ve dava tarihinden önce 27.01.2015 tarihli marka devir talep formu ile bu durumun davalı Kurum kayıtlarına geçirilmesi istenilip, dava konusu YİDK kararının verildiği tarih olan 11.07.2015 tarihinden önce 23.03.2015 tarihinde de devir şerhi sicile işlendiğinden, artık ...'na husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığı, bu itibarla, anılan davalı yönünden davanın husumet nedeniyle reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davalı ... yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, diğer davalılar yönünden açılan asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, marka başvurusuna yapılan itirazının reddine dair YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ile üçüncü, dördüncü ve beşinci fıkraları ve aynı KHK'nın 35 inci maddesi. 3. Değerlendirme İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Kanun'un 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI.SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı Kurum vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenden alınmasına, 24.09.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/5062, K. 2024/6729, T. 24.09.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2023-5062-e-2024-6729-k-dc97aead60dc