Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/4689 E. 2024/6530 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/4689
- Karar No
- 2024/6530
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/925 Esas, 2023/836 Karar HÜKÜM : Davanın reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. ... ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/120 E., 2020/370 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin 70 yılı aşkın süredir tüketim ürünleri alanında tüketicilerin ihtiyaçlarını karşıladığını, özellikle kağıt ve ıslak havlu ürünleri kategorisinde Türkiye pazarının liderlerinden olduğunu, müvekkili şirkete ait “selpak”, “selpak kağıt bez”, “selpak comfort”, “selpak soft touch” gibi “selpak” ibaresini içeren birçok marka ile tüketici nezdinde tanınmış olduğunu, 98741 sayı ile tescilli “SELPAK” markasının tanınmış marka olarak kabul edildiğini, davalının “SARPAK KARTON AMBALAJ” ibaresi ile marka başvurusu yaptığını, bu marka oluşturulurken müvekkiline ait “SELPAK” markasının ortasındaki “E, L” harflerinin “A, R” harfleri ile değiştirilerek oluşturulduğunu, “SARPAK” ibaresinin müvekkiline ait tescilli markalarla iltibas yaratacak derecede benzer olduğunu, ürünlerin hitap ettiği tüketici kitlesi nezdinde karıştırmaya neden olacağını, müvekkili şirket tarafından dava konusu markaya itiraz edildiğini, müvekkili tarafından yapılan itirazın Markalar Dairesi Başkanlığınca reddedildiğini, müvekkili şirketin bu karara itiraz ettiğini, itirazın YİDK tarafından reddedildiğini, davalının “SARPAK” ibaresini esaslı unsur olarak kullandığını, müvekkiline ait markanın uzun yıllar içinde yaratılmış ayırt ediciliğinden faydalanılmaya çalışıldığını, müvekkiline ait bir çok marka ile aynı olacak şekilde kağıt mendil ve havlu ürünleri kategorisinde tescil başvurusunda bulunulduğunu, dava konusu markanın müvekkili markaları ile karıştırılıp ilişkilendirilmesi dolayısıyla haksız rekabet ve haksız kazanca yol açacağının açık olduğunu, markaların ayniyet derecesinde benzer olduğunu, davalının kötü niyetli olduğunu, ürünlerin hızlı tüketim grubunda yer alması ve bu ürünlerin hedef tüketici kitlelerinin nitelikleri dikkate alındığında müvekkili şirkete ait markalar ile dava konusu markanın ayniyet derecesinde benzer olmaları nedeniyle karıştırılacaklarını, davalı başvurusunun müvekkili şirket adına tescilli markaların itibarına ve ayırt ediciliğine zarar getireceğini, ortalama tüketici nezdinde davalı markasının müvekkili şirket seri markalarının devamı ya da ikamesi gibi algılanacağını, dava konusu marka başvurusunun müvekkili şirkete ait markalar ile sınıfsal olarak da iltibas oluşturduğunu, taraf markaları arasında ayniyet derecesinde fonetik benzerlik bulunduğunu, tüketiciler nezdinde markaların ayırt ediciliğinin tamamen ortadan kalktığını ileri sürerek 2020-M-678 sayılı YİDK kararının iptali ile 2019/17797 sayılı marka başvurusunun tescilinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı TÜRKPATENT vekili, taraf markalarının bütüncül algı çerçevesinde farklı ticari kaynaklardan gelen farklı markalar olduğunun ilgili tüketiciler nezdinde algılanabileceğini, taraf markalarının ilişkilendirilme ihtimali dahil olmak üzere karıştırılmaya yol açabilecek derecede benzer olmadığını, SMK md.6/5’te yer alan şartların somut olayda oluşmadığını, YİDK kararının hukuka uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 2.Davalı Şirket yetkilisi, TÜRKPATENT 05.06.2020 tarihinde markayı tescil ettiğini, davacının iddia ettiği tuvalet kağıdı vb. ürünlerde imalat ve satışlarının bulunmadığını ve davacı tarafça bu yönde bir delil sunulmadığını, şirketlerinin oluklu karton-ambalajlamada kullanılan rulo karton üretimi ve satışı yaptığını, temizlik ürünlerine yönelik üretim ve satışlarının olmadığını, “SARPAK” karton markasının “SELPAK” markası ile bir benzerliğinin bulunmadığını, markanın “SAR ve PAKETLE” anlamına geldiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, taraf markaları bütün olarak karşılaştırıldığında, görsel ve işitsel olarak iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer oldukları, dava konusu markanın başvuru tarihinde, davacı markalarının tanınmış olduğunu gösterir belge ve bilginin, dosya kapsamında mevcut olmadığı, iddia edilen tanınmışlığın ispatlanamadığı, davaya konu marka ile itiraza mesnet markaların iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmalarının haricinde davalı şirketin kötüniyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu ileri sürülmediğinden kötüniyet iddiasına dayalı hükümsüzlük istemi yerinde bulunmadığı gerekçesi ile davanın kabulü ile; 2020-M-678 sayılı YİDK kararının iptaline, dava konusu 2019/17797 sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, dava konusu 2019/17797 sayılı markanın koruma kapsamı altında 16. sınıfta yer alan emtianın tamamı ile davacıya ait itiraza mesnet markaların koruma kapsamı altında bulunan ve emtianın aynı, aynı tür ve benzer emtia oldukları ilk derece mahkemesince de yerinde olarak belirlenmiş ise de, davalının başvurusuna konu, biçim, renk ve düzenleme tarzı itibariyle özgün niteliği bulunan “SARPAK KARTON AMBALAJ” ibareli marka ile davacı Şirketin itirazına mesnet gösterdiği, konu, biçim, renk ve düzenleme tarzı itibariyle özgün niteliği bulunan "SELPAK" esas unsurlu markaları arasında, markaların biçim, renk ve düzenleme tarzı itibariyle, görsel, sescil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, zira her iki markanın farklı anlamdaki hecelerle başladığı, ortalama tüketicilerin davalının başvurusuna konu işareti davacının itirazına mesnet markaları ile ilişkilendirmeyeceği, markalar arasında belirgin biçimde farklılık bulunduğu, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürün ve hizmetler için ayırdığı satın alım süresi içinde, başvuru konusu markayı gördüğünde derhâl ve hiç düşünmeden bunun davacının itirazına mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, yapılan değerlendirmede tarafların markalarının benzer olmadığı ve iltibas riski taşımadığı kanaatine varılmıştır. İlk derece mahkemesince, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 05.07.2011 tarih 2009/15005 E 2011/8289 K sayılı kararı da dayanak olarak alınmış ise de, bu kararın somut uyuşmazlık için emsal olamayacağı, zira somut olaydaki marka işareti “SARPAK KARTON AMBALAJ” iken Yargıtay ilamına konu markanın "Sp Ser-Pak" ibaresi olduğu, bu işaretlerin hem kelime hem de görsel olarak farklı bulunduğu anlaşılmıştır. Bu itibarla 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin somut olaya uygulanabilme şartları bulunmadığı için mahkemenin aksi yöndeki gerekçesi doğru bulunmadığı gerekçesiyle kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kabulü davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, marka ile ilgili Kurum kararlarının iptali ve markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Kanun'un 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI.SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 18.09.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.