Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/4481 E. 2024/6463 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/4481
Karar No
2024/6463
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/555 E., 2022/1291 K. HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Cihanbeyli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/261 E., 2021/732 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı satıcı ile davalı alıcı arasında leonardit gübre satımına ilişkin olarak yapılan anlaşma uyarınca 02.09.2014-24.06.2015 tarihleri arasında toplamda 364.240 kg leonardit gübrenin davalıya teslim edildiğini, gübrelerin satış bedelinin 126.330,80 TL olduğunu ve bedele ilişkin gönderilen faturanın 27.08.2015 tarihinde tebliğ edildiğini, ancak davalının hukuki ilişki ve teslimi inkar ederek faturayı iade ettiğini, dava konusu gübrelerin nakliyeyi yapan şoförler tarafından teslim edilerek nakliye faturası düzenlediğini ve belgenin davacı tarafından da imzalandığını ileri sürerek gübre bedeli olan 126.330,80 TL'nin faturanın tebliğ tarihi olan 27.08.2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının leonardit gübre satışı ile iştigal etmediğini, davacı ile aralarında gübre satışına ilişkin herhangi bir ticari ilişki bulunmadığını davacıdan gübre teslim almadığını, davacı tarafın sözleşme ilişkisini ispat etmesi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, nakliye yaptığı beyan olunan firmalara ait araç kayıt bilgilerinin getirtildiği, nakliye firmalarına müzekkere yazılarak ellerinde sevk irsaliyesi bulunup bulunmadığının sorulduğu ve ellerindeki belgelerin ibrazının istenildiği, ibraz edilen bir kısım irsaliyelerde davalı yana ürünlerin teslim edildiğine ilişkin herhangi bir tespit yapılamadığı, tanık olarak dinlenen kişilerin de dava konusu malı davalıya teslim ettiklerine dair bir beyanda bulunmadıkları, neticeten davacının ispat aracı olarak davalının ticari defterlerine delil olarak dayandığı, ancak davalının tacir olmadığından ticari defter tutma zorunluluğunun bulunmadığının tespit edildiği, davanın fatura alacağına ilişkin olduğu, faturaya konu malların davalı yanca teslim alındığı iddiasının ispat külfetinin davacı üzerinde bulunduğu, davacının sevk irsaliyelerine ve tanık beyanlarına dayandığı, ancak bir takım sevk irsaliyeleri temin edilemediği gibi tanık olarak dinlenen nakliye firma sahipleri/şoförlerinin de davalıya mal tesliminde bulunmadıklarını beyan ettikleri, davalının tacir olmaması ve farklı bir iştigal alanında bulunması nedeniyle ticari defter tutma zorunluluğunun da bulunmadığı, bu sebeple davacı yanın bu delile de başvuramayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, dosya kapsamına ve toplanan delillere göre; mevcut delillerin takdirinin ve kararın dayandığı gerekçenin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava; satım sözleşmesine konu satış bedelinin tahsili istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 17.09.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/4481, K. 2024/6463, T. 17.09.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2023-4481-e-2024-6463-k-2e3405610a28