Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/4328 E. 2024/6059 K.
Konu: Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/4328
- Karar No
- 2024/6059
- Karar Tarihi
- Konu
- Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/581 Esas, 2023/569 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1. ... ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/266 E., 2020/167 K. Taraflar arasındaki marka ile ilgili Kurum kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin tanınmış "cep" ibareli seri markalarını mesnet göstererek davalı şirketin 2018/36730 sayılı “easycep.com"” ibareli marka başvurusuna itiraz ettiklerini, itirazın davalı TÜRKPATENT Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun (YİDK) kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa başvurunun müvekkili markalarına iltibas yaratacak derecede benzediğini, davalı şirketin müvekkiline ait “cep” seri markalarının kullanım ve tanınmışlığından faydalanarak haksız yarar elde etmek istediğini, davalı markasının, zamanla tanınmış olan müvekkil markasının gücünün ve etkileme alanının zayıflamasına neden olacağını ve “cep” markasının, tüketici gözünde ürün veya hizmetin kaynağını belirtme fonksiyonunu giderek zayıflatacağını, davalı marka başvurusunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek YİDK'nın 2019-M-3880 sayılı kararının iptaline ve davalıya ait 2018/36730 sayılı marka başvurusunun hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 2.Diğer davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın, anlamı nedeni ile tanımlayıcı olan ve bu nedenle zaten yaygın bir kullanımı olan “cep” ibaresinin, gelişen teknoloji ile günümüzde başta bankacılık işlemleri olmak üzere birçok işlemin mobil cihazlar ile yapılması sonucu çok daha sık kullanılmaya başlanmasını fırsat bilerek, bu ibare için yüzlerce marka tescili yaptığını, birçoğunu markasal olarak kullanmadığı, bu tescillere dayanarak kötü niyetli davalar açma ve haksız kazanç elde etme çabası içerisinde olduğunu, müvekkili şirketin oluşturduğu easycep platformu aracılığıyla, istenilen marka ve model cep telefonlarının uygun fiyatlara internet üzerinden kolayca alıp satabilme imkanı tanıdığını, davacı şirketin markalarını başvurunun tescilinin istendiği sınıflarda kullandığını ispat etmesinin gerektiğini, “cep” ibaresinin, “cep telefonu”nu adlandırmak için kullanılan ve herkesçe bilinen bir cins isim kısaltması olması sebebiyle, karıştırma ihtimaline yol açmasının mümkün olmadığını, "cep" ibaresi ortaklığının tek başına markaların birbiriyle karıştırılması veya ilişkilendirilmesi sonucuna yol açmayacağını, davacının tüm markalarının tanınmış olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu markadaki “easy” kelimesinin İngilizce’de “kolay, basit” anlamına geldiği, markada anılan kelimeler birbirine bitişik yazılmakla birlikte sahip oldukları bağımsız anlamları korumaya devam ettikleri, markanın esas unsurunun bütün olarak “easycep” ibaresi olduğu, davacı yana ait markaların tamamının “cep” kök sözcük unsuru ve bu unsur etrafına eklenen ek sözcük/şekil unsurları ile oluşturulmuş işaretlerden ibaret olduğu, davacı markalarında şekil unsuru görülmemekle birlikte tamamı büyük harflerden oluşan markalarda “C-E” harfleri daha büyük punto ile yazılmakta iken “P” harfinin yarı boyutta yazıldığının görüldüğü, taraf markalarının ayırıcı unsurları olan "easycep" ibaresi ile "cep" ibaresi arasında sadece "cep" ibareleri yönünden anlamsal ve fonetik benzerlik bulunduğu, bununla beraber davalı başvurusunda "easy" kelimesinin kullanılması ile birlikte fonetik benzerliğin ortadan kalktığı, davalı markasında bulunan ve markanın ilk kelimesi olarak kullanılan "easy" kelimesinin görsel benzerliği de ortadan kaldırdığı ve davalı markasını yeterli ayırıcı özelliğe kavuşturduğu, ayrıca "cep" kelimesinin davacı markalarının emtia/hizmet konusunu teşkil eden 35. sınıf ürün ve hizmetler için cep telefonu özelliklerinden istifade edilmek suretiyle anılan ürün ve hizmetin sunulduğuna ilişkin mesaj verdiği, davacının "cep" ibareli markalarının bu yönü itibariyle 35. sınıftaki hizmetler bakımından anılan özelliği itibariyle zayıf bir marka olduğu, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin dört ve beşinci fıkralarının ancak markalar arasında fonetik, görsel, anlamsal benzerlik bulunması halinde uygulanabileceği, yine aynı Kanun'un 19 ncu maddesinin ikinci fıkrasının 6 ncı maddenin birinci fıkrasına atıfta bulunduğu, bu def'inin davalı yanca ileri sürülebilmesinin dava konusu marka ile itiraza mesnet markalar arasında karıştırılma ihtimalinin varlığına bağlandığı, taraf markaları benzer bulunmadığından anılan maddelerinin işbu dava açısından uygulama alanı bulamayacağı, kötü niyetin ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, başvuruya ayırt edicilik katılmadığını, seri marka algısı oluştuğunu, "cep" markasının ayırt ediciliğinin zayıf olduğu değerlendirmesinin yerinde olmadığını, başvurunun kötü niyetli olarak yapıldığını ileri sürerek yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "cep" ibaresinin cep telefonu yerine kullanılan bir kelime olduğu, ayırt ediciliğinin düşük olduğu, "cep" ibareli markalarında tüketicide cep telefonu aracılığıyla erişilebilen bir hizmete ilişkin olduğu algısını oluşturduğu, "cep" ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olması nedeniyle yeterli ayırt ediciliğin sağlanması halinde herkes tarafından kullanılabileceği, somut uyuşmazlıkta da "easy" ibaresinin başvuruyu davacının markalarından yeterince farklılaştırdığı, dava konusu başvuru ile davacının itiraza mesnet markaları arasında 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 27.01.2021 tarih ve 2020/1407 E., 2021/517 K. sayılı ilamında "cepeasy" ibaresinin davacının "cep" esas unsurlu markalarıyla benzer bulunmadığı, başvurunun kötü niyetle yapıldığının ispatlanamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerini tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, marka ile ilgili Kurum kararının iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.