Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/4851 E. 2024/7045 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/4851
Karar No
2024/7045
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1285 E., 2023/1075 K. HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Trabzon Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/169 E. - 2022/483 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde, dava dışı borçlu ...'nun imzaladığı genel nakdi ve gayrinakdi kredi sözleşmeleri uyarınca müvekkili bankadan borçlu cari hesap, ticari kredili mevduat hesabı ve gayrinakdi çek kredisi kullandığını, müteveffa ...'nun kredi sözleşmelerini müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, davalı borçluların müteveffa ...'nun mirasçıları olduğunu, dava konusu kredilerden doğan borçların ödenmemesi üzerine, borçtan sorumlu olanlara ihtarname gönderildiğini, ihtar tarihi itibarıyla mirası reddettikleri hususunda müvekkili bankaya herhangi bir bildirimde bulunulmadığını, kat ihtarına rağmen borcun ödenmemesi üzerine müvekkili bankanın alacağını tahsilen genel haciz yoluyla icra takibine başlanıldığını, borca, işlemiş faize ve tüm ferilerine itiraz üzerine davalı borçlular açısından takibin durdurulduğunu, davalı borçluların takibe itirazlarının hiçbir dayanağının olmadığını, takibi sürüncemede bırakmak adına itiraz ettiğini belirterek borçlu davalıların itirazlarının iptali ile takibin devamına ve asıl alacağın %20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... cevap dilekçesinde, davaya ve dayanağı takibe esas teşkil eden noterlik ihtarnamesine karşı süresinde itirazda bulunduğunu, tek başına ihtarnamenin delil gösterilerek aleyhine açılan itirazın iptali davasını kabul etmediğini, dava şartlarının mevcut olmadığını, talep edilen alacağın zaman aşımına uğradığını, davacı bankanın yasal yükümlülüğü gereğince davanın dayanağı olan bütün belgelerin tarafına tebliğ etmesi gerektiğini, kredi sözleşmeleri ve ferilerinin tebliğ edilmediğinden dolayı itirazlarını saklı tuttuğunu, icra takibine konu edilen borçla alakası bulunmadığını, icra takibine dayanak yapılan sözleşmenin tarafı, borçlusu ve kefili olmadığını, icra takibine konu borca rahmetli babasının kefil olduğunu, babasının kefil olduğu iddia edilen dönemde ileri derecede yaşlı olduğunu, tasarruf ehliyeti bulunmadığını, sözleşmedeki imzanın babasına ait olup olmadığının da kesin olmadığını, imzayı kabul etmediğini belirterek hukuka aykırı davanın reddini ve kötü niyetli takip nedeniyle %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir. 2.Davalı ... cevap dilekçesinde, talep edilen alacağın zaman aşımına uğradığını, davacı bankanın yasal yükümlülüğü gereğince davanın dayanağı olan bütün belgelerin müvekkiline tebliğ edilmesi gerektiğini, müvekkilinin takibe dayanak yapılan sözleşmenin tarafı, borçlusu ve kefili olmadığını, hukuka aykırı olarak müvekkili aleyhine icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin babasının kefil olduğu iddia edilen dönemde ileri derecede yaşlı olduğunu, murisin tasarruf ehliyeti bulunmadığını, sözleşmedeki imzanın murise ait olup olmadığı kesin olmadığını, murise ait olduğu iddia edilen imzaya itiraz ettiklerini belirterek haksız ve kötü niyetli davanın reddi ile %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir. 3.Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından ihtarname ile borcun ödenmesinin talep edildiğini, ihtarnameye itiraz edildiğini, müvekkillerinin doğrudan kredi borçlusu olmadığını, anılan sözleşmeleri kefil sıfatıyla imzaladığını, müvekkillerinin murisin vefat etmiş olduğu 26.08.2014 tarihi itibarıyla muaccel olan bir alacağının olduğunu davacının ispat etmesi ve bundan sonra huzurdaki davanın dinlenmesi gerektiğini belirterek davanın reddi ile haksız takip nedeniyle davacının %20 tazminata mahkum edilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davalıların murisi ...'nun dava dışı ...'nun asıl borçlu olduğu davacı ...Ş. ile imzalamış olduğu genel nakdi ve gayri nakdi kredi sözleşmelerinde kefilliğinin bulunduğu, davalılar murisinin 26.08.2014 tarihinde vefat ettiği, davalıların murisi kefil ...'nun vefat tarihi olan 26.08.2014 itibarıyla toplam nakdi kredi riski, borçlu cari hesap kredisi 516.238,81 TL, kredili mevduat hesabı 9.909,08 TL olmakla birlikte, kefil ...'nun kefalet sorumluluğunda olan bu tutarların tamamının 26.08.2014 vefat tarihinden sonra ödenmiş olduğu, murisin vefat tarihinden sonra davacı banka ile dava dışı asıl borçlu ... arasında, dava dışı ... kefaleti ile 04.12.2014 tarihinde 600.000,00 TL limitle yeni bir genel nakdi ve gayrinakdi kredi sözleşmesi imzalandığı, 18.10.2016 takip tarihi itibarıyla hesaplanmış olan yukarıda detayı yazılı nakdi kredi alacağının tamamının davalıların murisi ...'nun vefatından sonra imzalanan genel nakdi ve gayrinakdi kredi tarihi olan 04.12.2014 tarihinden sonra kullandırıldığının tespit edilmiş olduğu, bu kredilerin davalıların murisi ...'nun kefalet sorumluluğu kapsamında olmadığı, dolayısıyla davalıların sorumluluğunda olmadığı, 18.10.2016 takip tarihi itibarıyla 3 adet çek yaprağından kaynaklı 3.320,00 TL çek garanti bedeli gayrinakdi riskinin, garanti bedeli toplam 2.030,00 TL olan 3439168 ve 2017069 nolu 2 adet çek yaprağının davalıların murisi (kefil) ...'nun vefat tarihinden önce asıl borçlu müşteriye teslim edilen çeklerden olduğu hususunun bilirkişinin banka kayıtları ve kredi sözleşmelerinde yapılan incelemeler sonucunda tespit edilmiş olduğu, çek yaprakları sebebiyle yasal zorunluluk ödeme riski altında bulunan davacı bankanın bu çekler yönündeki talebinin ise yerinde olduğu,dava konusu kredi sözleşmelerine ilişkin tüm bilgi ve belgeler kendi uhdesinde bulunmakta iken ve basit bir inceleme yaparak davalıların murisinin kefaletinin bulunduğu kredi borcunun, murisin ölümünden sonra başka bir kredi kullandırılarak kapatıldığını, dolayısıyla davalıların murisinin ve davalıların sorumluluğunun bulunmadığını tespit edebilecek iken, basit bir inceleme dahi yapmadan davalılar aleyhinde takip başlatmış olmasının da kötü niyet olarak kabulü gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, genel kredi sözleşmesine dayanılarak başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 03.10.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/4851, K. 2024/7045, T. 03.10.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2023-4851-e-2024-7045-k-0fb75d814c47