Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/4963 E. 2024/6887 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/4963
- Karar No
- 2024/6887
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1439 Esas, 2023/995 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 1. ... ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkiline ait "MUYA" markasının, Türkiye'de sektörün lideri haline gelmiş bir marka olduğunu ve "MUYA" esas unsurlu birçok markasını TÜRKPATENT nezdinde tescil ettirdiğini, ayrıca markanın TÜRKPATENT nezdinde tanınmış marka statüsüne alındığını davalının "MUYA" ibaresini, ticaret unvanında kullanmak suretiyle, müvekkilinin marka haklarına tecavüz ve haksız rekabette bulunduğunu ileri sürerek markaya tecavüzün tespiti ve men'ine, haksız rekabet sonucu oluşan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, şimdilik 1.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminatın, haksız rekabet tarihinden itibaren işleyecek yasal reeskont faizi ile birlikte tahsiline, ihlal niteliği taşıyan ürünlerin toplatılmasını, imhasını ve verilecek hüküm özetinin ilanına karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin ticari unvanı içerisinde bulunan ... - MUYA kelimelerinin müvekkilinin adı ve soyadının kısaltılmış hali olduğunu, davacının markası ile müvekkilinin ticaret unvanının aynı olmadığını, tarafların faaliyet alanınında aynı olmadığını, müvekkilinin ticaret unvanını kullanmasının, haksız rekabet teşkil etmesi ve davacıya zarar vermesinin hukuken mümkün olmadığını, maddi ve manevi zararın da mevcut olmadığını savunarak haksız davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "..dava dilekçesinde belirtilen internet sitesindeki kullanımların davalıya ait olmadığı, davalı kullanımının markaya tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğuna dair dosyada başkaca bir delil ve belge bulunmadığı, davalının "Muya" ibaresini, davacı markasına tecavüz olacak şekilde "ticaret unvanından ayrı olarak" marka şeklinde kullandığına dair dosyada somut herhangi bir delil/belge olmadığı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 29/06/2020 tarih ve 2019/1692 Esas- 2020/3293 Karar sayılı ilamında da, "6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunun (6769 sayılı Kanun 29/1-a hükmü ile yapılan yollama gereği m.7/3-e maddesinde yer alan "işaretin ticaret unvanı ve işletme adı olarak kullanılması" hükmü işaretin markasal kullanılması durumunda uygulanabileceğine karar verildiği, m.7/3'de işaretin ticaret alanında kullanılması halinde yasaklanabileceğinin hükme bağlandığı, 6769 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinin üçüncü fıkrasının (e) bendinin gerekçesinde söz konusu düzenleme ile 2015/2436 sayılı A.B. Marka Yönergesiyle uyum sağlandığından bahsedildiği, Yönerge'nin 3. maddesinde yer alan hükmün, yine Yönerge'nin genel gerekçesi no 19'daki açıklamalara göre değerlendirilmesi gerektiği, buna göre ticaret unvanı ancak tescilli bir markaya tescil kapsamındaki mal ve hizmetler yönünden ayırt ediciliği sağlayıcı bir işaret olarak kullanılması halinde, marka hakkına tecavüz oluşturacağının açıklandığı.." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyada davacı markasının tanınmışlığına ilişkin bir tespit yapılmamışsa da, davalı tarafça davacı markasının tanınmışlık iddiasına karşı çıkılmadığı, dosya kapsamına celp edilen marka tescil kayıtları ve dosyaya sunulan gazete haberlerinden, davacı markasının ayakkabı ve terlik emtiasında tanıtımının yapıldığı, bu emtia grubunda toplum nezdinde bilinir olduğu anlaşılmakta olduğu, tanınmış markaların tescil edildiği ve tanındığı sınıflar yönünden de genişletilmiş korumadan faydalanması mümkünse de, tüm mal ve hizmet sınıflarında mutlak korumadan faydalanması mümkün olmayıp somut olayın özelliklerinin dikkate alınması gerekmekte olduğu, davalının celp edilen ticaret sicil kaydından, "...-MUYA Dekorasyon İnşaat Ticaret" isimli ticari işletme adının 15.01.2008 tarihinden itibaren tescilli olduğu, dekorasyon ve inşaat alanında faaliyet gösterdiğinin anlaşıldığı, davalının ticari işletme adını, markasal olarak kullandığına dair dosya kapsamında somut delil bulunmadığı gibi, bilirkişilerce çeşitli internet siteleri üzerinde yapılan incelemede de, davalının işletme adını markasal kullandığına dair bir tespit yapılamadığı, davalı gerçek kişinin isim ve soyadının ilk iki harfini birleştirerek işletme adında kullanması ticari dürüstlük kuralına aykırı olmadığı gibi, 6769 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinin üçüncü fıkrasının (e) bendi gereğince davacı markası ile karıştırılmaya yol açacak şekilde markasal olarak da kullandığı ispatlanamadığından, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesi yerinde olduğu gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, meni ve refi ile maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 54 ve devamı maddeleri. 3.6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 5, 6, 7, inci maddeleri 3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 30.09.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.