Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/4762 E. 2024/7073 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/4762
- Karar No
- 2024/7073
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/743 Esas, 2023/672 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/504 E., 2023/45 K. Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararı iptali ve marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin 2018/14721 sayılı “...+Şekil” ibareli marka başvurusu kapsamında 34 ve 35. sınıflardaki mal ve hizmetlerin yer aldığını, müvekkilince bu başvuruya yapılan itirazın önce Markalar Dairesi Başkanlığı sonrasında ise YİDK tarafından reddedildiğini, müvekkilinin “...” markaları ile birlikte kullandığı 2009/54183 sayılı şekil markasının da bulunduğunu, dava konusu başvurunun bu markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik taşıdığını, dava konusu başvurunun asli unsurunun “...” kelimesinden oluştuğunu, başvuruda yer alan “...” ibaresinin ve kalp şeklinin ayırt edicilikte geri planda kaldıklarını, buna göre müvekkili markalarının ve dava konusu başvurunun asli unsurunun ilk üç harfinin birebir aynılık taşıdığını, başvuruya konu markadaki K, E, O harflerinin yazım stillerinin müvekkili markalarındaki yazım şekillerine benzediğini, davalının müvekkiline ait tescilli markaları/ kullanılan paketleri taklit ettiğini, marka kapsamlarının da benzer ve bağlantılı bulunduklarını, müvekkiline ait “...” markalarının tütünler, sigaralar vb. ürünler için tanındığını, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin beşinci fıkrasında tanınmış markaların farklı ürünler için olsa dahi korunmalarının öngörüldüğünü, markanın fiili kullanımının da müvekkilinin markaları ile birebir aynı olduğunu, davalının ayrıca sistematik şekilde 3. kişilere ait farklı markaları taklit eden başvurular yaptığını, bu nedenlerle başvurunun kötü niyet de içerdiğini ileri sürerek, YİDK'in 2019-M-1950 sayılı kararının iptalini, marka başvurusu tescil edilmişse markanın hükümsüzlüğünü talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... İç ve Dış Tic. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; tarafların markaları arasında işitsel, görsel veya biçimsel hiçbir benzerlik olmadığını, müvekkilinin Azerbaycan ve Birleşik Arap Emirliklerinde de aynı şekilde tescilli olan ve yoğun şekilde kullanılan markalarına, davacının itiraz etmediğini, Türkiye’de sigara satın almak isteyen herhangi bir tüketicinin bir raf/reyon karşısında geçip de bir çok sigara markası arasından bir seçim yapmasının ve dilediği sigarayı kendi eliyle raftan almasının gerek hukuken gerekse de fiilen imkansız bulunduğunu, satış görevlilerinin sigarayı tüketicilere vereceğini, bu nedenle markaların karıştırılmayacağını, müvekkili başvurusunun kötü niyetli bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Davalı TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesinde; dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markaları arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, dava konusu 2018/14721 sayılı “...” ibareli marka başvurusu ile davacının "..." ibareli markaları arasında marka işaretleri bakımından işitsel, görsel ve anlamsal benzerlik bulunmadığı, dolayısıyla markalar arasında karıştırılma ihtimali olmadığı, her ne kadar "..." markası tanınmış marka olarak tescil edilmişse de 6769 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesinin beşinci fıkrasında aranan diğer şartların gerçekleşeceğine dair davacı tarafından somut delil dosyaya sunulamaması karşısında anılan maddenin uygulanması şartlarının oluşmadığı, kötü niyet iddialarının ispatlanamadığı, YİDK kararının yerinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, “...” ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet “...” asıl unsurlu markaları arasında 6769 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, görsel ve işitsel olarak başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, taraf markaları işaretleri arasında benzerlik olmadığından, davacı markalarının tanınmış olmalarının da bir tescil engeli oluşturmayacağı, dava konusu başvurunun kötü niyetli yapıldığının ispat edilemediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğüne ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2.6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci, beşinci, dokuzuncu fıkraları. 3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalıcının temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 03.10.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.