Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/4770 E. 2024/6433 K. – Menfi Tespit
Konu: Menfi Tespit
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/4770
- Karar No
- 2024/6433
- Karar Tarihi
- Konu
- Menfi Tespit
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1003 Esas, 2023/899 Karar HÜKÜM : Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Düzce 4. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) SAYISI : 2021/129 E., 2021/348 K. Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; Düzce İcra Müdürlüğünün 2018/22368 E. sayılı dosyası kapsamında davalı tarafın talebi üzerine borçlular ... Yapı İnş. Taah. Müh. San. Tic. Ltd. Şti. ... ve ... ... bakımından davacı şirket nezdinde borçluların alacakları olup olmadığı hususuna ilişkin olarak 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 89 uncu maddesinin bir, iki ve üçüncü fıkraları uyarınca davacı şirkete haciz ihbarnameleri gönderildiğini, davacı şirket yetkililerinin haciz ihbarnamelerine itiraz için evrakı teslim ettikleri muhasebecisi süresinde itiraz etmeyi ihmal ettiğini, davacı şirketin dosya kapsamındaki borçlulara herhangi bir borcunun bulunmadığını, davacı şirket ile yukarıda esas numarasını belirttikleri icra dosyasına borçlu şirket arasında herhangi bir borç veya alacak bulunmadığını, nitekim davacı ile davalı arasındaki ticaret ilişkisinin sonrasında da iki şirketin birbirleri ile herhangi bir ticaret ilişkisinde bulunmadığını belirterek borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı şirketin dava dışı kalkanlar yapı aleyhine alacağının tahsili için 11.10.2018 tarihinde takip başlattığını, söz konusu icra takibinde dava dışı borçlu şirketin ticari kayıt ve defterlerinde davacının borçluları şirkete borcu bulunduğunun tespiti üzerine, icra takip dosyasından 2004 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin birinci ve ikinci fıkraları uyarınca borcun davalıya ödenmesi için ihtiyaten haciz ve ödeme müzekkeresi gönderildiğini, davacının müzekkereleri tebliğ aldığını, kanuni süresi içerisinde herhangi bir cevap vermediğini, bunun üzerine 18.02.2019 tarihinde 2004 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca borcun müvekkile ödenmesi için ihtiyaten haciz ve ödeme müzekkeresi gönderildiğini, davacının müzekkereyi 22.02.2019 tarihinde tebliğ aldığını, iş bu davayı açtığını, fakat dosya incelendiğinde anlaşılacağı üzere davacı tarafın 2004 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesi gereğince kanuni süreleri içerisinde ne ödeme yaptığını ne de menfi tespit davası açtığını, bu nedenlerle haksız ve mesnetsiz açılan davanın esastan reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne, davacının; Düzce İcra Müdürlüğü 2018/22368 E. sayılı takip dosyasındaki haciz ihbarnamelerine konu (345.714,75 TL) tutarlar nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, davacının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, davalı şirketin dava dışı ... Yapı aleyhine Düzce İcra Müdürlüğü 2018/22368 E. sayılı dosyası ile alacağının tahsili için 11.10.2018 tarihinde takip başlattığı, icra takip dosyasından 2004 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin birinci ve ikinci fıkrası uyarınca borcun davalıya ödenmesi için ihtiyaten haciz ve ödeme müzekkereleri gönderildiği, davacının kanuni süresi içerisinde herhangi bir cevap vermediği, bu kez icra dosyasından 18.02.2019 tarihinde 2004 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca borcun davalıya ödenmesi için ihtiyaten haciz ve ödeme müzekkeresi gönderildiği, davacının müzekkereyi 22.02.2019 tarihinde tebliğ aldığı, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat davası olmayan ticari dava niteliğindeki menfi tespit davalarında; dava açılmadan önce arabulucuya başvuru zorunluluğu bulunmadığı, buna rağmen davacının zorunlu arabuluculuğa başvurarak eldeki dava için öngörülen hak düşürücü süreyi geçirdiği anlaşılmış, tüm bu bilgi ve gerekçelerle mahkemece davanın hak düşürücü sürenin aşılmış olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, 2004 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesine dayalı menfi tespit istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2004 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesi, 6325 sayılı Kanun'un 16 ve 18/A maddeleri. 3. Değerlendirme 2004 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında, üçüncü kişiye menfi tespit davası açması için onbeş gün süre verilmiştir. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nda (6325 sayılı Kanun) zorunlu ve ihtiyari ayrımı yapılmadan uyuşmazlıklarının arabuluculuk yoluyla çözümlenmesinde uygulanacak usul ve esaslar düzenlenmiştir. 6325 sayılı Kanun'un 16 ncı maddesinde arabuluculuk sürecinin başlaması ve sürelere etkisi düzenlenmiş olup ikinci fıkrası "Arabuluculuk sürecinin başlamasından sona ermesine kadar geçirilen süre, zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin hesaplanmasında dikkate alınmaz." hükmünü içermektedir. Madde metninden ve gerekçesinden anlaşıldığı üzere arabuluculuğun zorunlu veya ihtiyari olmasının süreler bakımından bir etkisi bulunmamaktadır. Davalı şirket tarafından dava dışı ... Yapı aleyhine Düzce İcra Müdürlüğü 2018/22368 E. sayılı dosyası ile alacağının tahsili için 11.10.2018 tarihinde takip başlatılmıştır. İcra takip dosyasından 18.10.2018 tarihinde 2004 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca borcun davalıya ödenmesi için ihtiyati haciz ve ödeme müzekkeresi gönderildiği, davacının müzekkereyi 23.10.2018 tarihinde tebliğ aldığı, kanuni süresi içerisinde herhangi bir cevap vermediği, bunun üzerine 04.01.2019 tarihinde 2004 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca borcun davalıya ödenmesi için ihtiyati haciz ve ödeme müzekkeresi gönderildiği, davacının müzekkereyi 14.01.2019 tarihinde tebliğ aldığı, kanuni süresi içerisinde herhangi bir cevap vermediği, bu kez icra dosyasından 18.02.2019 tarihinde 2004 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca borcun davalıya ödenmesi için ihtiyati haciz ve ödeme müzekkeresi gönderildiği, davacının müzekkereyi 22.02.2019 tarihinde tebliğ aldığı anlaşılmaktadır. Davacı tarafından 05.03.2019 tarihinde arabulucuya başvurulmuş, 13.03.2019 tarihinde de arabuluculuk süreci anlaşmazlıkla sonlanmıştır. Dava ise 18.03.2019 tarihinde açılmış olup arabuluculuk görüşmelerinde geçen süre düşüldüğünde davanın 2004 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinde belirtilen on beş gün süre içinde açıldığı görülmektedir. Açıklanan nedenlerle eldeki davanın hak düşürücü süre içinde açıldığı kabul edilerek, istinaf başvurusunun esasa girilerek incelenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yukarıda belirtilen gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.