Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/5010 E. 2024/6918 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/5010
- Karar No
- 2024/6918
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/249 Esas, 2023/784 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/96 E.,2021/608 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı alıcı ile davalı satıcı arasında 1 adet 2008 model Audi Q7 araç alım satımı gerçekleştiğini, araç satış bedeli 105.000,00 euronun satıcıya ödendiğini, yapılan ödemelerin ödeme belgeleri ticari defter kayıtları bilirkişi ve gerekirse yemin delilleri ile ispatlanacağı, alıcı davacının aracı Ankara 13. Noterliğinin 18 Aralık 2012 tarihli 43636 yevmiye numaralı sözleşmesi ile Arba Sigorta Aracılık Hizmetleri Ltd.Şti'ne satıp devrettiğini, aracın hali hazır kayıt maliki bulunan Arba .. Ltd.Şti'nin aracı satmak istediğinde noter paylaşım sistemi üzerinde araçla ilgili Ankara Kaçakçılık ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunun 22.02.2017 tarihli kısıtlama şerhi ile karşılaştığını, aracı satamadığını, bunun üzerine kayıt maliki Arba .. Ltd.Şti'nin müvekkiline müracaat ederek aracı iade ettiğini, araç bedelinin kendisine ödenmek zorunda kalındığını, satıcı şirket yetkilisi hakkında buna ilişkin ... nedeniyle açılan ceza davasının halen devam ettiğini, ilk satıcı davalı tarafından davacıya satılan aracın ayıplı olduğunu, araç üzerinde halen kısıtlılık şerhi bulunduğunu, davalı satıcının ayıplı araç nedeniyle davacıya karşı sorumlu olduğunu ileri sürerek satış konusu 2008 model Audi Q7 aracın satıcı davalıya iadesiyle, satış bedeli olan 105.000 euronun iadesine, satış bedelinin 3095 sayılı Kanun'un 4/A maddesi uyarınca faiz uygulanmasına, 50.000,00 TL manevi zararın avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bu talebin kabul edilmemesi halinde semenin tenziline ve 50.000,00 TL manevi zararın avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ile davalı arasındaki satış sözleşmesinin devam ettiğini, sözleşmenin fesh edilmediğini bu aşamada araç bedeli talebinin mümkün olmadığını, davacı tarafından yapılmış bir ayıp ihbarı bulunmadığını, davacının hali hazırda aracın kayden malikinin Arba Sigorta Aracılık Ltd.Şti olduğunu ifade ettiğini, davacının dava ikame etme hakkı bulunmadığını, aktif husumet ehliyeti itirazları olduğunu, davalının hukuka uygun olarak elde ettiği ithalatçı belgesi ile davacıya ait araçta dahil olmak üzere pek çok araç ithal ettiğini, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı müfettişleri tarafından hazırlanan raporda davacıya ait aracın mahreç ülke ihraç faturası ile ithalat beyannamesine konu fatura arasında nispetsizlik olduğunun iddia edildiğini, meskür rapor baz alınarak başlatılan soruşturma ile davacıya ait aracın trafik kayıtları üzerinde ihtiyati tedbir konulduğunu, ithalatçı firma yetkilileri hakkında Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/108 E. sayılı dosyasında kovuşturma yapılmakta olduğunu, davacı yanın hali hazırda aracını kullanmakta olup el koymanın bulunmadığını, ayıbın mevcut olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince davaya konu, 06 V 1233 plakalı aracın ÖTV tutarı yatırılarak ihtiyati tedbir şerhinin kaldırıldığı ve 13.02.2020 tarihinde davacı şirket adına tescil edildiği, bu suretle davacı talebine esas olan hukuki ayıbın ortadan kalkmış olması nedeniyle davanın konusunun kalmadığı, maddi tazminat talebi yönünden konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davanın açıldığı tarihteki koşullar nazara alınarak haklılık durumuna göre maddi tazminat yönünden davacı lehine vekalet ücreti ve yargılama gideri takdirine, hukuki ayıp iddiasına dayalı olarak davanın açıldığı ve aracın davalının fiili hakimiyetinde bulunduğu hususları gözetilerek davacı tarafça kişilik haklarının hukuka aykırı haksız saldırıya uğradığı iddiasının kanıtlanamadığı davacının yerinde görülmeyen manevi tazminat talebinin de reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince aracın davacı alıcı elinde olduğu, bu hususta taraflar arasında bir uyuşmazlığın bulunmadığı, araca el koyma ve ihtiyati tedbirin kaldırılması için başvuruda bulunulduğu, Yasa kapsamında tahakkuk ettirilen 19.510,16 TL ÖTV ve tüketim vergisinin satıcı davalı tarafından ödendiği ve bu nedenle el koyma ve tedbirin kaldırıldığı, hukuki ayıbın dava açıldıktan sonra ve yasa değişikliği nedeni ile giderildiği, dava açıldığı tarih itibari ile davacının davasında haklı olduğu, dava açılmasına haksız olarak davalı taraf sebebiyet verdiği yapılan yargılama masraflarının davalı taraf üzerinde bırakılması ve davacı lehine ücreti vekalete hükmedilmesine karar verilmesinde de bir usulsüzlüğün görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalı tarafından davacıya satılan aracın hukuki ayıplı olması nedeniyle ödenen bedelin iadesi veya terditli olarak semenin tenzili ile manevi zararın tazmini istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) 182, 189 ve 193. maddeleri. 3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 30.09.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.